En Sıcak Konular

Ali Bayramoğlu


Ali Bayramoğlu
0 0 0000

Büyükanıt ne demek istiyor?



Bir vesile oluyor ya da bir vesile buluyor, konuşuyorlar.

Genelkurmay Başkanı Org. Yaşar Büyükanıt Harp Akademileri öğretim yılı açılışı töreninde konuştu.

Gazetelerde konuşmanın özeti ve yorumları var…

Yorumlardaki orta nokta şu:

"Asker burada, siyasi iktidarın yanı başında, siyasetin göbeğinde…"

Org. Büyükanıt bir bakıma orduya ve sokağa şunu söylüyor:

"Önümüzdeki günlerde anayasa değişikliği gibi siyasi alanda atılacak tüm adımlar ya da Kürt sorunu gibi meselelerde yaşanacak tüm gelişmelerde, bunlar etrafında doğabilecek krizlerde asker doğrudan taraf olacaktır ve siyasi ağırlığını koruyacaktır…"

Durum bildik…

Genelkurmay Başkanı konuşmasında, askeri kurumun siyasi ağırlığını vurgularken dış politika konusunda karar verici gibi davranırken ve Kürt meselesi üzerinden parlamenter hayata siyasi kriterler koyarken, ordunun kendisine biçtiği siyasi işlevi bir kez daha tüm açıklığıyla ortaya döktü.

Bu işlev, en hafifinden "siyasi karar mekanizması üzerinde denetim kurmak ve siyasi gidişatı yönlendirmek" olarak tanımlanabilir.

Ne var ki, askerler ortada herhangi bir siyasi işlev olmadığını söylerler.

Nitekim Büyükanıt da konuşmasında, "Türk Silahlı Kuvvetlerinin iç politika ile ilgisi olmaz ve olmamalıdır. Ancak, ülkemizin ve rejimimizin temel direkleri üniter, ulusal ve laik devlet yapımız bizim var olma nedenimizdir ve olmaya devam edecektir…" diyordu…

Aslında böylece ülkenin temel "muamması"na değiniyordu.

Buna göre "ordunun siyasetle ilgisi olmadığını söylemesi, aslında ilgisi olduğu konuları siyaset dışı ilan etmesi ve siyasi tartışmalara, siyasi partilere kapatması anlamına gelir"…

Genelkurmay Başkanı'nın konuşmasında da "bu sorun üzerinden" iki önemli çatışma pisti, askerin siyasete müdahale edeceği iki kanal görünüyor.

Bunlardan birincisi Kürt meselesidir.

Melese daha çok DTP'nin TBMM'deki varlığına, DTP milletvekillerinin tavır ve beyanlarına yönelik asker tepkisidir.

Açık: Askerin DTP'ye karşı aldığı tavır, aslında meşru bir siyasi parti üzerinden parlamentoya yönelik bir tutumu simgeler ve ima eder.

İkinci kanal anayasa tartışmalarıdır.

Bu açıdan dikkat çekici olan Büyükanıt'ın ordunun dokunulmazlarının sayısını arttırması, daha doğrusu devletleştirdiği, siyasete kapattığı konuların arasına TSK'ya ilişkin düzenlemeleri eklemesidir.

Genelkurmay Başkanı yeni anayasada "askeri vesayet rejimi"nin temel taşlarına dokunmayın mesajı veriyor, şöyle diyordu:

"Bizim taraf olduğumuz ve vazgeçmeyeceğimiz unsurlar vardır. Bunlar Türkiye Cumhuriyeti'nin üniter devlet yapısı, üniter yapıdan oluşan, ulus devlet yapısının, bu temel yapıya dayalı, laik devlet yapısının ve Silahlı Kuvvetlerin yerleşik düzenlemeleridir. Ancak Türkiye'de böyle bir atmosferin çeşitli çevrelerde oluşmaya başladığını ve geldiğimiz noktada da adeta devleti budayarak bireyi yüceltmek gibi bir eğilimin ortaya çıktığını görüyoruz… Devleti budayarak bireyi yüceltmek gibi bir eğilimin ortaya çıktığını görüyoruz…"

İşte size dev gibi sorun pisti daha…

Demokrasiye uzak o zihniyet kendisine yeni yollar ve kanallar arıyor…

Ve ne zaman, ne yapacağının sinyalleri veriyor…

Baş etmenin yolu belli: Akıl, demokrasi ve toplumsal ittifak…

yenişafak



Bu yazı 427 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 15 Eylül 2012 Sorgulama vakti...
    • 28 Ağustos 2012 Kürt sorununda yeni safha...
    • 25 Ağustos 2012 Kürtlerin şiddeti...
    • 30 Haziran 2012 Anter'in katili yaşlanmış mı?
    • 12 Mayıs 2012 Solun şiddetle hesaplaşması
    • 3 Mayıs 2012 Yeni Türkiye'nin doğum belgesi...
    • 21 Şubat 2012 Dink davası ''sil baştan''...
    • 18 Ocak 2012 İkinci cinayet zamanı
    • 17 Ocak 2012 Hrant'a sözüm var...
    • 21 Aralık 2011 Soykırım ve yasa
    • 3 Aralık 2011 Dönme dolap...
    • 30 Eylül 2011 Yazıcıoğlu ve jandarma...
    • 8 Eylül 2011 Aydının şiddetle sınavı...
    • 1 Ağustos 2011 İstifaların anlamı ve yarını: Pek iyi...
    • 28 Temmuz 2011 Parlamentoda bir terörist...
    • 5 Temmuz 2011 Futbolda temizlik, ülkede temizliktir
    • 10 Haziran 2011 Yeni CHP ha! Hadi oradan...
    • 24 Mayıs 2011 MHP'de yaşananlar ve perde arkası
    • 19 Mayıs 2011 Askere ''leş'' toplatmayan generaller iş başında
    • 19 Nisan 2011 Militarist-ulusalcı batak...

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,887 µs