En Sıcak Konular

İbrahim Karagül


İbrahim Karagül
0 0 0000

3. dünya savaşı çıkar' ne demek?



Tezkere tartışmalarından önce, tartışma sırasında, oylama öncesinde ve oylama sırasında devam eden ABD'den gelen açıklamalar nasıl da değişti. Washington, birkaç yıldır devam eden oyalama taktiklerinin işe yaramadığını gördükten sonra yarı uyarı yarı tehdit şekline dönüştürdüğü açıklamaları giderek sertleştiriyor. Sanki bir "müdahale" olmasa Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilerde çok ciddi bir kırılma yaşanacağı izlenimini veriyor.

Bir taraftan Ermeni soykırımı tasarısının Temsilciler Meclisi Genel Kurulu'na gelmeyebileceğini söylerken diğer taraftan Kuzey Irak'ta girişilecek bir "macera"nın Türkiye'ye zararlarını sıralamaya çalışıyor ve kesinlikle kendisinden onay alınmadan bir eyleme girişilmemesini istiyor. Bunu yaparken de, 11 Eylül sonrasında ortaya koyduğu doktrinlerin hepsini bir unutmuş görünüyor.

K. Irak yönetiminin ve Bağdat'ın açıklamaları daha farklı bir kategoride değerlendirilebilir. Bu merkezlerden birkaç gündür yapılan açıklamaların tamamen iyi niyetli olduğunu varsaysak bile hem işbirliğinin nereye kadar olacağı hem de sonuç doğurup doğurmayacağı konusunda ciddi şüpheler var.

Ancak benim için en önemli gelişme ABD Başkanı George Bush'un dünkü basın toplantısında sarfettiği cümleler oldu. Dünya liderlerine seslenen ABD Başkanı'nın; "Üçüncü dünya savaşının çıkmasını istemiyorsak, İran'ın nükleer silaha sahip olmasını engellemeliyiz" sözü bölgenin ve dünyanın ne vahim tehditlerle yüz yüze olduğunun açık kanıtı.

İşte bu en kötü senaryo. Eğer biz, bugüne kadar aynı konuya dikkat çekmek için sayısız yazı yazarak abartmışsak, dünyanın en güçlü ülkesinin başkanı da abartmış demektir. Üçüncü ya da Dördüncü dünya savaşı ifadelerini içeren yazılarda, paranoya yaymayı değil, çoğu zaman dikkat etmediğimiz ancak sessiz ve derinden devam eden küresel bölünmeyi, bunun nelere yol açacağını açıklamaya çalıştık hep. İçin için yanan bir dünya var ve belli yerlerde yaşanan patlamalarla bunu fark edebiliyoruz ancak.

Tam da Türkiye'nin K. Irak'la ciddi kriz yaşadığı günlerde çevremize ve dünyamıza bakmayı ihmal edersek, bu krizin boyutlarını görme şansımız olmayacak. Bütün gelişmeleri Türkiye'deki iç siyasi gerilime, sivil asker uzlaşmazlığına dayandıran, sadece demokrasi ile sınırlı gören entelektüel kibir ve basiretsizlik örnekleri, ne yazık ki gerçeğin kapılarını dünyanın kapılarını aralamamıza engel oluyor.

Putin Tahran'a gidiyor. Hazar ülkeleri liderleriyle dünyaya meydan okuyor. ABD ve müttefiklerine açıkça; "İran'a saldıramazsınız. Hazar'dan uzaklaşın. Afganistan'dan çıkın. Orta Asya'dan uzak durun" diyor ve ABD'nin kurmaya çalıştığı dünya düzenine açıkça tavır alıyor. Aynı şekilde Çin, altı ülkenin katılacağı Almanya'daki İran toplantısına katılmayacağını açıklayıp, "ABD'nin aklına ihtiyacımız yok" diye duyuruyor. ABD etkisi Orta Asya ve Hazar çevresinde belirsizleşmeye başlıyor.

Aynı anda ABD en yakın müttefikini soykırımcı ilan ediyor. Terör ve Irak konusundaki endişelerini paylaşmak bir tarafa daha da artırıyor. Ve bu müttefik, teröre karşı ABD ve yakın dostlarından değil, komşularından ve Washington'ın dünya savaşıyla tehdit ettiği ülkelerden destek alabiliyor.

Türkiye'nin önünde çok ciddi bir ikilem var: Kürtlerle ilişkilerinin geleceği için ya savaş ya barış diyecek. Bu tercihin sonuçlarına göre bir gelecek tayin edecek. Ancak barışın da savaşın da şartlarını Türkiye veya Kürtler belirlemiyor artık. Ne yazık ki bu böyle. Oyunun kurallarını Türkiye'nin müttefikleri belirliyor ama nedense hepsi Türkiye'nin aleyhine gelişiyor.

Dünyadaki tehlikeli kamplaşma ve aslında düşük yoğunlukla devam eden savaş, İran'ın nükleer silahları ya da bir başka gerekçeyle açık bir çatışmaya dönüşürse, merkezde yer alacak ülkeler İran, Suriye ve Türkiye olacaktır. Çünkü kırılma, genel anlamıyla küresel ölçekli olsa da, şiddetini Türkiye'nin merkezinde yer aldığı bölgede hissettirecek. Artık bu bölgesel savaş mı olur, dünya savaşı mı olur bilmiyoruz. Ancak Türkiye'nin hem dünya barışının hem de dünya savaşının önemli aktörlerinden biri olacağını biliyoruz.

yenişafak



Bu yazı 700 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 20 Nisan 2012 Türk-Kürt-Sünni..
    • 30 Mart 2012 Suriye satrancı, İsrail'e askeri üs
    • 16 Şubat 2012 En tehlikeli ihtimal: Ya savaş tersine dönerse!
    • 10 Şubat 2012 Hesaplaşma: Kim kimi tasfiye edecek?
    • 2 Aralık 2011 Bitti Esad, gerçekten bitti..
    • 18 Kasım 2011 Artık, Suriye ile savaş halindeyiz!
    • 9 Eylül 2011 Evet, Tahrir'de konuş! Tarihi değiştir! De ki...
    • 18 Ağustos 2011 İran-Suriye ve PKK: O 'kart' yine masada..
    • 10 Ağustos 2011 Altı saat ne konuştular?
    • 27 Temmuz 2011 Ölüm koalisyonu Haçlı savaşçıları..
    • 22 Temmuz 2011 Avrupa Birliği parçalanıyor..
    • 29 Nisan 2011 Cuma, öfke, kan...
    • 10 Şubat 2011 Barış beklerken savaş gelmesin!
    • 31 Aralık 2010 Bir casusa bu kadar para veriliyor mu!
    • 29 Aralık 2010 İki not ve bir kirli ittifak!
    • 24 Eylül 2010 İsrail-PKK bağlantısı bu işi bozabilir mi?
    • 3 Şubat 2010 Bu toplantı hiç de hayra alamet değil!
    • 17 Aralık 2009 İran-Suudi savaşına doğru mu gidiyoruz?
    • 8 Aralık 2009 Reşadiye'den kim ne mesaj veriyor?
    • 28 Ekim 2009 Birileri tarih yapıyor, bunu kimler yazacak?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,662 µs