En Sıcak Konular

Mustafa Ünal


Mustafa Ünal
0 0 0000

Karar milletin



Her ne amaçla konursa konsun 'sandık' her zaman büyük bir imkândır, kıymetinin iyi bilinmesi gerekir. Sandığın partiler arasında tercihin yapıldığı seçimler dışında da işlevi vardır. Referandum örneğin... Gelişmiş demokrasilerde halka sıkça gidilir. Basit ve sıradan sorunlar bile sandığın konusu olabilir.
Biz halk oylamasına alışkın bir toplum değiliz. Sandığı daha çok seçimlerden tanıyoruz. Referandum tarihimiz pek zengin değil, 50 yılda kararın halka bırakıldığı örnekler çok az, bir elin parmaklarını geçmez. Türkiye için bunalımdan çıkış için bir çare ve yol olabilir. Sorunların çözümünü başka adreslerde aramaktansa halka gitmek daha doğrudur. Bazı kesimler halkın oyuna girmesinden, süreçlere müdahil olmasından yana değil. Halka güvenmezler çünkü. Seçim sonuçlarına bile burun kıvırdıklarını 22 Temmuz'un sonrasında gördük.

Üç ay sonra, bugün yine sandık başındayız. Mühür vatandaşın elinde... Malum, mühür kimdeyse Süleyman odur. Bir günlüğüne de olsa bu sultanlığın keyfini çıkarmak lazım. Üstelik basit bir konudan değil, çok önemli bir sorunun cevabı için gidiyoruz sandığa: Cumhurbaşkanını kim seçsin? Milletin bizatihi kendisi mi yoksa vekilleri mi? Karar günü bugün.

Son altı ayda cumhurbaşkanı seçimiyle başlayan siyasi gelişmeler henüz unutulmadı, sıcaklığını koruyor. Sandık işte bu sürecin sonunda bir fırsat olarak ortaya çıktı. Doğrudur, bugün gündemde cumhurbaşkanlığı sorunu yok. 22 Temmuz'da oluşan yeni Meclis problemi çözdü. Peki, yarın ne olacak? Abdullah Gül'den sonra 12. cumhurbaşkanı nasıl seçilecek? Bugün vereceğimiz cevap belirleyecek bunu.

Sorun gündemden düştüğü için referandumun heyecanı yok. Partiler, sivil toplum örgütleri kampanya yapmadı. Görüşünü ortaya koymakla yetindi. Önemine rağmen önceki reformlarda olduğu gibi sokağa, halka mal olmadı. Anlamı ve önemi konusunda toplum tam bilgilendirilmedi. O yüzden sandığı değersiz ve anlamsız diye algılayanlar küçümsenmeyecek oranda.

Oysa akşam belli olacak sonuç ne kadar da önemli; 'Evet' çıkarsa cumhurbaşkanlığı seçiminde inisiyatif tümüyle millete geçecek. 'Hayır'da ise sistem aynen devam edecek. Cumhurbaşkanlığı seçimi Meclis'e, vekillere bırakılacak. Bugün olduğu gibi... Nereden bakarsanız bakın iki yol arasında büyük fark var. Cumhurbaşkanlarını millet mi Meclis mi seçecek, akşam belli olacak.

Bugünkü halkoylamasının sonucu kadar katılım oranıyla da sert tartışmaların konusu olacağı kesin. Halkın ilgisizliğini gören bazı siyasi partiler, öncesinden pozisyonunu buna göre aldı. Anamuhalefet partisi CHP 'sandığa gitmeyin' çağrısı yaptı. Doğrusu cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili konularda CHP'nin izlediği politika çok ilginç... Olayın dışında kalmayı yeğliyor. Abdullah Gül'ün seçildiği cumhurbaşkanlığı seçimlerini boykot ettiler, hiçbir CHP milletvekili oy kullanmadı. Şimdi de halkın sandıktan uzak durmasını istiyor CHP yönetimi. Ne Meclis'teki seçime katkı yaptı ne de halkın seçmesine olumlu veya olumsuz destek verdi.

Anamuhalefet partisinin, hayır oranı ile katılmayanları alt alta toplayarak siyasi üstünlük elde etmeye çalıştığı ortada. Katılım oranı düşük çıkarsa meşruiyet tartışması başlatacağı kesin. Öncesinden bunun işaretlerini verdi. Sadece CHP değil siyasetin dışından bazı kesimler de hesaplarını bunun üzerine yapıyor. Sandıktan 'evet'lerin çok çıkması AK Parti'nin zaferi olmaz, 'hayır'ların yüksekliği de CHP hanesine yazılmaz. Katılmayanların oranı üzerinden siyasi menfaat devşirilemez.

Katılım oranıyla, evet ve hayır tablosu siyasete yansıyacak, partilere propaganda malzemesi olacaktır. Bunlar yan etkileri asıl önemli olan, cumhurbaşkanlığı seçim sistemine yapacağı etki. Soru basit: Evet mi hayır mı? Ancak cevabı çok anlamlı...

zaman
 



Bu yazı 219 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 26 Eylül 2012 Balyoz duruşu
    • 23 Eylül 2012 'Balyoz' yok sayılamaz
    • 19 Eylül 2012 Menderes'in kabrinde bir CHP lideri
    • 5 Eylül 2012 İki görüşme...
    • 29 Ağustos 2012 Çiçek'in çıkışı
    • 1 Ağustos 2012 Tutukluluk avantaja dönüşmemeli
    • 29 Temmuz 2012 Rüya gibi
    • 25 Temmuz 2012 Suriye nelere gebe?
    • 18 Temmuz 2012 CHP değişir mi?
    • 1 Temmuz 2012 Davutoğlu ile Suriye...
    • 27 Haziran 2012 Cevap, yeri ve zamanı geldiğinde...
    • 20 Haziran 2012 Dağlıca yine dağladı
    • 17 Haziran 2012 7+5 senaryoları
    • 13 Haziran 2012 Kürtçe derste tarihî adım
    • 8 Haziran 2012 İyimser hava
    • 30 Mayıs 2012 'Hassas ve gerilimli iş'
    • 23 Mayıs 2012 Meclis'te Erdoğan barışı
    • 18 Mayıs 2012 Rota başkanlık sistemi
    • 16 Mayıs 2012 Tutuklu vekillere yasayla tahliye yok
    • 9 Mayıs 2012 28 Şubat'ın dalga boyu

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    7,047 µs