En Sıcak Konular

Mehmet Barlas


Mehmet Barlas
0 0 0000

Mevlana'yı biz anladık mı ki Japonlara doğru anlatalım?



Konya'daki Mevlânâ Kültür Merkezi'nin açık sema alanını çevreleyen beton şerit üzerinde 11 değişik dilde yazılan Mevlana'nın "Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol" özdeyişi Japonca çevirisinde "Olan şeyi gibi olmakla aynı zamanda ya da olmak için olduğu gibi olan şeyi olunuz" anlamına geliyormuş.
Süperpoligon.com'da okuduğum habere göre Mevlânâ dostu bir Japon olan Yumiko Kase, üç yıldan beri Konya'daki Mevlânâ Kültür Müzesi'nin girişinde bulunan bu Japonca yazının Mevlânâ'yı ve Türkiye'yi Japonya'da internet sitelerinde alay konusu yaptığını da söylemiş...
Kase "En acısı da bu yazıyı görenler, Mevlânâ veli miydi, deli miydi diye düşünüyor. Bu hatanın giderilmesini istiyoruz" diyormuş.
Bence Zincirlikuyu Mezarlığı'nın kapısındaki "Her Canlı Ölümü Tadacaktır" yazısını da, Mevlana'nın özdeyişini çeviren Japon dili uzmanına verip, bunun Japonca'sını da kapıya yerleştirmeliyiz. Bakarsınız bu da "Canlılar ölmeden yemeklerin tadına varamazlar" veya "Ölümün tadı canlının mutfağındaki en büyük lezzettir" falan diye çevrilir.

Yabancı tatlar
Böylece Japonlar Kobe bifteğinin de, suşinin de, teriyakinin de kıymetini yaşarken anlarlar.
Aslında Japon mizahının yabancı tatlara karşı ne kadar acımasız olduğunu herkes bilir.
Dünyadaki bütün ilgi çekici şeylerin fotoğrafını çeken Amerikalı turistin çekemediği tek olay "harakiri"ymiş. Bu Amerikalı elinde kamerası, kendi karnına bıçak saplayıp intihar eden bir Japon'u fotoğraflamak için aylardır Tokyo'da dolaşıyormuş.
Bir gün Ginza Bulvarı'nda bir kalabalık görmüş. Koşmuş bakmış. Halka olmuş Japonlar yerde karnını tutup inleyen ve debelenen bir Japon'u seyrediyorlarmış.
Amerikalı hemen kamerasının objektifini ayarlamış, yanındaki Japon'a yerde debelenen Japon'u işaret edip, sormuş:
- Harakiri mi?
Japon gülmüş, cevap vermiş.
-Hayır, Coca Cola…

Mevlana'yı anlamak
"Anayasa referandumu ile cumhurbaşkanlığına yeni seçilen Abdullah Gül'ün görev süresi sona mı erecek?" benzeri cümlelerin anlamını Türkçe'de bile tam açıklayamazken, Mevlana'yı Japonca'ya çevirmenin zorluğunu elbet kabul ediyoruz.
Sanki biz Mevlana'yı doğru mu anladık ki?
Mesela ne diyor Mevlana:
"Dünle beraber gitti, ne kadar söz varsa düne ait cancağızım
Bugün artık yeni şeyler söylemek lazım"
Ne dersiniz? "Dün"ün ve "düne ait sözler"in bu coğrafyada dünle beraber hiç gittiklerini gördünüz mü?
Neyse… Türkiye'yi bırakıp Tokyo'ya dönelim.

Türk siyaseti
Amerikalı turist Tokyo'da dolaşırken çişi gelmiş. Japon alfabesi Kanji'yi bilmediği için, umumi tuvaletlerin nerede olduğunu anlayamamış. Yolda rastladığı bir Japon'a işaretle tuvalet aradığını anlatıp, "Pipi, pipi" demiş. Japon bunun üzerine "Peşimden gel" işareti yapıp koşmaya başlamış. Sonunda yüksek bir duvarın önüne gelmişler. Japon duvarı gösterip, "Buraya yap" diye işaret etmiş. Amerikalı işini bitirip rahatlayınca, Japonca'da "nezaket" anlamına gelen "Reigi"yi bilmediği için İngilizce sormuş:
- Bu Japon nezaketi mi? (Is this Japanese courtesy?)
- Hayır, bu Çin sefareti! (No this is Chinese embassy) diye cevap vermiş Japon.
Bu Japon, Anayasa referandumu karmaşasının ne olduğunu bize sorsaydı, Mevlana'nın özdeyişini çevirmeye uğraşır gibi çabalamak yerine kısaca şöyle derdik:
- Bunun adı Türk siyaseti…

