En Sıcak Konular

Fehmi Koru


Fehmi Koru
0 0 0000

Terörün arka-planı



Önce size bir soru: “Türkiye eninde sonunda Avrupa Birliği'ne üye olacak mı?”

Soruyu benim değil de değişik ülke halklarının siyasal eğilimlerini yansıtmak üzere yola çıkmış bir araştırma grubunun sorduğunu farz edin. Hatta işin içine biraz daha heyecan katmak için hayalinizi geniş tutun ve aynı sorunun Avrupa'nın değişik ülkelerinden insanlara da yöneltildiğini düşünün. Ortaya nasıl bir sonuç çıkmış olabilir?

Böyle bir soru Avrupa'nın değişik ülkelerinde soruldu ve “Türkiye eninde sonunda AB'ye üye olur” cevabını en tereddütlü veren bizim kendi insanlarımız çıktı; ülkemizin AB üyesi olacağına her dört Türk'ten yalnızca biri (yüzde 26) inanıyor. Oysa AB ortalaması yüzde 56... İngiltere (yüzde 73) ve Hollanda'da (yüzde 72) her dört kişiden üçü “Türkiye bir gün AB üyesi olur” diyor sözgelimi. Almanya'da oran yüzde 62. Oranın düşük olduğu Fransa (yüzde 31) bile Türkiye'den umutlu olmada Türklerin önünde...

German Marshall Fund adlı düşünce üreten kuruluşun her yıl yaptığı araştırmanın sonuncusu dünyanın gittiği istikametin ipuçlarıyla dolu. Türkiye'nin bir gün AB üyesi olacağını düşünen ülkelerde soruyu “Türkiye'nin girmesi iyi olur mu?” biçiminde değiştirdiğinizde çok farklı sonuçlar alınıyor. “İyi olur” diyenler (yüzde 22) derhal azalıyor, “İyi olmaz” diyenler (yüzde 31) artıyor; “İyi de olmaz kötü de” diyen ortadakilerin oranı en yüksek (yüzde 42). Türkiye'nin üyeliğine en fazla Fransızlar (yüzde 49) ve Almanlar (yüzde 43) karşı çıkıyorlar.

Avrupa halklarının Türkiye'nin AB üyeliğine bakışında bir önceki yıldan buyana fazla bir değişiklik yok; esas değişiklik Türkiye'den AB'ye bakışta: “Türkiye'nin AB üyeliği iyi midir?” sorusuna bir yıl önce “Evet, iyidir” diyenlerimizin oranı yüzde 54 iken, son yıl içerisinde yüzde 14'ümüz fikir değiştirmiş görünüyor (oran şimdi yüzde 40). Tek teselli, AB üyeliğine olumlu bakanlarımızın hâlâ en kalabalık grubu oluşturması...

Araştırma sonuçları Avrupalıların dünyanın gidişinden hiç memnun olmadıklarına işaret ediyor. Sorunlara sağlıklı bir bakışı da yansıtıyor sonuçlar. Sözgelimi “Uluslararası tehditlere karşı ne tür tedbir alınsa iyi olur?” sorusuna “Askerî çözüm” cevabını verenler (yüzde 20) küçük bir azınlık; buna karşılık ihtiyacı olan ülkelere yardım edilmesini (yüzde 84), başka ülkelerin davranışlarını etkileyici bir unsur olarak ikili ticaretin artırılmasını (yüzde 74) isteyenler çoğunlukta. Bu alanda da Atlantik'in iki yakasının birlikte hareket etmesi beklentisi hâkim.

Raporun bizi ilgilendiren özel bölümü 'Türkiye'nin artan tecridi' başlığını taşıyor. Görüşlerine başvurulan Türkler dünya olaylarında ABD ve AB'nin liderlik yapmasına kuşkuyla bakıyorlar. Bush'un politikalarını tasvip edenlerimizin oranı yalnızca yüzde 3. ABD ve AB'ye karşı hislerimizde olumsuza doğru bir yönelim görülüyor.

İlginç olan, giderek, kendi içimize kapanma görüntüsü vermemiz; araştırmada 'tecrit' denmesi bu yüzden... Bir yıl önce İran'ı daha yakın buluyormuşuz, bu yıl onu da kaygıyla izlemeye başlamışız (2006: yüzde 43; 2007: yüzde 30). Rusya (yüzde 21) ve Çin'e (yüzde 28) karşı da hislerimiz soğumuş, araştırmaya göre...

Rakamlar zaten soğuktur da, bu denli dünyadan kaygılı olmanın da iç ürperten bir etkisi var. Teknolojiyle küçülen dünya ülkeleri birbirine yaklaştırırken zihniyet dünyamızda global gelişmelerden kopma ihtimalini tedirgin edici buluyorum. Bu tabloyu oluşturan dış şartlardan en fazla bizim etkilenmemiz, bir süre sonra, gelişmeleri etkileme gücümüzü zedeleyebilir.

Yazıya bir soruyla girmiştim, fazla tepeden inme bulsanız da yine bir soruyla bitirmek istiyorum: “PKK ve destekçileri Türkiye'yi iyice içine kapatacak bir yöntem olarak terörü azdırıyor olmasınlar?”

yenişafak



Bu yazı 581 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Eylül 2012 Ak Parti kongresinin düşündürdükleri...
    • 28 Eylül 2012 Yalan dünya, hem de ne yalan
    • 23 Eylül 2012 Tartışma sağlık alametidir
    • 20 Eylül 2012 Darbeler, CHP ve Deniz Baykal...
    • 18 Eylül 2012 CHP’nin özrünün anlamı
    • 16 Eylül 2012 Hayasızca saldırının düşündürdükleri
    • 11 Eylül 2012 O da bir gün bitecek...
    • 9 Eylül 2012 Ne olur, ne olamaz...
    • 6 Eylül 2012 Suriye politikasına yeniden bakmak
    • 29 Ağustos 2012 Türkiye Pakistan, Hatay da Peşaver değil...
    • 26 Ağustos 2012 Hayatları oyun
    • 19 Ağustos 2012 Orhan Pamuk tiksiniyormuş, ben acıyorum...
    • 14 Ağustos 2012 Milletvekili neden kaçırılır?
    • 12 Ağustos 2012 ‘Yeni gazetecilik’ denen şey
    • 9 Ağustos 2012 Tuzak varsa tedbir nerede?
    • 3 Ağustos 2012 Komutan tanıklık yaptı
    • 31 Temmuz 2012 Abdullah Gül ‘yeniden’ ha, gerçekten mi?
    • 24 Temmuz 2012 Kılıçdaroğlu siyaseti kirli (mi) görüyor
    • 18 Temmuz 2012 CHP’nin Ak Parti açmazı
    • 17 Temmuz 2012 CHP makas değiştirirken...

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,383 µs