En Sıcak Konular

Uğur Dolgun



Uğur Dolgun
0 0 0000

Büyük devlet olabilmek



Büyük devlet olmanın önkoşullarından biri de, köklü ve şanlı bir geçmişe sahip olmanın yanında, olaylara uzun vadeli ve stratejik bir bakış açısıyla yaklaşabilmektir…

Hele Ortadoğu gibi yerkürenin en karışık ve sıcak coğrafyalarında birinde yer alınıyorsa, günübirlik politikalar hiçbir kalıcı çözümü ortaya çıkartmayacaktır…

Tahmin edildiği üzere Güneydoğu sorunundan bahsediyorum…

*  *  *

O Güneydoğu ki, Anadolu’nun Türkleşmesinde giriş kapısı rolü oynayarak, kilit bir öneme sahiptir…

Bu nedenle bölge, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulduğu ve içinde yer aldığı coğrafya açısından da, tarihimizde ayrı ve derinlikli bir anlam taşır…

Daha doğrusu taşımalıdır!

Ancak, bölgeyle ilgili bilimsel içerikli ve ciddi çalışmalar, ancak Devlet Planlama Teşkilatı’nın kurulmasının ardından -1960’ların başlarında- kendini gösterir.

Yaklaşık 40 yıllık bir süreç boyunca, -birkaç istisna hariç- bölgeye yönelik bilimsel temele dayanan kapsamlı ve stratejik içerikli çalışmalar pek söz konusu değildir…

Ortadoğu coğrafyası içinde büyük devlet olabilme potansiyeline sahip üç ülkeden birinin Türkiye olduğu düşünülürse, varın artık gerisini siz düşünün…

*  *  *

Oysa Osmanlı döneminde bile, bölgeyle ilgili ciddi araştırmalar mevcuttur...

Örneğin…

Şeref Han-ı Bitlis’inin 1597’de padişaha da sunmuş olduğu “Şerefname”, bölgede yaşayan Kürtlerin kökenlerine yönelik oldukça kapsamlı bir çalışmadır…

Bir diğer eser olan “Şeyhname” de, birçok açıdan hala referans olma özellikleri taşır…

Daha yakın tarihlere gelindiğinde ise…

Farklı bir amaca yönelik de olsa, Rıza Nur’un 1922’de İçtimai Muavenet Vekili -geçmişimizle bağlarımız çok sıkı olduğundan(!) birçokları bunun Sağlık Bakanı anlamına geldiğini de bilemeyeceklerdir- olduğu dönemde yaptırdığı, literatürde “millet-altı” olarak da geçen kabile ve aşiret yapılaşmasına ilişkin ciddi bir sosyo-kültürel inceleme söz konusudur…

Benzer şekilde, 1921-26 yılları arasında Van Havalisi Komutanlığı ve Van Vali Vekilliği görevlerinde bulunan Süleyman Sabri Paşa’nın 1928’de yayınlanan “Kürtler Hakkında Tetabbuat” adlı eseri; bölgenin coğrafi yapısını, tarihçesini ve bölgede ikamet eden aşiretleri oldukça detaylı bir biçimde mercek altına almıştır. Çalışma öylesine kapsamlıdır ki; tek tek aşiretlerin tarihleri ve soy kütükleri, bunların bölgede sahip oldukları imajlar, diğer aşiretler ve resmi kurumlarla ilişkileri, her bir aşiretin sahip olduğu inanç sistemleri ile gelenekler ve merkeze olan yakınlıkları gibi sayısız detayları kapsamaktadır… Hatta bu eserde, ancak yıllar sonra gündeme gelecek olan Kurmanç-Zaza ayrımına değinildiği de göze çarpmaktadır…  

Kendisi Kürt kökenli olmakla birlikte siyasi/kültür tarihimizde Türkçülük ideolojisinin babası olarak kabul edilen Ziya Gökalp’in “Kürt Aşiretleri Hakkında İçtimai Tetkitler” adlı çalışması da, bölgedeki millet-altı oluşumları temel almak suretiyle, Türkiye’nin kabile ve aşiret yapılarının birleşimi sonrasında aşama aşama “millet” yapısına evrildiğini ortaya koyar...