ŞAKA

Demokraside çare tükenmez...
21 Ekim'de yapılacak Anayasa referandumunda "Evet"ler kazanırsa "11'inci cumhurbaşkanı" halk tarafından seçilecek. Oysa TBMM tarafından seçilen Abdullah Gül de 11'inci Cumhurbaşkanı.
Bu soruna çözüm üretmek için "Zihni Sinir" benzeri mucitlerin siyasete de el atmaları gerekiyor. Örneğin şöyle çözümler üretebilirler Zihni Sinirler:
- Referandumla seçilecek cumhurbaşkanı "2'nci Cumhuriyet"in 11'inci cumhurbaşkanı olacağı için, "1'inci Cumhuriyet"in 11'inci Cumhurbaşkanı Gül görevine devam edebilir.
- Hemen çıkartılacak bir yasa ile bütün numaralar birer sıra geriye alınır. Bir sıfırdan başlar. Şimdiki 11, bu yasa ile 10 olur. "Demokraside çare tükenmez" diyen Demirel de böylece 9'uncu değil "8'inci Cumhurbaşkanı" olarak anılır.
- Demirel ve Ecevit uzlaşıp cumhurbaşkanı seçemedikleri için cumhurbaşkanlığına 6 Nisan -12 Eylül 1980 arasında aylarca vekalet eden ve 12 Eylül askeri müdahalesi ile devrilen rahmetli İhsan Sabri Çağlayangil 7'nci Cumhurbaşkanı olarak kabul edilir. Bu şekilde Ahmet Necdet Sezer 11'inci Cumhurbaşkanı olacağı için, referandum sonucu da onun durumunu etkiler.

posta



Bu yazı 445 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 29 Eylül 2012 Sakın "Erdoğan'sız AK Parti" hesabı yapmayın!
    • 28 Temmuz 2012 "Büyük Kürdistan" bir Amerikan sorunudur
    • 16 Ocak 2012 Kıbrıs'ı da Kwai Köprüsü'ne benzetmedik mi?
    • 9 Ocak 2012 Orta yaş sınırı yükselirken artık kimse yaşlanmayacak mı?
    • 4 Ocak 2012 AK Parti başarılı olursa tüm Türkiye başarılı olacaktır
    • 29 Ekim 2011 Cumhuriyet Bayramımız hepimize kutlu olsun
    • 31 Ağustos 2011 Yeniden açılım günlerinin üslubuna dönülmelidir
    • 17 Temmuz 2011 Asıl sorunumuz acaba ''Şarklılık'' mı?
    • 9 Temmuz 2011 Siz değişmezseniz koşullar sizi değiştirir...
    • 26 Şubat 2011 İktidar iddiası bulunmayan muhalefet olur mu?
    • 25 Kasım 2010 CHP'nin sivil paşalarının sivil darbe ürküntüsü...
    • 11 Ekim 2010 Kılıçdaroğlu'nun önündeki tarihi fırsat
    • 22 Eylül 2010 Sentetik beyaz Türklerin dayanılmaz hafifliği
    • 11 Eylül 2010 Kim yalancı? Anayasa Mahkemesi mi, CHP lideri mi?
    • 9 Eylül 2010 İktidarı 'Evet' mi yoksa 'Hayır' mı güçlendirir?
    • 28 Haziran 2010 Üslubu tırmandırınca kelimeler kifayetsiz kalabilir
    • 12 Haziran 2010 Yeni dünyada eksen de merkez de farklı yerlerdeler
    • 7 Mayıs 2010 Teşekküre karşı benden de bir teşekkür...
    • 5 Ocak 2009 Basın ''Medya'' olmadan önce kol kırılır yen içinde kalırdı...
    • 3 Kasım 2008 Türk demokrasisinin sabırla imtihanında geçer not alabilecek miyiz?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,560 µs