En Sıcak Konular

İbrahim Karagül


İbrahim Karagül
0 0 0000

Sessiz soykırım: Hangi medeniyetin ihyası bu!



Dört buçuk yılda bir milyon iki yüz bin insan öldürmeyi başardılar! Dile kolay, yüz binlerce sivil. Yüz binlerce ana, baba, delikanlı, genç kız, çocuk, bebek, öğretmen, öğrenci. Toplumun her kesiminde binlerce insan sadece dört buçuk yıl içinde öldürüldü!

Bir aileden bir kişi öldüğünde neler yaşanır, düşünelim. Bir ülkede bir aydın öldüğünde nasıl bir travma yaşanır, hatırlayalım. Camilere bomba konulduğunda, cemaati kurşuna dizildiğinde, okullar bombalandığında, yüzlerce öğretim üyesinin kafasına kurşun sıkıldığında, işgalin acısını yaşayan bir ülkede her aileden en az bir kişi hayatını kaybettiğinde, öldürüldüğünde ne yaşanır? Ramazan ayındayız, oruçluyuz, merhamet duygularımız her zamankinden daha fazla. Ne hissediyoruz acaba? Hatırlatılmasından hoşlanmıyor muyuz yoksa! Duymak istemiyor muyuz?

Biz buna daha başlangıçta “soykırım” adını koyduk. Önce binlerle ifade ediliyordu sayı. Sonra on binler oldu, yüz binler dile getirilmeye başlandı. En son milyonu geçti. Bilinçli biçimde bir toplumun imhası söz konusu burada. Bir toplumu ayakta tutan bütün değerlerin sistemli biçimde yok edilişi bu. Sistemli ve kararlı.. O toplumun bütün kesimlerine yönelik bir imha harekatı. Bir Müslüman soykırımı! Ve işte o soykırım devam ediyor. Ortadoğu'da milyonlarca insanın ölümüne sebep olan soykırım! Şimdilerde “nükleer soykırım” olarak dile getirilmeye başlanan yıkım…

16 Ağustos'ta yine bu kıyımı yazdım. “İşgalden bu yana ölenlerin sayısı yaklaşık bir milyon. İşgalin, etnik çatışmanın, iç savaşın, mezhep kavgasının maliyeti bu. Kaybolan binlerce insanı da ekleyelim. Bir milyon insanın ölümünden kim sorumlu? Elbette ABD. Doğrudan ya da dolaylı olarak. Aynı şekilde bütün Ortadoğu'yu ele alalım. Yine ABD'nin doğrudan veya dolaylı müdahil olduğu gelişmeler sonucu ölenlerin sayısının üç milyona yakın olduğu söyleniyor. Üç milyon insan!.. Bunu nasıl tanımlayacağız? Bu ölümleri hangi kavramla ifade edeceğiz? Böylesine kitlesel ölümleri 'soykırım' olarak nitelemek neden mümkün değil? Üstelik rakam her geçen gün daha da yükselirken.”

Aradan bir ay geçti. Batı basını, dolayısıyla Türk basını bu ürkütücü rakamı bir ay sonra gündemine alabildi. Bir ay önceki yazıdan: 1991 Körfez Savaşı'ndan sonra ABD'nin BM'ye aldığı ambargo kararı yüzünden bir milyona yakın çocuk öldü. Dünya Sağlık Örgütü'nün raporu'na göre 1991-98 arası ambargo yüzünden ölen çocuk sayısı 794 bin 216. Sadece 1998 yılında 125 bin 900 çocuk öldü. Mart 2003'ten Eylül 2004'e kadar, yani işgalden hemen sonra ölen Iraklı sayısı yüz bini aştı. İngiliz tıp dergisi Lancet, Temmuz 2006'daki öldürülen insan sayısı 601 bin 27 olarak açıklandı.

Türkiye'den de bazıları itiraz etti ve bu raporların palavra olduğuna dair yazılar yazdı. Ve bir ay önce: Bir kaynak ölü sayısının bir milyonu geçtiğini açıkladı. İddia Iraq Body Count adlı bir çalışma grubunun verilerine dayandırıldı. Son açıklama, bir ay sonraki açıklama, sayısının bir milyonu iki yüz bin geçtiğini gösterdi.

