En Sıcak Konular

Taha Kıvanç


Taha Kıvanç
0 0 0000

İstismar var, istismar var...



İnsan ülkesindeki gelişmeleri uzaktan izleyince büyük şaşkınlıklar yaşayabiliyor. Gündem maddeleri, tartışmanın düzeyi, ilkelilik daha bir merakla gözden geçiriliyor; bulunan çelişkiler gözlemciyi daha fazla hayrete düşürebiliyor.

Anayasa değişikliği üzerinde tartışılıyor güya değil mi, peki öyleyse “Bize bu kadar özgürlük çok bile” demek dururken lâfı döndürüp Malezya üzerinden 'mahalle' muhabbetine, oradan da o çok bildik 'başörtüsü' konusuna getirmenin âlemi ne?

Tuhaf, tuhaf, tuhaf...

Hürriyet başyazarı Oktay Ekşi'nin 'Türban' başlıklı yazısına göz atma fırsatınız oldu mu? Tartışmayı pek güzel özetlemiş Oktay Bey: Anayasa değişikliği filân bahane, Ak Parti'nin bütün derdi türban yasağını sona erdirmek: “Böylece biz de anladık ki” diyor, “Mesele ne 'Avrupa Birliği'ne uyum', ne de 'özgürlükleri genişletme' imiş. Birinci mesele 'üniversitelerde türban yasağını kaldırmak'mış.”

Bu iddiayı dillendirirken 'tarikat uşağı' ve 'idraksiz ukala' gibi isim verse dâvâ konusu olabilecek hakaret ifadeleri de kullanıyor Basın Konseyi başkanı... Batı ülkelerinden herhangi birinde bu tür bir takılma yapan çıksa “Bu aklı kimden aldın?” diye sorarlar adama...

Ne diyor, okuyun da aydınlanın: “Anayasa'yı değiştirseler bile, istedikleri sonucu alamayacaklar. / Çünkü 'milli irade'yi biliyorlar, 'meşru iktidar' kavramından haberdarlar. 'Yasa yapma'nın kurallarına aşinalar ama hem 'demokrasi'nin 'oy'dan ibaret olmadığını hem de Anayasa'nın değiştirilemeyen ikinci maddesindeki 'Türkiye Cumhuriyeti (...) bir hukuk devletidir' ibaresini unutuyorlar. O ibarenin hepimizi -TBMM'yi, hükümeti, idareyi, yargıyı, herkesi- 'hukukun üstünlüğü' karşısında şapka çıkarmaya mecbur ettiğini bilmezden geliyorlar.

Oktay Bey'in yazısının son bölümü çok hoşuma gitti. Geçmişte hayli eleştirdiği 'uluslararası kurum kararlarının iç hukuktan üstün olduğu' ilkesine sımsıkı sarılıyor Hürriyet başyazarı. “Kendi irademizle biz, hem yürürlükteki Anayasa'da hem de tartışılan taslakta, 'Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda, milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır' görüşünü hukukumuza sokmuş değil miyiz?” diye sorduktan sonra şu hükme varıyor: “Siz hangi yasayı çıkartırsanız çıkartın, Anayasa'ya hangi maddeyi koyarsanız koyun... Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin yerleşik kararları laik sistemi koruduğu sürece, amacınıza zor ulaşırsınız. Çünkü 'üstünlüğünü' kabul ettiğiniz hukuk, o hukuktur.”

Oysa, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi bizim Anayasa Mahkemesi'nin mevcut anayasaya göre verdiği bir kararı onayladı; anayasa değişince Anayasa Mahkemesi kararı hükümsüz kalacağından AİHM kararı da geçersiz olacak. Kendisine ayrımcılık uygulandığı şikâyetiyle yeni bir konu önüne getirilirse o başka...

