En Sıcak Konular

İbrahim Karagül


İbrahim Karagül
0 0 0000

En zor dönemin Cumhurbaşkanı!



Türkiye'nin 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, küresel ölçekte, bölgesel düzeyde ve Türkiye'nin iç siyasi yapısında ciddi kırılma ve yeniden dizayn sürecinin belirginleştiği bir dönemde Çankaya'ya çıktı.

“Nasıl bir Cumhurbaşkanı olacak” sorusu elbette çok önemli. Ancak bu “önem” Türkiye'nin siyasi ve toplumsal tartışmalarıyla sınırlı değil. Dar iktidar kavgalarıyla ölçülemeyecek bölgesel ve küresel eğilimlerin Türkiye üzerinden ciddi baskılar oluşturacağı bir dönemde daha geniş sorular sormak, cevaplar üretmek gerekiyor.

Dolayısıyla, bu baskının oluşturacağı stres, başörtüsü, laiklik veya semboller üzerinden yürütülen tartışmalarla aşılamayacak kadar ciddi. Yeni bir dünya kurulurken, bölgesel bloklaşmalar oluşurken, sıcak çatışma alanları yayılırken, yakın çevremizde her şeyi temelden sarsan ve değişmeye zorlayan düzenleyici tasarruflar yaşanırken hangi Türkiye ile bu rüzgara direnmeye çalışacağımız çok önemli.

Siyasi tarihinde ilk kez, muhalif bir siyasi hareket Türkiye cumhuriyetinin iktidar aygıtları üzerinde bu kadar etkin oldu. O zaman, bu hareketin nasıl bir Türkiye okuması olduğunu, nasıl bir bölge ve dünya tasavvur ettiğini hep birlikte göreceğiz.

Soğuk Savaş Türkiyesi, dünyadaki değişimin hızına göre son derece yavaş hareket etti ve pozisyonunu belirlemede yavaş davrandı. Cumhuriyetin kurucu ve merkez eliti, değişimi yönetmeyi, kontrol etmeyi başaramadı. Ve tarih, Ak Parti'nin temsil ettiği siyasal düşünceye böyle bir fırsat verdi.

Bu yönüyle yaşanacaklar sadece Türkiye için değil, Müslüman dünya için de yol gesterici olacaktır. Ayrıca, “İslam”ın merkeze oturduğu 21. yüzyıl küresel sistem arayışı için de derin bir tecrübe olacaktır. Türkiye elbette dar anlamda ideolojik İslam algısının ötesinde, kültür, tarih, ekonomi ve teknoloji öncelikli bir yol haritası oluşturacaktır. Türkiye'nin de, bölgenin de, dünyanın da böyle bir tecrübeye ihtiyacı olduğu kadar, Türkiye'nin, merkezinde olduğu coğrafyanın kara talihini değiştirme potansiyelini ortaya çıkaracaktır.

Bu nedenle, “Nasıl bir cumhurbaşkanı olacak” sorusundan daha önemli bir gerçek var: Cumhurbaşkanı Gül, tarihin çok önemli bir dönemine, büyük değişim dönemine, dünyanın yeniden şekillendiği bir döneme tanıklık edecek. Tanıklık etmenin ötesinde, bu dönemde Türkiye Cumhuriyeti'ni temsil edecek. Bir çoklarına göre, Birinci Dünya Savaşı dönemindeki dünyayı hatırlatan bir süreç bu. Dolayısıyla, Mustafa Kemal Atatürk'ten sonra, hem dünyanın hem de bu ülkenin siyasi tarihinde en büyük değişimlere zorlanacağı bu dönemde, kendisi istemese de, derin izler bırakacaktır.

Daha dar anlamda, Türkiye'yi ciddi tercihlere zorlayacak birkaç nota dikkat çekmek istiyorum:

Irak, tahminlerin ötesinde hem bölgenin hem de Türkiye'nin siyasi ve sosyal yapısını değiştirme potansiyeli taşıyor. Her ne kadar, işgal, iç savaş gibi kavramlarla Irakla sınırlı tutmaya çalışsak da, Mezopotamya'da bir yabancı gücün varlığının ne tür sonuçlara yol açtığını görmek için biraz tarihe bakmak gerekiyor.

