En Sıcak Konular

Ekrem Dumanlı


Ekrem Dumanlı
0 0 0000

Kürt meselesinin yeni boyutu



Görünen o ki Türkiye'nin yakın zamanlı en sıcak problemi Kürt meselesidir. Uzun döneme yayılacak en hayati gündem de budur. Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir'in söylediği gereksiz ve kışkırtıcı cümlenin kopardığı fırtına bu tehlikeyi yeterince ispat ediyor.

Baydemir dün bir açıklama yaparak yanlış anlaşıldığını iddia etti. Başkan, daha önceki konuşmasında sarf ettiği savaş kelimesini "mizah anlamında kullandığı"nı söylüyor. Ve ardından ekliyor: "Her siyasî partinin bir kalesi var. DTP'nin de bir kalesi var. Ve tabii ki kalecisi de."

Modern siyasette rekabet, nezaketi de gerektiriyor. Soğuk savaş dönemlerinden kalma 'savaş' gibi 'kale' gibi lafların artık bir önemi yok. Siyasete hizmet yarışı olarak bakmak gerekiyor. Halk artık böyle bakıyor. O yüzden dededen kalma sadakat duygusuyla rey vermiyor vatandaş. Kimin daha çok hizmet ettiğine (ya da edebileceğine) bakarak insanları yönetime ortak ediyor. Başbakan Erdoğan'ın Baydemir'e cevap verirken kurduğu şu cümle dikkate şayandır: "Laf üreteceğine iş üret."

22 Temmuz seçimlerini pek çok açıdan değerlendirmek mümkün. Asker-sivil ilişkisi ve seçmenin tavrı, siyasî mağduriyet tablosu karşısında insanların tepkisi, demokrasi dışı davranan partilere halkın verdiği cevap, vesaire vesaire... En önemli seçim çıkarımlarından biri "Kürt sorunu" üzerine yapılmalı. Bugüne kadar DTP'nin vitrini, PKK'nın arka bahçesi gibi algılanan Güneydoğu'nun hiç de öyle olmadığı, kendisine umut taşıyan bir kitle partisine de sıcak bakabileceği ortaya çıktı. 22 Temmuz sonrasında Kürt sorunu sil baştan tekrar düşünülmeli. Ve denebilmeli ki bölge halkının hayat tarzına, kültürel değerlerine saygı duyan bir parti, sunduğu ya da vaat ettiği hizmetle Güneydoğu'dan da çok oy alabilir; hatta almalıdır.

Kürtlerin tamamını bölücü bir örgütün taraftarı gibi görmek, derin bir bühtan olsa gerek. Türkiye'mizin pek çok şehri gibi bu bölgede de mağdur edilmiş insanlar, hizmet götürülememiş kitleler var. Devlet, şefkat ve merhametiyle yürekleri yumuşatmak zorunda ki maşeri vicdanın nefretini kazanacak terörist gayretler akim kalsın!

Ayrılık-gayrılık üzerine tüketilen nefes kadar, birlik-dirlik üzerine üretilecek proje vardır aslında. Ne yazık ki kısır çekişmeler yüzünden meseleye geniş bir çerçeveden bakılamıyor. Menfî gelişmelerden devşirilen umutsuzluk, müspet atılımlara kaynak teşkil edecek çalışmaların da önünü kesiyor. Meselenin güvenlik boyutu tabii ki önemlidir; lâkin hükümetlerin güvenlik dışı tedbirlere de kafa yorması, sosyal ve ekonomik tedbirlerle halkı, terör örgütlerinin baskısından kurtarması gerekiyor.

Baydemir'in beyanıyla başlayan tartışmanın iki boyutu var. 2008'de yapılacak yerel seçimler yaklaştıkça DTP'li belediyeler, kendilerini mağdur duruma düşürecek keskin beyanlarda bulunabilir. Muhteşem bir şehircilik ortaya koyamayan ve bu şekilde halkın gönlünü alamayan pek çok belediye, popüler hale gelmek için siyasî polemiklere başvurabilir. İkincisi daha tehlikeli bir gelişmedir: Türkiye'yi karıştırmak isteyen bazı zümreler, 22 Temmuz öncesi laik-antilaik çatışmasından siyasî rant bekledi; ancak umduğunu bulamadı. Önümüzdeki günlerde kavganın ibresi bir kez daha Kürt-Türk çatışmasına kayabilir. Bunu planlayanlar var; bu ayrışımdan medet umanlar var...

Ne yapılabilir? Meselenin besmelesi, soğukkanlı kalmaya ahdetmektir. Kürt sorununu tahrikçilerin, provokatörlerin, ajitatörlerin elinden kurtarmanın asıl yolu da bu topraklarda yaşayan herkese hizmet götürmek, onlara birinci sınıf insan olmanın huzurunu yaşatmaktır. Çatışmanın yerini kaynaşma aldıkça, Kürt meselesini sürekli kaşıyan güçler, inanın, zor durumda kalacak. Aksini düşünmek sadece ülke sevgisinden değil, insanlıktan bile yoksun bazı zümrelerin kirli planlarını gösterir ki "maazallah" demekten başka söyleyecek söz bulamıyorum...

zaman



Bu yazı 391 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 24 Eylül 2012 Ne gereği vardı?
    • 11 Haziran 2012 Cuntalarla nasıl mücadele edilecek?
    • 30 Nisan 2012 Şiddet!
    • 16 Nisan 2012 '28 Şubat'çılardan panik atak hamleleri
    • 10 Nisan 2012 Çin'den bakınca Türkiye'nin gücü
    • 9 Nisan 2012 Darbede tanıdığım dört subay
    • 2 Nisan 2012 Suriye İran... İşte çetin imtihan!
    • 26 Mart 2012 Terlik
    • 13 Şubat 2012 Aman dikkat!
    • 6 Şubat 2012 Bu yüzden mi susuyorsunuz?
    • 23 Ocak 2012 Hem Hrantçı hem Ergenekoncu olunabilir mi?
    • 16 Ocak 2012 Kaç kafatası bir manşet eder?
    • 9 Ocak 2012 Hesap vermek
    • 26 Aralık 2011 Çanlar Avrupa için çalarken
    • 19 Aralık 2011 Militan
    • 12 Aralık 2011 Maazallah!
    • 5 Aralık 2011 Global Ergenekon
    • 28 Kasım 2011 Dersim'den alnımızın akıyla çıkmak
    • 23 Kasım 2011 İngiltere'yi yeniden keşfetmek
    • 21 Kasım 2011 Dersim'in şifreleri

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,175 µs