Anayasa değişikliğini türban konusuna indirgeyen yazıların en yoğun yayınlandığı gazete Hürriyet... Emin Çölaşan da gittiği için, “Yahu arkadaşlar, yapmayın, ayıp oluyor” diyecek bir yazar da kalmadı orada. Çölaşan olsaydı, vaktiyle kendisinin Hürriyet'te yazdığı 'Türban gerçekleri ve oy avcılığı' yazısındaki iddiasını arkadaşlarına herhalde hatırlatırdı.

O görevi onun yerine ben üstleneyim. Hatırlayacaksınız, 'türban' konusu seçim kampanyası sırasında Ak Parti tarafından hiç işlenmedi. Emin Çölaşan işte buna dayanamamış ve Ak Parti'yi can evinden vuracağı hesabıyla “Türban sömürü aracı” tezini işleyen bir yazı kaleme almıştı.

Okuyalım: “Bunlar beş yıldan beri iktidar. Önümüzde sürekli ısıtılan konu belli. / Türbanın kamuda, eğitimde, özellikle yüksek öğrenimde, yani üniversitelerde serbest bırakılması. / Bunların elinde her güç vardı. Gerektiğinde Anayasa değiştirdiler. Gerektiğinde beş dakikada yasalar çıkardılar, yandaşlarını ihya ettiler. Yandaş ve partili hırsızlarını yeni yasalarla koruma altına aldılar.

“Şimdi size soruyorum: / Peki türban konusunda ne yaptılar? Hiçbir şey! Yapamazlar mıydı? Yaparlardı, çünkü Meclis'teki büyük sayısal çoğunluk ellerindeydi. Hükümet ellerindeydi. / O halde niçin yapmadılar? Bu soruna niçin çözüm bulmadılar?

“Yanıtı gayet basit!.. / Çünkü türban, bunların elinde bir sömürü aracıydı. Hatta en büyük sömürü konusuydu. Buna çözüm bulsalardı, o silah ellerinden gitmiş olurdu. O yüzden sizi kullandılar ve siyaset oyununu sizin üzerinizden oynadılar... Ve oynamayı aynen sürdürüyorlar!..”

Başörtüsüne özgürlük istemek mi istememek mi 'istismar'? Hürriyet bir karar verse de biz de rahatlasak...

yenişafak



Bu yazı 715 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 17 Eylül 2012 Hem okudum, hem de yazdım
    • 4 Eylül 2012 CIA başkanı neden geldi?
    • 16 Temmuz 2012 Vicdanım buna da elvermiyor
    • 2 Temmuz 2012 Suriye nasıl bir ülke, Suriyeliler nasıl insanlar...
    • 21 Mayıs 2012 Bir geziden ilk notlar
    • 15 Mayıs 2012 ‘Yeni CHP’ nihayet sözcüsünü buldu
    • 16 Nisan 2012 Hangi patron, hangi yönetici, hangi yazar içeri alınır?
    • 23 Mart 2012 Ben demedim, o dedi
    • 13 Mart 2012 Köşemi bugün Cumhurbaşkanı Gül’e bırakıyorum
    • 9 Mart 2012 TR325 kodadlı becerikli uzman...
    • 20 Şubat 2012 ‘Operasyon’ diye ben buna derim
    • 30 Ocak 2012 Davos’ta Türkiye dersi
    • 27 Aralık 2011 Bu yılın Cumhurbaşkanlığı büyük ödülü...
    • 12 Aralık 2011 Ak Parti üzerine hesaplar
    • 9 Aralık 2011 Gül vetoya ne zaman karar verdi?
    • 14 Kasım 2011 Kriz çıkaranlar gidiyor, ama yerlerine gelenler de yabancımız değil
    • 24 Ekim 2011 Kaddafi’nin son demleri...
    • 3 Ekim 2011 Dr. Sallaso’nun kunduzunun izinde
    • 29 Ağustos 2011 Ben meraklı bir insanım, özür dilerim
    • 26 Ağustos 2011 Bütün kepazeliklerin anasını açıklıyorum

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    3,834 µs