En Sıcak Konular

Mümtaz'er Türköne


Mümtaz'er Türköne
0 0 0000

Başka birisi olabilmek?



"Malezya olmak" gibi mantık dışında deveran eden tartışmadan herkesin usandığını biliyorum; ama bu tartışmanın içinde önemli bir şey var. Dün İran, bugün Malezya olmak. Daha önce ve bugün Avrupalı olmak. Yarın başka bir şey olmak.
Peki "Başka birisi olabilmek mümkün mü?" "Başka biri olabilmeyi düşünmek", "başka biri olmayı hayal etmek". Karşı olun-olmayın "başka birine benzemenin mümkün olduğunu düşünebilmek". Hangi zihin dünyası ve bu zihin dünyasındaki hangi çarpıklık bize bu soruları sorduruyor?

Modern bir hayat biçimi yaşadığını düşünmek, laikliği bir hukuk prensibi olmaktan çıkartıp bir "yaşam biçimi" olarak benimsemek, kendisini "seçilmiş", "farklı" ve "üstün" görmek ile köksüzlük, sonradan görmelik aynı kişilik yapısında buluşuyor. "Laik yaşam biçimi"ni icat etmek ve onun içinde "seçilmiş" olarak yaşayabilmek, ancak tarihsiz olmakla mümkün. Çünkü tarihte ikisine dair bir ipucu veya dayanak bulmak imkansız. Bir zamanlar "Avrupalı olabilmek" tarihi ve köklerini inkâr etmekle mümkündü. Birileri inkâr ettiler ve Avrupalılaştılar. Maksadın Avrupalılaşmak değil, kendi toplumuna yabancı "Avrupaî seçkin" olmak olduğu, aynı takımın AB sürecine karşı çıkmasından anlaşılıyor. Bugün "Malezyalaşmak korkusu", halkın da kendileri gibi bir başka kalıba dökülebileceği peşin hükmünden kaynaklanıyor. Bir zamanlar geçmişini reddederek başkası olabildiğini düşünenler, "Malezyalaşmak" yani bir başkası olmak korkusundan dem vuruyorlar.

Bir başkası olabilmek, ancak kişiliğinizin oluşmaya başladığı çocukluk evresine dönmekle mümkündür. Tarihini inkâr edenler hafızalarını da kaybettikleri için, etraflarındaki dünyaya çocukça bir saflık, daha ötesi kalıpları büyüklere benzediği için tam bir aptallıkla bakarlar. Totaliter ideolojilerin demir cenderesinden medet ummak; halka toslamamak için demokrasiyi askıya almak, bulabildikleri kestirme çözümlerdir. İleri sürdükleri bahane "halkın henüz rüştünü ispatlamadığı" iddiasıdır. Tersine kendilerinden fersah fersah ileri olan halkı yönetecek olgunluğa sahip olmadıkları için "yönetici seçkinler" olarak kalabilmeyi demokrasiyi sınırlamakla sağlarlar. Türkiye nevzuhur bir devlet ve toplum değil. Zorlu sorunlarla nasıl baş edeceğimizi öğrendik. Her toplum, kendi yaşadığı tecrübelerin olgunlaştırdığı kimlik ve kişilikle dünyaya bakar. Farklı olanları kendi tecrübeleri ile karşılaştırır ve anlamaya, işe yararsa uygulamaya çalışır. Ama kimliğini ve kişiliğini reddederek "başka biri olmak" isteyenler, sadece halktan farklı olmayı yani kendisini seçkin saymayı başarır. Karşılığında içinde yaşadığı topluma ağır bedeller ödetir. Anlattığım zaman kesiti, askerî darbelerle malûl yakın tarihimizden başka bir şey değil.

"Malezya olma korkusu"nun arkasında başka biri olmanın mümkün olabileceğine dair çocuksu bir inanç var. Bunun mümkün olabilmesi için bu topraklarda yaşadığınız özgün tarihin ana hatlarının bile hiçbir anlamı ve değeri yok. Tarihiniz yok, dolayısıyla hafızanız yok. Ama şu sorunun karşılığı da yok. Bu korkuyu ortaya atanlar Avrupalılaşarak seçkin olmayı başardılar. Şimdi halk Malezyalılaşmakla ne elde edecek? Üstelik tarihini, yani hafızasını kaybetmeyi göze alarak.

Önceki gün Mısır'la olan benzerliğimizden ve geldiğimiz yerin farklılığından bahsettim. Bir halk başka bir kalıba girmiyor. Mukayeseli tarih bize bunu anlatıyor. Ama bir ülkenin yönetici seçkinleri, ayrıcalıklarını sürdürebilmek için bukalemun gibi her şekle giriyor. Türkiye Cumhuriyeti'nin bir "İslâm cumhuriyeti"ne dönüşmesi ancak ve ancak gelip de gitmemeye karar veren bir askerî cunta ile mümkün. Neden? Kalıcı iktidarlarına göstermelik bir meşruiyet sağlamak için. Tıpkı Mısır'da olduğu gibi. Laikçilerimizin çok şikayetçi olduğu "mecburi din dersi" uygulamasının, "şeriat tehlikesine karşı" darbe yapan 12 Eylül cuntası tarafından Anayasa'mıza konulması, iddiamın basit bir delili.

"Başka biri olmak" ancak halka rağmen mümkün. Kendiniz kalmanın yegâne garantisi ise demokrasi.

 zaman



Bu yazı 313 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Eylül 2012 Bu sefer çözülecek mi?
    • 16 Eylül 2012 Din eğitiminde devlet tekeli kalkıyor
    • 14 Eylül 2012 Siyaset, artık dine alet edilmiyor!
    • 13 Eylül 2012 CHP, PKK ile müzakere yapabilir mi?
    • 9 Eylül 2012 Merkez Sağ'ın son noktası
    • 7 Eylül 2012 Başbakan sertleşmekte haklı mı?
    • 28 Ağustos 2012 Hükümet haklı çıktı
    • 26 Ağustos 2012 Kawa ve Ergenekon
    • 24 Ağustos 2012 Terör sorunu ayrışıyor
    • 17 Ağustos 2012 Hem şiddet üreten, hem barış isteyen bir örgüt
    • 16 Ağustos 2012 'Paralel devlet'in iflası
    • 12 Ağustos 2012 Kürt, Türk, Alevî ve Sünni olmak
    • 10 Ağustos 2012 Yangını kim söndürecek?
    • 5 Ağustos 2012 Ordulaşan partiler ve partileşen ordular
    • 22 Temmuz 2012 Davutoğlu haklı çıkarsa?
    • 17 Temmuz 2012 'Hücre yenilenmesi'
    • 29 Haziran 2012 ÖYM'leri kaldırması için hükümete yetki verdiniz mi?
    • 24 Haziran 2012 Türkiye savaşa girer mi?
    • 21 Haziran 2012 Teröre teslim olmak
    • 19 Haziran 2012 Çözüme yakın mıyız?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,583 µs