En Sıcak Konular

Emre Aköz


Emre Aköz
0 0 0000

Celal Bayar'ın 'Kürt' sırrı



Artık her türden bayram tebriki için cep telefonu kullanılıyor ya... Dün gelen mesajlardan biri de araştırma şirketi sahibi, siyasi danışman Erhan Göksel'e aitti ve şöyle diyordu: " Tarih bilmeyenin, ' tarih bilinci ', tarih bilinci olmayanın ' siyasal bilinci ' olmayacağını hatırlatması umuduyla Cumhuriyetimizin 84'üncü yılı kutlu olsun. "
Bu tür özlü sözleri ben de severim. Arada sırada kullanırım. Ama şunu da itiraf edeyim ki özellikle yakın tarihimiz hakkında okudukça, benim zihnim berraklaşmadı, tersine fena halde karıştı.

Dün ' cumhuriyet'ten sonra en çok işittiğimiz söz ' birlik ve beraberlik'ti. Sokakta bayrak sallayan gençten, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e dek herkes birlik ve beraberliğin öneminden söz ediyordu.
Ama mesela ana muhalefet partisi CHP, 29 Ekim vesilesiyle Çankaya Köşkü'nde düzenlenen resepsiyona katılmamıştı. Niye? " Efendim, Cumhurbaşkanını protesto ediyoruz. "
Dün bu haber duyulduğunda bazı internet siteleri maytap geçti: " Kevin Costner var, CHP yok! "
Cumhuriyet tarihinin önemli bir bölümüne aktif olarak katkıda bulunmuş bir partinin, tam da böyle anlamlı bir günde ve bu şartlar altında, resepsiyona katılmaması nasıl bir tarih bilgisinin, tarih bilincinin ve de siyasal bilincin sonucudur? Biri bunu bana anlatsın.


Aslına bakılırsa " tarih bilinci " biraz muğlak bir kavramdır. Aynı tarihi okuyanlar farklı yorumlarda bulunabilir.
" Tarih bilgisi " ise ondan çok daha nettir, kesindir, nesneldir. Neticede bir olayın meydana gelip gelmemesine dayanır.
Yine dün medyada sık sık boy gösteren sözlerden biri Atatürk fotoğrafının altına yazılan " Onu çok arıyoruz " kalıbıydı.
Sanırım şöyle bir mantık yürütülüyor: " Eğer Atatürk sağ olsaydı, PKK gibi bir bela başımıza gelmezdi. "
Haklı olabilir tabii bunu iddia edenler. Ancak burada defalarca yazdığım gibi, 1923 ile 1938 yılları arasında irili ufaklı 16 Kürt isyanı oldu bu ülkede.
Biraz tarih okudunuz mu, işte zihniniz böyle karışıyor. Atatürk gibi bir büyük liderin olduğu dönemde dahi ülkenin doğu ve güneydoğu bölgelerinde ciddi bir huzursuzluk varmış.
Yani " bu açıdan " baktığımızda hiç de aranacak ya da özlenecek bir dönem değil o 15 yıl.
Dönemin 'İktisat Vekili' Celal Bayar'ın hazırladığı ve özetle " Bu iş sadece güç kullanarak çözülmez, başka (ekonomik, sosyal, vs) tedbirler almalıyız " dediği " Şark Raporu " kaç tarihini taşıyor biliyor musunuz: 1936!
Bayar'ın önerdiği tedavi şeklinin bir benzerini geçenlerde Kara Kuvvetleri Komutanı Org. İlker Başbuğ'un ağzından da işittik.
Vaziyete bakar mısınız:
71 yıl sonra aynı konuyu tartışıyoruz.
Benzeri sorunlarla karşılaşan devletler bir çözüm üretmiş. 83 yıldır kavga ediyor, en azından 70 yıldır da tartışıp duruyoruz.
Hani bilim bize yol gösterecekti?
Bu arada hatırlatayım... İster " Kürt sorunu " deyin, ister " Doğu sorunu "... Ne ad verirseniz verin; şurası kesin: O bölgelerin en huzurlu, en sakin dönemi ne zaman biliyor musunuz?
Sıkı durun: Celal Bayar'ın Cumhurbaşkanı, Adnan Menderes'in ise Başbakan olduğu 1950-1960 arası.
Ancak kimse bu türden bir tarih bilgisine ilgi göstermiyor. Siz hiç, şu Kürt sorunu gündeme geldiğinde, " Bayar'ı ve Menderes'i arıyoruz " denildiğini işittiniz mi?
" Bu adamlar ne yaptılar da, daha önce isyan üstüne isyan patlatan bu etnik grubu teskin ettiler, sırları neydi " diye soran ve cevap arayan var mı?
Ben görmedim.

sabah



Bu yazı 702 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 23 Ağustos 2012 Yeni Anteplere dikkat!
    • 28 Haziran 2012 Suriye aynı zamanda Rusya'dır!
    • 21 Haziran 2012 Bunlar bizi kandırıyor
    • 23 Mayıs 2012 Tek emperyalist ABD mi?
    • 15 Mayıs 2012 Silivri izlenimleri (1)
    • 10 Mayıs 2012 Başkanlık sistemi: Valiyi halk mı seçecek?
    • 6 Mayıs 2012 Aşk olmadan meşk olur mu?
    • 3 Mayıs 2012 Çelişik mesajlar kafa karıştırıyor
    • 27 Nisan 2012 27 Nisan'ın da hesabı sorulacak mı?
    • 24 Nisan 2012 Stalinci olmak suç mu, değil mi?
    • 3 Nisan 2012 PKK'nın vesayet aracı KCK
    • 16 Mart 2012 Aleviler neden Sivas'ı 'yaptıranları' görmek istemez?
    • 9 Mart 2012 Hani kadınları eve kapatacaklardı?
    • 22 Şubat 2012 Seçilmişler, atanmışların kulu değil... Ya seçenler?
    • 16 Şubat 2012 Krizler bitmeyecek
    • 14 Şubat 2012 O ajanlara bir de böyle bakın
    • 10 Şubat 2012 2014 kavgası
    • 8 Şubat 2012 Kemalistler ve İsrail lobisi
    • 5 Şubat 2012 Müsamere kardeşliği
    • 25 Ocak 2012 Kemalistlerin baba kompleksi

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,744 µs