En Sıcak Konular

Fehmi Koru


Fehmi Koru
0 0 0000

Hop birader, yanlış yapıyorsun



Ekmeğini hergün yazı yazarak çıkaran birine “Arkadaş, neden şu konuda yazı yazıyorsun?” diye sormanın abesliğini biliyorum elbette; adamın görevi bu, konu edilmeye değer olmayan ayrıntıları bile 'sorun' haline getirmezse, “Bugün de ekmek paramı çıkardım” diyebilir mi?

“Neden şu konuda yazı yazıyorsun?” demek abes kaçsa da, yazdığı yazıyla devletin önemli bir kurumunun saygınlığını hedef alıyor ve saygın kurumdaki insanların küçük hesaplar peşinde koştuğunu iddia ediyorsa, birinin de, o yazara, “Hop birader, yanlış yapıyorsun” deme hakkı doğar.

Anayasa Mahkemeleri her ülkede sistemin en önemli kurumlarının başında gelir. Yüce mahkemeye atanacak insanlar kılı kırk yararak seçilir; göreve geldikten sonra da üzerlerine toz kondurulmaz. Bazı ülkelerde, bu yüzden, 'kayd-ı hayat şartıyla' (yani, ölünceye kadar) üyelik söz konusudur; bazı ülkelerde parasal sıkıntıdan kurtaracak çareler öngörülmüştür. Yıllar önce tartışma konusu edildiğinde, Anayasa Mahkemesi üyeleri için, 'açık çek' (yani, bütün harcamalarını devlete ödetme) sistemi önerdiğimi hatırlıyorum.

Bizde 1961 anayasasıyla kurulduğundan beri, Anayasa Mahkemesi, saygınlığına gölge düşürecek üyelere sahip olmadı mı? Oldu elbette. Anayasanın bazen lâfzına bazen de ruhuna aykırı kararlara imza atılmadı mı? Atıldığını da biliyoruz. Ancak toz kaldıran kararları verdiği sırada bile, o kararları eleştirirken, hiçbirimizin aklına, mahkeme üyelerinin bunu bir 'al gülüm ver gülüm' mantığı ile yapmış olabileceği ihtimali gelmedi. “İdeolojik takıntılar, ya da baskılar rol oynamıştır” diye düşünenler oldu da, üyelerin 'tamamen duygusal sebepler' ile davrandıklarını ileri sürenin çıktığını hatırlamıyorum.

Şu son gelişmeye kadar...

'Son gelişme', Anayasa Mahkemesi başkanlığına, kurumdaki en eski üye Haşim Kılıç'ın seçilmesidir. İki ayı aşkın bir süredir ara ara yapılan oylamaların sonuncusunda, Anayasa Mahkemesi'nin altı üyesi, Haşim Kılıç'ın başkanlığı yolunda oy kullandı; böylece kurumun 15. başkanı Haşim Kılıç oldu.

Hürriyet başyazarı Oktay Ekşi'nin bundan memnun kalmadığı, önce bir yazısına kısa bir girişle konuya değinmesinden, sonra da iki yazısını seçime ayırmasından belli oluyor. İtirazını “Mahkemenin başına hukukçu olmayan biri getirilir mi?” savı ile sınırlı tutsa, bunun anayasal ve Anayasa Mahkemesi'nin özellikleri açısından hiçbir mahzuru olmadığı halde, Sayıştay'dan seçildiği ve eğitimi ekonomi konusunda olduğu için, Haşim Kılıç'ın başkanlığına itiraz etmesine ses çıkarmayabilirdik. Ancak konuyu 'Nakşibendi' diye andığı Turgut Özal'a kadar uzatıp Haşim Kılıç'ın geçmiş önemli kararlarda kullandığı oyların rengi ara durağından sonra başkan seçimi sistemine getirmesi ve herhalde kendini frenleyemediği için 'kişisel çıkar' ve 'al gülüm ver gülüm' türü tespitlerde bulunması... İşin rengini değiştiriyor.

İlk gün şunu yazdı Ekşi: “Sayın Kılıç'ın bu göreve seçilmesi aslında Anayasa Mahkemesi'nin yapısını bilenler yönünden bir bakıma sürpriz sayılacak bir sonuçtur. Ancak Anayasa Mahkemesi gibi, üst düzey yargıçların görev yaptığı bir ortamda bile 'al gülüm-ver gülüm' mekanizmasının işlemesi, orada bile kişisel çıkarların ön plana geçtiğinin kanıtıdır.”

Ertesi gün, Anayasa Mahkemesi'ne ek olarak başka yargı kurumlarında ve devletin seçimle gelinilen diğer organlarında yapılan seçimlere de yaygınlaştırdı itirazını Oktay Ekşi; ağzını da bozarak... “Yukarıda verdiğimiz somut örneklerin kirli pazarlıklar ürünü olduğunu katiyen söylemiyoruz” cümlesini izleyen şu tespiti tüyleriniz diken diken olmadan okuyabilecek misiniz bakalım: “Sadece bu yüksek kurumlarda yapılan seçimlerin daha seviyeli bir anlayışla cereyan etmesi gerektiği yolundaki ortak dileği su yüzüne çıkarmak istiyoruz. / Aksi halde kötü paranın iyi parayı kovması gibi, yeteneksizler yeteneklileri kovuyor.”

'Seviyesizlik' ve 'yeteneksizlik' ile suçladığı kişilerin YÖK üyeleri, Yargıtay, Danıştay, Anayasa Mahkemesi gibi yüksek yargı kurumlarının üyeleri olduğunu unutmayınız.

Oktay Ekşi bir yazar, her yazar gibi istediğini yazar; ancak her yazar gibi hem 'basın ahlâk ilkeleri'ne hem de hakareti cezalandıran yasalara riayet etmekle o da yükümlüdür.

Yoksa değil midir? Oktay Ekşi'nin istediği kişilere hakaret etme imtiyazı mı var? Varsa, bu hakkı nereden, hangi kurumdan alıyor?

yenişafak



Bu yazı 482 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Eylül 2012 Ak Parti kongresinin düşündürdükleri...
    • 28 Eylül 2012 Yalan dünya, hem de ne yalan
    • 23 Eylül 2012 Tartışma sağlık alametidir
    • 20 Eylül 2012 Darbeler, CHP ve Deniz Baykal...
    • 18 Eylül 2012 CHP’nin özrünün anlamı
    • 16 Eylül 2012 Hayasızca saldırının düşündürdükleri
    • 11 Eylül 2012 O da bir gün bitecek...
    • 9 Eylül 2012 Ne olur, ne olamaz...
    • 6 Eylül 2012 Suriye politikasına yeniden bakmak
    • 29 Ağustos 2012 Türkiye Pakistan, Hatay da Peşaver değil...
    • 26 Ağustos 2012 Hayatları oyun
    • 19 Ağustos 2012 Orhan Pamuk tiksiniyormuş, ben acıyorum...
    • 14 Ağustos 2012 Milletvekili neden kaçırılır?
    • 12 Ağustos 2012 ‘Yeni gazetecilik’ denen şey
    • 9 Ağustos 2012 Tuzak varsa tedbir nerede?
    • 3 Ağustos 2012 Komutan tanıklık yaptı
    • 31 Temmuz 2012 Abdullah Gül ‘yeniden’ ha, gerçekten mi?
    • 24 Temmuz 2012 Kılıçdaroğlu siyaseti kirli (mi) görüyor
    • 18 Temmuz 2012 CHP’nin Ak Parti açmazı
    • 17 Temmuz 2012 CHP makas değiştirirken...

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,729 µs