En Sıcak Konular

Mehmet Barlas


Mehmet Barlas
0 0 0000

Rejim kendini koruyor ama rejimperestler ona güvenmiyor



Önce AK Parti’nin 22 Temmuz seçimini eskisinden daha büyük oy oranı ile kazanması, sonra Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı seçilmesi ve son olarak da yeni bir anayasa için çalışmalara başlanması, “yukarı mahalle” sakinlerindeki “Ya rejim tehlikeye girerse” içerikli endişeleri körükledi.

Bu endişeleri söze ve yazıya döken yukarı mahallelilerden bazıları, bazen aşağı mahalledekilerin AK Parti’nin tepesine karşı darbe yapabileceklerini ileri sürüp, Başbakanı falan uyarıyor. Aynı anda da AK Parti’nin tepesindekilerin başlattığı “anayasa girişimi”nden rejimin niteliğinin değiştirilmesi niyetini sezip endişelerini seslendiriyorlar.

Hatırlarsınız. 22 Temmuz seçimleri öncesinde TBMM’deki AK Parti çoğunluğunun, 367 milletvekili toplantıya katılmadan cumhurbaşkanı seçmek istemeleri Anayasa Mahkemesi’ne götürülmüş ve içtihada “Eylemli iç tüzük değişikliği” diye bir anayasayı çiğneme modeli böylece eklenmişti.

Eylemli anayasa değişikliği

Şimdi mümkün olsa yukarı mahalledekiler, “eylemli anayasa değişikliği girişimi” ve buna bağlı olarak “anayasalı rejim değişikliğine dönük eylemli girişimi” benzeri suçlamalarla, AK Parti’yi durdurmayı deneyeceklerdir.

Bunların hepsi mümkündür. Ve hatta AK Parti çoğunluklu TBMM’nin yasama erkini oluşturması da belki “Rejim”e aykırı bulunabilir.

Anlaması zor olan durum ise, Cumhuriyet’in ilanından neredeyse 100 yıla yakın zaman geçmesine rağmen “Rejim”in sağlamlığına ilişkin güven duygusunun, bazı kesimlerde böyle zayıf olmasıdır.

Oysa geçen yıllar boyunca “Rejim” tek partiden çok partiye, devletçilikten serbest pazar ekonomisine geçmiş, sayısız ekonomik ve siyasi kriz yaşamış, dört kez de doğrudan ve dolaylı darbelere sahne olmuştur. Rejim’in TBMM’si iki kez kapatılmış, Rejim’in anayasaları lağvedilmiştir. 

Rejimin içeriğindekiler

Bu yıllar boyunca dünyadaki savaşlara, krizlere, değişime pek çok ülkenin ve hatta “Rejim”i adeta kutsanılan Sovyetler’in bile rejimleri dayanamamıştır.

Ama bizim yukarı mahalledekiler askeri darbelerde bile “Ya rejim değişirse” diye hiç endişelenmemişlerken, şimdi kamuoyuna açık bir “anayasa girişimi”nden ötürü “ya rejimin niteliği değişirse” endişesi içinde yalpalayıp durmaktalar.

Galiba bunun sebebi “Rejim” denilince bu “Rejimperestler”in aklına sadece “Laiklik”in gelmesi ve “Demokrasi”nin gerekirse vazgeçilebilir bir rejim öğesi olarak görülmesidir.

Bu arada “Rejim” denilince klişe halinde tekrarlanan “Hukuk devleti”nden de “Hukukun üstünlüğü” değil “Üstünlerin hukuku” anlaşılmaktadır.

Ama sanmayın ki bu sadece “Yukarı mahalle”nin endişeli insanlarının konumlarını yansıtan bir durumdur. Bunların “Baskıcı” olarak gördükleri “Aşağı mahalle”nin bazı sakinleri için de demokrasi, hukuk veya laiklik, sadece kendileri gibi düşünenler için var olan kurumlardır.

Fraksiyon gazetesi gibi Bugün bu satırların yazarı gibi Türkiye’nin düzeninin birey ve özgürlükler eksenli olmasını, AB ile entegrasyonun çoğulcu demokrasinin de, laikliğin de, hukukun da güvencesi olacağını, her çeşit totaliter eğilime, her tür yobazlığa karşı durulması gerektiğini savunanlar, iki mahallenin de yabancısı durumundadırlar.

Örneğin “Liberal Demokrasi”yi savunanlar Türkiye’nin en büyük kitle gazetesinin köşesinde bile “Rejimin tehdidi” biçiminde sunulup listeleniyor.

O gazeteleri yönetenler de, köşeler verdiklerinin  büyük kitle gazetelerini anti-demokrat yayın organlarına çevirmesini görmezden gelip, “mahalle baskısı” kavramı üzerinde birbirini tutmayan çeşitlemeler yapıyorlar.

 Kopya Eyfel’e bir de Sarkozy gerekir...

Her şeyin kopyasını yapan Çinliler, sonunda Paris’in Eyfel Kulesi’nin kopyasını da Şanghay’ın banliyösü Zhejiang’da inşa etmişler.

Bu Çinliler, bari Fransa Cumhurbaşkanı  Sarkozy’nin de bir kopyasını üretip, kopya

Eyfel’in altına yerleştirselerdi. Çin Sarkozy’si de Fransız Sarkozy’si gibi Türkiye-AB ilişkileri konusunda ikide bir birbirine zıt şeyler söylerse, Çinlilerin de kafası Fransızlar gibi karışırdı.

posta



Bu yazı 297 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 29 Eylül 2012 Sakın "Erdoğan'sız AK Parti" hesabı yapmayın!
    • 28 Temmuz 2012 "Büyük Kürdistan" bir Amerikan sorunudur
    • 16 Ocak 2012 Kıbrıs'ı da Kwai Köprüsü'ne benzetmedik mi?
    • 9 Ocak 2012 Orta yaş sınırı yükselirken artık kimse yaşlanmayacak mı?
    • 4 Ocak 2012 AK Parti başarılı olursa tüm Türkiye başarılı olacaktır
    • 29 Ekim 2011 Cumhuriyet Bayramımız hepimize kutlu olsun
    • 31 Ağustos 2011 Yeniden açılım günlerinin üslubuna dönülmelidir
    • 17 Temmuz 2011 Asıl sorunumuz acaba ''Şarklılık'' mı?
    • 9 Temmuz 2011 Siz değişmezseniz koşullar sizi değiştirir...
    • 26 Şubat 2011 İktidar iddiası bulunmayan muhalefet olur mu?
    • 25 Kasım 2010 CHP'nin sivil paşalarının sivil darbe ürküntüsü...
    • 11 Ekim 2010 Kılıçdaroğlu'nun önündeki tarihi fırsat
    • 22 Eylül 2010 Sentetik beyaz Türklerin dayanılmaz hafifliği
    • 11 Eylül 2010 Kim yalancı? Anayasa Mahkemesi mi, CHP lideri mi?
    • 9 Eylül 2010 İktidarı 'Evet' mi yoksa 'Hayır' mı güçlendirir?
    • 28 Haziran 2010 Üslubu tırmandırınca kelimeler kifayetsiz kalabilir
    • 12 Haziran 2010 Yeni dünyada eksen de merkez de farklı yerlerdeler
    • 7 Mayıs 2010 Teşekküre karşı benden de bir teşekkür...
    • 5 Ocak 2009 Basın ''Medya'' olmadan önce kol kırılır yen içinde kalırdı...
    • 3 Kasım 2008 Türk demokrasisinin sabırla imtihanında geçer not alabilecek miyiz?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    3,819 µs