En Sıcak Konular

İbrahim Karagül


İbrahim Karagül
0 0 0000

Bölgesel kıyamet, Türkiye'nin rolü!



Pakistan'dan Lübnan'a kadar her yerde her an yeni bir çatışma haberiyle sarsılabiliriz. Bu kuşaktaki kısmi sükunet kimseyi şaşırtmasın. Her hangi bir olay, patlama, kriz olmadan gelişmelerin seyrini izleme becerisine sahip olmadığımız için, sükunet havası bize “her şey yolunda” izlenimi veriyor. Bu yüzden de sık sık şaşırtıcı gelişmelerle yüzleşiyoruz.

İç karışıklıklara sürüklenen Pakistan'daki girginliğin detaylarına, Afganistan'da her gün daha da tırmanan yeni çatışma havasına, İran'ın nükleer silahlanması çerçevesinde küresel bir hal alan krizin ayrıntılarına, Irak'taki felaketin yol açacağı bölgesel sorunlara, Suriye-İsrail arasında tırmanan gerginliğe, Lübnan'da iç savaşa doğu seyreden karmaşaya, Filistin'deki iç çatışmaya, Doğu Akdeniz-Basra Körfezi ve Kızıldeniz'deki büyük askeri yığınağa detaylarıyla girecek değilim.

Eğer bu bölgelerde hiçbir şey olmuyor gibi görünüyorsa, mutlaka yeni krizlerin hazırlıkları yapılıyordur ve bu hiç ummadığımız anda patlayıverir. Bu yüzden İsrail'in Türkiye sınırlarını ihlal etmesi, Suriye hava sahasına girmesi, bazı yerleri bombalaması bizi şaşırtmadı. Bundan fazlası da şaşırtmayacak ve “daha fazlası” her zaman beklenebilir bir endişe olacaktır.

Suriye Dışişleri Bakanı Velid Muallim'i apar topar Ankara'ya getiren, İsrail'in pişkinlik içinde açıklama yapmaya bile gerek duymadığı olay bu yüzden önemli. Bugün Suriye topraklarına bomba bırakan İsrail, bir hafta sonra başka yerleri bombalar. 2003'de Şam'a kadar gelip bombaladığı gibi Şam'ı, Beyrut'u vurabilir. Ve emin olun, geçtiğimiz hafta yaşanan “münferit” olay yaygın bir bölgesel krize kapı aralayabilir. Şu bir gerçek, ABD ve İsrail, İran ve Suriye ile hesaplaşmadan Irak'ta hiçbir düzelme olmayacak. İki ülke ile ilişkiler netleşmeden Lübnan düzelmeyecek, Filistin karışmaya devam edecektir. ABD, İngiltere ve İsrail'in Pakistan'dan Doğu Afrika'ya kadar olan planlaması önümüzdeki on yıl boyunca çatışma ve kaos getirecektir.

İsrail uçakları Türk sınırına yakıt tankları bırakıyor, Suriye hava sahasına giriyor, bombalıyor. Suriye, dünyayı bilgilendiriyor, Şam'daki AB Büyükelçileriyle toplantı yapıyor. Dışişleri Bakanı'nı Ankara'ya gönderiyor. Neden?

İsrail, Suriye'nin reaksiyonunu ve hava savunma gücünü test ediyor. İran ve Suriye'de konuşlanan iddialı Rus hava savunma sistemi saldırıyı ne kadar önleyebilir, buna bakıyor. Çünkü İran'ın nükleer tesisleri çevresinde de aynı hava savunma sistemi var. İsrail ve ABD kaynakları bu sistemin olası müdahaleyi önleyemeyeceğini iddia ediyor. Şimdi bu test yapılmış oldu.

İsrail, ABD ile koordineli biçimde İran'ı vurma hazırlığı içinde. Hatta üç günlük yoğun hava saldırısı planlanıyor. Saldırıda Türk hava sahasının kullanılmasına ilişkin yoğun tartışmalar yaşandı. Ankara kesin bir dille hava sahasını kullandırmayacağını açıkladı. İsrail'in son saldırısı bunun göstergesidir aynı zamanda. Yakıt tankları ve uzun menzilli uçuşlar.. İsrail uçakları uzun menzilli uçuşlar için hazırlık yapıyor.

