En Sıcak Konular

Engin Ardıç


Engin Ardıç
0 0 0000

Ah paşam...



Elbette ben de takıldım, Aytaç Yalman Paşa’nın o “kilit” cümlesine... “Kürt yoktur diye eğitilmişiz” dedi.

Karda yürürlermiş de kart kurt diye ses çıkarmış, “dağ Türkleri’ne” o isim oradan verilmiş... Bu gibi saçmalıkların bizi getirip bıraktığı nokta bu işte.

Sizi hiç olmazsa yanlış eğitmişler, bizi hiç eğitmediler paşam.

Tarih dersinde “meşrutiyet dönemine” pek vakit kalmazdı yıl sonuna doğru, üniversitede de Devrim Tarihi, yalnızca son sınıfta, en sıradan hocanın verdiği en kelek dersti, “averaj yükseltmeye yarayan”, hani diş koruma, elişi falan gibi...

Ah paşam, Kemal Tahir olmasaydı (sizin onu pek sevdiğinizi de sanmam), ne dünya savaşında Süveyş Kanalı’na hem de iki kere saldırdığımızı öğrenebilecektik, ne de Mezopotamya cephesini...

Savaşın son günlerinde bastırıp Baku’ya bile girmişiz de onu dahi öğretmediler bize paşam. Başarımızı da saklamayı başarmışlar!

Kurtuluş savaşımızın ilk günlerinde, Ege köylüsünün, bir yandan on yıllık sürekli savaşın verdiği yorgunluk ve bıkkınlık, öbür yandan direnişte halkın hiç sevmediği “İttihatçı parmağı” olduğu kuşkusuyla, Yunan ordusuna pek de o kadar karşı koymamış olduğunu hatırlatan Yorgun Savaşçı’nın romanı yasaklanmış, filmi yakılmıştı, hatırlayacaksınız...

Ki, o roman, çeteleri küçümseyen, “düzenli orduya geçişi” öven bir romandı, bunu bile anlamamışlardı paşam sizin bürokrat arkadaşlarınız...

Paşam, ben 1924 yılında bir “nüfus mübadelesi” yapıldığını, kalan Rum halkın gönderildiğini de otuz beş yaşımda öğrendim, Murat Belge sayesinde.

Bırakın bu konuları araştırmak (kitap nereden bulacaktık?), Rumca şarkı çalmak dinlemek bile yasaktı.

Paşam, Atatürk’ün aşırı sigara ve kahve içmekten hem de iki kere kalp krizi geçirdiğini de elli beş yaşımda öğrendim, Andrew Mango’nun kitabından!

Attila İlhan olmasaydı, Fikriye Hanım’ı da bilmeyecektik.

Tabular yalnız Kürt meselesiyle mi sınırlı paşam?

Her Türk aydını, hatta okuma yazma bilen her Türk vatandaşı Nutuk’u mutlaka okumalı, ama ona bir kutsal kitap gözüyle bakmamalıdır, çünkü o zaman dincilerden farkı kalmaz, diyorum... Adam bana küfür ediyor paşam. Bu kadar hainlik, bu kadar bağnazlık, bu kadar körlük olur mu?

Bu gibi zavallılar kimbilir iki gündür size de ne küfürler etmişlerdir paşam, “Kürt varlığını” kabul ettiğiniz için.

Niçin paşam, niçin hiçbir şey öğretilmedi bize, öğretilen de yalan yanlış?... Şimdi öğretmeye çalışana da niçin hakaretler yağdırılıyor paşam?

Niçin tabulaştırıldı her şey, niçin saklandı, gizlendi, örtbas edildi, çarpıtıldı?

Niçin bu ülkede gerçekleri söylemek her türlü belaya hazırlıklı olmayı gerektiriyor paşam?

Falih Rıfkı, hepimizden çok daha Atatürkçü olan Falih Rıfkı, “Çankaya” isimli eserinde “İzmir’i niçin yakmıştık?” diye soruyor, bu cümle Çankaya’nın yeni baskılarından çıkarılıyor paşam... Kemalistler, en Kemalist Falih Rıfkı’yı bile sansür ediyorlar paşam.

Hani Atatürkçülük demek, gerçekçilik, çağdaşlık demekti paşam?

Tövbe, bize birşeyler öğretildi tabii... “İmtiyazsız, sınıfsız, kaynaşmış bir kitle olduğumuz” öğretildi. Hayatın içine girince imtiyazı da, sınıfı da, Hanya’yı da, Konya’yı da gördük, kaynaşmış kitleyi de şehit tabutu geldikçe anlıyoruz.

Bu işin sonu nereye varacak paşam? Yazık değil mi bu ülkeye paşam? Hep istiskale mi uğrayacağız paşam? Hep mi yenileceğiz paşam?

Siz emekli oldunuz, ben de bezdim.

Gebersem de şu Babıali denilen yılanlı çukurdan kurtulsam, diyorum zaman zaman.
 
akşam



Bu yazı 509 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 26 Eylül 2012 Tayyip gitsin de Hitler mi gelsin?
    • 15 Ağustos 2012 Atraksiyon
    • 29 Temmuz 2012 Akşam diyordun Abbas
    • 23 Temmuz 2012 Özeleştirini yap Kemal arkadaş!
    • 16 Temmuz 2012 Fransa'nın Kılıçdaroğlu'su
    • 15 Temmuz 2012 Onları geri kazanalım
    • 4 Haziran 2012 Ay birbirinizden farkınız mı vardı?
    • 26 Mayıs 2012 İç savaş istediklerini söylemiştim
    • 29 Nisan 2012 Coşku duyulacaaak... Duy!
    • 13 Nisan 2012 Osmanlıca dersi de konulsun
    • 8 Nisan 2012 Osmanlı'da garaj mes'elesi
    • 23 Mart 2012 Hatırlayalım hatırlatalım
    • 7 Mart 2012 ''Haybeden Şef Gezisi''
    • 29 Şubat 2012 Senin de adın Kemal
    • 12 Şubat 2012 Lafının ardında dur
    • 19 Ocak 2012 Aman oğlum, vururlar ha
    • 6 Ocak 2012 Zurnanın zırt dediği yere henüz gelmedik
    • 5 Ocak 2012 İlker Paşa bize de ifade versin
    • 2 Ocak 2012 CHP'yi destekliyorum
    • 19 Aralık 2011 Olmayanı olduramazsınız

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,144 µs