Daha sonraki dönemler ele alındığında ise, 1960’lara kadar -yine farklı amaçlarla da olsa; bölge hakkında bilimsel temelli ciddi bilgiler veren alan araştırmalarına imza atan Fuat Köprülü, 1935-75 arası dönemi kapsayan derinlikli çalışmaları bulunan Ömer Lütfü Barkan ve daha çok Şer’iye Sicil Defterlerine dayandırdığı incelemelerle adını duyuran Halil İnalcık istisna olmak üzere- bölgeyle ilgili kapsamlı çalışmaların yapılmadığı görülmektedir…

*  *  *

Oysa, devletin çeşitli kurumları ile akademisyenler tarafından göz ardı edilen ve stratejik nitelikte herhangi bir çalışmaya gerek duyulmayan bölgede, yabancı akademisyenler arka arkaya çok sayıda araştırmalar yapmışlardır…

Örneğin Martin van Bruinessen’in Güneydoğu’ya -hem de ne hikmetse(!) Varto gibi bir bölgeye- ait aşiret yapılarını incelediği kapsamlı eseri, bugün hala bu alanda öncü bir çalışma olarak kabul edilmektedir…

Ya da Hinz, Hütteroth, Helling, Herslag, Frey ve daha birçok akademisyenin bölgeye yönelik yoğun akademik ilgileri(!) olduğu görülmektedir…   

*  *  *

Yazının başında büyük devlet olmanın gereklerinden bahsetmiştik…
ABD’nin Ortadoğu ve Türkiye’deki Kürt nüfusla ilgili planlarının daha 1900’lerin başlarında oluşturulmuş olduğu bugün artık belgelere dayanan bir gerçeklik…

Türkiye ise, -gelişmeler gösteriyor ki- bu konuda hala uzun vadeli ve stratejik bir politikaya sahip değil!

Güneydoğu kelimesi, çok kısa bir süre öncesine kadar, sadece bölgesel bir tespit olarak kalmaktaydı…

Bugünlerde ulusal bütünlüğümüze yönelik ardı ardına yaşanan alçakça saldırılar, artık Kuzey Irak’a girmek de dahil, çok ciddi yaptırımları gerektiriyor…

Ancak çözüm, Kuzey Irak’a sadece girmekle kalacak -ne kadar geniş çaplı olursa olsun- askeri bir operasyonla çözülemeyecek kadar da kangren olmuş durumda…

Sahi merak ediyorum da, acaba Milli Misak ile çizilen sınırlarımız hakkında kaç kişi doğru bilgiye sahip?

İsterseniz yakın geçmişe şöyle bir göz atıp, bu sınırların nerede başlayıp nerede bittiğini yeniden gözden geçirelim…



Bu yazı 1,139 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 25 Eylül 2008 Asabı bozuk bir adamın portresi…
    • 18 Eylül 2008 Basını bekleyen tehlike?
    • 11 Eylül 2008 Yetenek önemli tabii!
    • 8 Eylül 2008 Başbakan tarihi gerçekleri de göz önüne almalı
    • 2 Eylül 2008 Biri hepimizi gözetliyor…
    • 25 Ağustos 2008 Büyükşehirlerdeki aşiretler ve terör!
    • 16 Ağustos 2008 Kontrolsüz güç!
    • 7 Ağustos 2008 Alın size Ergenekon yazısı…
    • 28 Temmuz 2008 32 kısım tekmili birden…
    • 11 Temmuz 2008 Gündemi tatil sonrasında okumak (ya da okuyamamak…)
    • 23 Haziran 2008 Tatil düşleri…
    • 16 Haziran 2008 Önümüzdeki yerel ve genel seçimlerin sonucu zaten belli…
    • 11 Haziran 2008 Giderek DP’leşen AKP’yi kim kurtaracak?
    • 6 Haziran 2008 Ya istiklal ya…
    • 3 Haziran 2008 Peki, ya sonuç?
    • 27 Mayıs 2008 Aileden Sorumlu Devlet Bakanı nerede?
    • 19 Mayıs 2008 19 Mayıs’ta İngiltere Kraliçe’sinin ziyaretini değerlendirmek
    • 15 Mayıs 2008 Magandalardan lahmacun cinayeti…
    • 10 Mayıs 2008 “Dindar” değil “dinci” olunca…
    • 6 Mayıs 2008 Siyasi istikrar…

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    13,535 µs