Son dönemde, Türkiye'nin en önemli müttefiklerinden İsrail'in kontrol ettiği Yahudi lobisinin Ermeni soykırım tezine yönelik tutum değişikliği, Abraham Foxman'ın yeni açıklamalarıyla da anlaşıldı ki, uzun vadeli sonuçlar doğuracak. Türk Tarih Kurumu Başkanı Yusuf Halaçoğlu'nun “Kürt ve Alevi Ermeniler”e ilişkin sözleriyle, Yahudi lobisinin tutumunun “soykırım” tezi üzerindeki restleşmelerin ötesinde ne ifade ettiğine dikkatli bakmak lazım. İsrail Trükiye'ye muhtaç olduğu sürece Yahudi lobisinin Türkiye karşıtı bir kampa geçmesi mümkün değil. Eğer geçiyorsa, o zaman Türkiye-İsrail ilişkilerinde yeni bir dönem başlayacaktır. Bir başka kırılma noktası da burası.

ABD Başkanı George Bush ve neocon ekibinin yeni Tony Blair'i olan Nicolas Sarkozy'nin Irak'tan çekilme ve İran'a karşı askeri güç kullanma yönündeki son açıklamalarını, bu güç kullanmaya paralel olarak İsrail'in de Suriye'ye saldırma tezini ele alınca, bölgesel kıyamet senaryoları geliyor önümüze. Ve bu hiç de ihtimal dışı değil. Türkiye ve bölge için bundan daha büyük kırılma olur mu? Bu, bütün haritalar değişecek anlamına geliyor. Cumhurbaşkanı Gül için bir başka tarihi sınav daha… Devam edelim:

ABD'nin BM Temsilcisi Zalmay Halilzad; “Ortadoğu'da ve İslam medeniyetindeki büyük değişim, yeni bir dünya savaşına neden olabilir” sözü yabana atılacak söz mü? Böyle bir savaşın erken dönemlerini yaşadığımızı herkes biliyor aslında.

Bernard Lewis'in: “Batı Müslümanları 200 yıl boyunca hakimiyeti altında tuttu. Birinci Dünya Savaşı sonunda Batı'nın hakimiyeti tam anlamıyla gerçekleşmişti. Soğuk Savaş döneminde Müslümanlar zayıftı. Onlara sadece güçler arasında oynamak kaldı. Şimdi ise, Müslümanlar 200 yıl sonra ilk defa kendi kaderleri hakkında karar verebilecekler” sözlerini tekrar hatırlatayım: Böyle bir kritik yol ayrımında, Türkiye'deki iç siyasi ve sosyal ayrışmanın hiçbir anlamı olmayacak.

İşte Abdullah Gül böyle bir dönemin Cumhurbaşkanı. Çok zor bir dönemin Cumhurbaş kanı. Türkiye için hayırlı olsun!

Yeni Şafak



Bu yazı 383 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 20 Nisan 2012 Türk-Kürt-Sünni..
    • 30 Mart 2012 Suriye satrancı, İsrail'e askeri üs
    • 16 Şubat 2012 En tehlikeli ihtimal: Ya savaş tersine dönerse!
    • 10 Şubat 2012 Hesaplaşma: Kim kimi tasfiye edecek?
    • 2 Aralık 2011 Bitti Esad, gerçekten bitti..
    • 18 Kasım 2011 Artık, Suriye ile savaş halindeyiz!
    • 9 Eylül 2011 Evet, Tahrir'de konuş! Tarihi değiştir! De ki...
    • 18 Ağustos 2011 İran-Suriye ve PKK: O 'kart' yine masada..
    • 10 Ağustos 2011 Altı saat ne konuştular?
    • 27 Temmuz 2011 Ölüm koalisyonu Haçlı savaşçıları..
    • 22 Temmuz 2011 Avrupa Birliği parçalanıyor..
    • 29 Nisan 2011 Cuma, öfke, kan...
    • 10 Şubat 2011 Barış beklerken savaş gelmesin!
    • 31 Aralık 2010 Bir casusa bu kadar para veriliyor mu!
    • 29 Aralık 2010 İki not ve bir kirli ittifak!
    • 24 Eylül 2010 İsrail-PKK bağlantısı bu işi bozabilir mi?
    • 3 Şubat 2010 Bu toplantı hiç de hayra alamet değil!
    • 17 Aralık 2009 İran-Suudi savaşına doğru mu gidiyoruz?
    • 8 Aralık 2009 Reşadiye'den kim ne mesaj veriyor?
    • 28 Ekim 2009 Birileri tarih yapıyor, bunu kimler yazacak?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    3,713 µs