En Sıcak Konular

Hasan Cemal


Hasan Cemal
0 0 0000

Asıl tehlike nedir?



Gazetelerin dünkü birinci sayfalarında, yargı büyükleriyle üniversite rektörlerinin sivil anayasa konusundaki zehir zemberek çıkışlarını okuyunca, 27 yıl önceki o tören gözümün önünden bir film şeridi gibi geçti.
Tarih, 18 Eylül 1980.
Tank sesiyle yeni uyanmıştık.
Darbe altıncı günündeydi.
TBMM Şeref Salonu.
Bütün devlet orada.
Dikkatle izliyorum.
Başta Evren Paşa, askeri cuntanın üyeleri yan yana dizilmiş, biraz fazla süslü püslü üniformalarıyla ayakta put gibi duruyorlar.
Balkonda, Cumhurbaşkanlığı Filarmoni Orkestrası Beethoven'ın Kader Senfonisi'ni çalıyor.
Darbe, kutlamaları kabul ediyor.
Yüksek yargı organlarının üyeleri, üniversite rektörleri sıraya girmiş, daha altı gün önce parlamentoyu kapatarak parti liderlerini hapsetmiş darbecileri tebrik ediyorlar.
İlginç bir görüntüydü.(x)
Demokrasi adına da hazindi.
Asker-yargı-üniversite...
Bu ittifak yaptı, 12 Eylül askeri yönetiminin anayasasını. Demokrasinin kolunu kanadını kırarak Türkiye'nin sırtına bir deli gömleği gibi giydirilen 1982 Anayasası, bu ittifakın ürünüydü.
Dün gazetelerin birinci sayfalarını okurken yine o töreni ve milletin oyuyla seçim sandığından çıkana öteden beri hiç güvenmeyen o ittifakı anımsadım.
Rektörler konuşuyordu.
Başsavcı konuşuyordu.
'Sivil anayasa'ya kırmızı kart çakılıyor, üniversitelerde türban yasağının kaldırılması halinde AKP'nin de Refah ve Fazilet gibi kapatılabileceği söyleniyordu.
Kısacası:
Yargı ve üniversite aba altından sopa gösterisi yapıyordu.
Nedir bunların anlamı?..
Düşünmeye çalışın.
'Çankaya Savaşı'nın devamı mı?
Mitinglerin devamı mı?
367'nin devamı mı?
27 Nisan'ın devamı mı?
22 Temmuz'la 28 Ağustos'tan kaynaklanan hayal kırıklıklarının yaratabileceği yeni bir 28 Şubat hazırlığı mı?
Düşünmeye çalışın.
Eğer 22 Temmuz ve 28 Ağustos'ta vücut kimyanız bozulduysa, biraz tatil yapıp kafanızı dinleyin.
Yoksa bu gidişle, Türkiye'nin gündemini bulandırmak isteyen, Türkiye'ye hedef şaşırtmak isteyenlerin bir kez daha yöneldikleri 'psikolojik savaşlar'ın gönüllü ya da gönülsüz aleti olacaksınız.
Geçmişte yaşandı bu.
Ders almadık mı?..
Bugün bu ülkede demokrasi kavgası yaşanıyor. Sivil anayasa da bu mücadelenin parçası.
Oysa, Türkiye'nin yüzde 80 küsurunu temsil eden bir parlamento var. İktidarda, oyların yüzde 47'sini almış bir partinin tek başına kurduğu bir hükümet var.
Herşey meşru.
Parlamentonun da, hükümetin de meşruiyet tabanı son derece geniş ve sağlam. Böyle bir parlamento mu anayasa yapamaz? Böyle bir hükümet mi yeni bir anayasa önerisiyle ortaya çıkamaz?
Anayasaları bu ülkede sadece darbeciler ile onların sivil müttefikleri mi yapacak? Üniversitede türban yasağının kaldırılmasını istemek, parti kapatma nedeni mi sayılacak? Bunun için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin kararları bile koca koca hukukçular tarafından çarpıtılacak mı?
Ayıp, geçelim.
Türkiye'yi Malezya'ya benzetmek, Türkiye'yi İran'la, Cezayir'le mukayese etmek, hiç kuşkunuz olmasın, Türkiye'yi ve modernleşme tarihini küçümsemektir, bu ülkenin gelişmişliğini fena halde hafife almaktır.
Altını çiziyorum:
Türkiye'de dinci darbe tehlikesi yoktur.
Ama böyle bir senaryoyu sabah akşam medyada ısıtanlar, sivil asker başka darbeleri tetikleyebilecek psikolojik kampanyaların aleti durumuna düşebilirler.
Asıl tehlike budur.
—————————-
x TBMM'de yapılan 18 Eylül 1980 tarihli bu törenin ayrıntılı öyküsünü öğrenmek isteyenler, Hasan Cemal'in Tank Sesiyle Uyanmak isimli kitabının ilk bölümüne bakabilirler.

milliyet



Bu yazı 474 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 16 Eylül 2012 Türkiye AB’nin, AB Türkiye’nin neresinde?
    • 13 Eylül 2012 Ve soruyorum Ak Parti iktidarına...
    • 7 Ağustos 2012 Özkök Paşa demokrasi adına bir şanstı!
    • 12 Mayıs 2012 Ak Parti’yle kadınlar, başörtüsü sorunu ve Kürt sorunu...
    • 18 Nisan 2012 Demokraside asker sorunu, sivil sorunu!
    • 15 Nisan 2012 Suriye’de akan kan ve evimizin içi!
    • 3 Nisan 2012 Suriye’de ben de tarafım!
    • 27 Mart 2012 Zamanın ruhu ve dış konjonktür PKK’ya karşı!
    • 21 Ocak 2012 İnsanlık ölmedi, karanlık sorgulanacak!
    • 18 Ocak 2012 Sanık Kenan Evren, ayağa kalk!
    • 20 Kasım 2011 ''Dersimli okşanmakla kazanılmaz!''
    • 18 Ekim 2011 Herkes ‘Atatürk milliyetçisi’ olmak zorunda mı?..
    • 5 Ekim 2011 Ak Parti, CHP, BDP uzlaşması...
    • 29 Eylül 2011 Ciğeri yanan Erdoğan’a, Öcalan’a...
    • 27 Eylül 2011 PKK, BDP, Güneydoğu’dan haberler öyle ki...
    • 22 Eylül 2011 Avrupa Birliği Türkiye'ye dürüst davranmıyor mu?
    • 21 Eylül 2011 Düşen helikopterin beynini kim söküp aldı ?
    • 7 Eylül 2011 Başbuğ Paşa da hesap vermek zorunda!
    • 2 Eylül 2011 Erdoğan’ın askeri vesayetle mücadelesi...
    • 6 Ağustos 2011 Kürt sorunu: Bardağın dolu ve boş tarafı!

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    3,859 µs