1994'teki Raunda soykırımında 800 bin insan öldü. “Soykırım” olarak tanımlandı, mahkemeler kuruldu. Irak'taki ölümler Ruanda'yı da geçti. Darfur'daki ölümler, ABD yönetimi tarafından resmen “soykırım” olarak tanımlandı, dünya harekete geçirildi.

Peki bir milyon iki yüz bin kişiyi öldüren, vahşetin her türlüsünü deneyen ülke soykırımdan başka ne yapıyor! Bağdat'taki her ailen en az bir üyesine kaybetti. Ülke genelinde bir milyon hanede en az bir kişi öldü. Şimdi:

İsrail uçakları Türkiye topraklarından Suriye'yi bombalıyor. Fransa Dışişleri Bakanı dünyayı İran'la büyük savaşa hazır olmaya çağırıyor. ABD ve İsrail, İran'a saldırı için hazırlıkları açıktan yürütüyor. Bush, Ortadoğu'da nükleer soykırımdan söz ediyor. Yarın bir milyon Suriye'de, birkaç milyon İran'da öldürülürse bizler susacak mıyız? Şimdi yaptığımız gibi. Türkiye'de neden yüz binlerce insan, bu kitlesel ölümler yaşanırken sokaklara çıkıp “Hepimiz Müslümanız” diye yürümedi? Neden, biliyor musunuz? Öldüren Amerika da ondan! Eğer bunu başka bir ülke yapsaydı, kıyameti koparırlardı! Ama o ülke ABD olunca herkesi bir sessizlik kaplıyor.

Biz ölürken, yüz binler ölürken, “Hepimiz Müslümanız” diye seslerini yükseltmeleri gerekenler, ABD ile ne tür ortaklıklar kurabiliriz derdinde. Milyonların ölümüne ses çıkaramayanlar medeniyet, toptan imha edildiğini göremeyenler, medeniyet medeniyet diye orada burada dolaşıp duruyorlar? Siz hangi medeniyetin mücadelesini veriyorsunuz Allah aşkına! İnsan, tarih, kültür yok edilirken susanlar hangi medeniyetin mücadelesini verebilir!

yenişafak



Bu yazı 386 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 20 Nisan 2012 Türk-Kürt-Sünni..
    • 30 Mart 2012 Suriye satrancı, İsrail'e askeri üs
    • 16 Şubat 2012 En tehlikeli ihtimal: Ya savaş tersine dönerse!
    • 10 Şubat 2012 Hesaplaşma: Kim kimi tasfiye edecek?
    • 2 Aralık 2011 Bitti Esad, gerçekten bitti..
    • 18 Kasım 2011 Artık, Suriye ile savaş halindeyiz!
    • 9 Eylül 2011 Evet, Tahrir'de konuş! Tarihi değiştir! De ki...
    • 18 Ağustos 2011 İran-Suriye ve PKK: O 'kart' yine masada..
    • 10 Ağustos 2011 Altı saat ne konuştular?
    • 27 Temmuz 2011 Ölüm koalisyonu Haçlı savaşçıları..
    • 22 Temmuz 2011 Avrupa Birliği parçalanıyor..
    • 29 Nisan 2011 Cuma, öfke, kan...
    • 10 Şubat 2011 Barış beklerken savaş gelmesin!
    • 31 Aralık 2010 Bir casusa bu kadar para veriliyor mu!
    • 29 Aralık 2010 İki not ve bir kirli ittifak!
    • 24 Eylül 2010 İsrail-PKK bağlantısı bu işi bozabilir mi?
    • 3 Şubat 2010 Bu toplantı hiç de hayra alamet değil!
    • 17 Aralık 2009 İran-Suudi savaşına doğru mu gidiyoruz?
    • 8 Aralık 2009 Reşadiye'den kim ne mesaj veriyor?
    • 28 Ekim 2009 Birileri tarih yapıyor, bunu kimler yazacak?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,650 µs