En Sıcak Konular

Ahmet Kekeç


Ahmet Kekeç
0 0 0000

Peki şimdi ne olacak paşam?



Hilmi (Özkök) Paşa için hep, ‘entelektüel asker’ derlerdi. Entelektüel, bilgili, donanımlı...

Diğer entelektüellerden farkını vurgulamak için de, ‘AB yanlısı bir demokrat’ olduğunu söylerlerdi.

Bunları 28 Şubat günlerinden beri duyup duruyoruz.

Öyle midir, bilmiyorum.

Ne yaptığınızda size ‘entelektüel’ diyorlar?

Habermas’tan bahsettiğinizde, ‘bilgi’ kavramına bir de ‘asker’ nokta-i nazarından tanım getirdiğinizde, postmodernitenin ‘görüldüğü yerde başı ezilecek bir düşman’ olduğunu söylediğinizde mi?

Hilmi Paşa’nın boğuntuya getirip, konuşmasının arasına Popper, Fukuyama ve Habermas’tan cümleler sıkıştırdığını hatırlamıyorum.

Pek konuşmazdı.

Konuştuğu zaman da, hiç kimseyi üzmeyen, her tarafa çekilebilir, genelgeçer laflar ederdi.

Mesleki konuların dışına çıkmaz. tanım peşinden koşmazdı... ‘Dur bir konuşayım da, analar ne entelektüeller doğuruyor görsünler’ demezdi.

Hulasa...

Postmedernitenin aslında ne demek olduğunu, bir de Hilmi Paşa’dan öğrenmek zorunda kalmazdık. Hele, ‘...devleti, iktidarı güçsüzleştirmeye çalışan, her şeye geçici bir gözle bakan, kuralsızlığın kural olduğu bir dünya görüşüdür’ tespitini duyup, ‘Bu muymuş postmodernizm?’ demezdik.

Daha doğrusu, Hilmi Paşa bize, ‘Ne işi var Habermas’n burada?’ dedirtmezdi.

Farklıydı.

Fakat Fikret Bila’ya (Hikmet miydi yoksa?) verdiği röportajı okuduktan sonra ( ‘Fırtınalı günlerin komutanı anlatıyor’) kafamdaki ‘farklı komutan’ imajı değişti.

Gene farklı biri de, buradaki fark, bakış ve refleksler itibariyle diğerlerinden farklı olmaması..

İnsan ister istemez ‘Bu muymuş entelektüel Özkök?’ diye düşünüyor.

Gerçi biz bu ülkede damardan ve meslekten entelektüellerin içler acısı hallerini de gördük, yaşadık, biliyoruz, Hilmi Özkök bunların yanında Wittgenstein gibi kalıyor ama, ne bileyim, daha farklı şeyler bekliyor insan.

Anlattıkları, genel olarak doğru.

Ben de komutan olsam böyle konuşurdum.

Mesela ne diyor?

İhtilal çare değildir.

Doğru.

İhtilal çare değildir.

Siyasetçi olmadan hiçbir şey olmaz.

Doğru...

Siyasetçi olmadan hiçbir şey olmaz.

Bazen yangını yangınla söndürmek lazım.

Doğru...

Bazen yangını yangınla söndürmek lazım.

Fakat, 35. madde de çare değildir.

Sen hem anayasal düzeni koruduğunu söyleyeceksin, hem de ‘35. madde böyle diyor’ diyerek, yani (esasında)yasaların vermediği bir yetkiyi kullanarak anayasal düzeni ortadan kaldıracaksın.

Başarırsan Cumhurbaşkanı yapacaklar.

Başaramazsan asacaklar.

Hem, rejimi korumak neden bir tek askerin görevi oluyormuş?

Ne tür tehlikelere karşı rejimi korumak?

Tehlike kıstasları nedir? Kim yapacak bu değerlendirmeyi? Asker mi, parlamento mu?

Her ikisi birden mi?

Peki, korumaya bu kadar can attığımız ‘rejim’ nedir?

Nasıl bir şeydir?

Cumhuriyetten, parlamentodan, hükümetten, kuvvet erklerinden, siyasal partilerden, yasalardan ve bütün bunların temsil ettiği ‘değerler sitemi’nden farklı bir şey midir?

Nedir?

Bize Cumhuriyete ve demokrasiye sahip çıkmamızı söylediler ama rejimle ilgili bir şey demediler.

Peki şimdi ne olacak?

star gazetesi



Bu yazı 310 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 26 Eylül 2012 Balyoz ve empati
    • 5 Temmuz 2012 Hükümeti ve cemaati çökertecek tek isim
    • 26 Haziran 2012 Ben olsam bu gazetecileri sürerdim cepheye
    • 20 Haziran 2012 Bu yazıyı Kürt kardeşlerim okusun
    • 4 Haziran 2012 Nerede bu inek?
    • 28 Mayıs 2012 Kana kan istermiş!
    • 14 Mayıs 2012 ‘Kes zırvalamayı’
    • 1 Mayıs 2012 Menderes de cami yıktırmış... Ne utanmaz adamlarsınız siz!
    • 20 Nisan 2012 Erol Özkasnak
    • 12 Nisan 2012 Suriye’yle savaşa mı giriyoruz?
    • 10 Mart 2012 ‘Zavallı Başbakan’
    • 29 Şubat 2012 Paşa niçin kendini öptürmedi?
    • 27 Şubat 2012 Bizi yormayın kardeşim
    • 17 Şubat 2012 Siz kimi kandırıyorsunuz?
    • 3 Şubat 2012 Rezil olmaya doymadınız mı?
    • 1 Şubat 2012 İyi ki sivil vesayet varmış, şerrinizden korunuyoruz
    • 19 Ocak 2012 Denktaş’ı diriltmek mi?
    • 14 Ocak 2012 Hangi gazeteciler valiz hazırlıyor?
    • 12 Ocak 2012 Kozinoğlu hakkında korkunç karartma
    • 2 Ocak 2012 İlan ediyorum: Hiç yüzleri kızarmayacak!

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,111 µs