ABD uçaklarının dört buçuk dakikalık hava ihlali için kıyameti koparanlar bu ihlaller için susmayı tercih etti. Dışişleri Bakanı Ali Babacan; “Bu bizim için kabul edilemez” diyerek Türkiye'nin tavrını sert ve net biçimde ortaya koydu. Ancak iki ülke arasında İsrail savaş uçaklarının eğitimine ilişkin anlaşmalar, İsrail uçaklarının Türk hava sahasında uçuşları, Anadolu Kartalı tatbikatları ortada.

Ortak füze kalkanı projesi, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'ya yerleştirilen füze sistemleri, Arrov füzelerinin ortak üretimi, “Green Pine” radar sistemi, tanksavar füzeleri, insansız uçaklar, Türk F-16'ları için havadan karaya Popeye füzelerinin satışı, sınırlarda kurulan İsrail elektronik dinleme istasyonları ortada.. Konya ovasında, 20 bin kilometre kare alanda yüzlerce uçağın katılımıyla gerçekleştirilen nükleer saldırı tatbikatları bugünler için değil miydi?

Gerçi bölgedeki pozisyon değişti. Türkiye'nin önceliklerinde de değişme var. İsrail'in tehditkar tutumu Türkiye'ye ileriki yıllarda büyük zarar verecek. Suriye'nin saldırı altında kalmasının, bunun bölgesel boyut almasının faturası çok ağır olur.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün Suriye-İsrail arasındaki arabuluculuk girişimine rağmen, Şam'ın iki yıldır Golan için şartsız görüşme önerisine rağmen İsrail çatışmayı önceliyor. Türkiye, bölgedeki kamplaşmaya müdahale edebilecek, arabulucu olabilecek, tansiyonu düşürebilecek tek ülke. Çünkü bölge için, Türkiye gibi barış vizyonunu öne alan başka bir ülke yok ve her ülke bir cephenin mensubu. Bu yüzden Ankara'nın pozisyonu çok önemli.

Küçük çatışmalar, büyük hazırlığın göstergesi. Büyük hazırlık ise bölgesel savaş demektir. Lübnan'da yeni bir patlama, Suriye'ye saldırı, İran'ı tahrik edecek bir girişim bu sefer kontrol edilemez bir kaosa yol açabilir. Bölgede her şey daha da karmaşık hal alıyor. Eğer barış ve sükunetle bir denge kurulamazsa kesinlikle çatışmayla hatta çok yaygın bir savaşla bu olacaktır.

Bir gün Şam ya da İsfahan'a düşecek bir bomba hepimizin hayatını kabusa dönüştürecektir! Bölgesel kıyamet kopmadan bir şeyler yapılmalı. Türkiye'nin, Suriye'yi kurban etme lüksü yok. O zaman kendi geleceğini kurban etmiş olacaktır!

yenişafak



Bu yazı 594 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 20 Nisan 2012 Türk-Kürt-Sünni..
    • 30 Mart 2012 Suriye satrancı, İsrail'e askeri üs
    • 16 Şubat 2012 En tehlikeli ihtimal: Ya savaş tersine dönerse!
    • 10 Şubat 2012 Hesaplaşma: Kim kimi tasfiye edecek?
    • 2 Aralık 2011 Bitti Esad, gerçekten bitti..
    • 18 Kasım 2011 Artık, Suriye ile savaş halindeyiz!
    • 9 Eylül 2011 Evet, Tahrir'de konuş! Tarihi değiştir! De ki...
    • 18 Ağustos 2011 İran-Suriye ve PKK: O 'kart' yine masada..
    • 10 Ağustos 2011 Altı saat ne konuştular?
    • 27 Temmuz 2011 Ölüm koalisyonu Haçlı savaşçıları..
    • 22 Temmuz 2011 Avrupa Birliği parçalanıyor..
    • 29 Nisan 2011 Cuma, öfke, kan...
    • 10 Şubat 2011 Barış beklerken savaş gelmesin!
    • 31 Aralık 2010 Bir casusa bu kadar para veriliyor mu!
    • 29 Aralık 2010 İki not ve bir kirli ittifak!
    • 24 Eylül 2010 İsrail-PKK bağlantısı bu işi bozabilir mi?
    • 3 Şubat 2010 Bu toplantı hiç de hayra alamet değil!
    • 17 Aralık 2009 İran-Suudi savaşına doğru mu gidiyoruz?
    • 8 Aralık 2009 Reşadiye'den kim ne mesaj veriyor?
    • 28 Ekim 2009 Birileri tarih yapıyor, bunu kimler yazacak?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,394 µs