En Sıcak Konular

Erdal Şafak


Erdal Şafak
0 0 0000

Kuzey Irak üstüne



Irak Başbakanı Nuri ElMaliki dün Ankara'ya kolu kanadı kırık geldi: Mukteda El Sadr'ın radikal Şii hareketinin temsilcilerinden sonra Sünni lider İyad Allavi'nin bakanları da hükümete karşı boykot başlattı.
Böylece Bakanlar Kurulu'nun 37 üyesinden 17'si çekilmiş oldu. Geriye yalnızca Şii ve Kürt bakanlar kaldı.
Bir başka deyişle, Maliki sadece Kürtler'in desteğiyle ayakta durabiliyor.
Bu koşullarda Türkiye'nin Kürt liderlere baskı talebine Maliki'den olumlu yanıt beklentisi ne kadar gerçekçi olabilir?
Hiç kuşkusuz topu Barzani'ye atacak. Barzani her zamanki gibi "PKK sorunu askeri değil siyasal yollardan çözülebilir" diyerek Türkiye'ye "Af" çıkarmasını tavsiye edecek. Türkiye bunun üstüne ABD'ye bıçağın kemiğe dayandığı uyarısında bulunup "Ya bir şeyler yap ya da ben yapayım" resti çekecek. ABD buna "Üçlü mekanizma"nın işlemeye devam ettiği, biraz daha sabredilmesi gerektiği cevabını verecek.
Kısacası, sorun labirentte turlamaya devam edecek.

ABD ve Irak'tan hayır yok
Bu kısır döngüde sağlıklı bir değerlendirme yapabilmek için fotoğrafın bütününü görmek gerekiyor:
- Maliki, PKK'ya karşı harekete geçemez. Çünkü, Bağdat yönetiminin Kuzey Irak'ta esamisi okunmuyor. Ayrıca Irak ordusunda Kürt güçler çok ciddi bir ağırlığa ve özellikle Bağdat'ta güvenliğin bir ölçüde sağlanmasında hayati öneme sahip. Ve nihayet petrol gelirlerinin paylaşımı, eski Baasçılar'ın yönetime entegrasyonu ve yaklaşan bölgesel seçimlerin tarihinin belirlenmesi gibi sorunlarla boğuşurken, üstelik bunları bir an önce çözmesini isteyen ABD'nin baskılarını göğüslemeye çalışırken, PKK sorununa ne öncelik, hatta önem verebilir, ne de Kuzey Irak'ta istikrarın bozulmasını göze alabilir.
- Barzani ve Talabani, PKK'ya karşı parmağını kıpırdatmaz. Çünkü öncelikle PKK, Kuzey Irak'ta azımsanmayacak bir taban oluşturdu. Ayrıca iki Kürt lider için PKK, Türkiye'ye karşı ciddi bir koz. O nedenle onu gözleri gibi sakınıyorlar: Son zamanlarda Kandil Dağı'na giden batılı gazeteciler, PKK'nın örneğin İran sınırına yakın Kortek dağlarında Kürdistan Yurtseverler Birliği'nin kışlasına yerleştiğini, Barzani yönetiminin de buna göz yumduğunu bildirdiler.
- ABD, PKK'ya karşı operasyon düzenle(ye)mez. Çünkü PKK'nın diğer kolu, İran'ın başını ağrıtan PJAK çok işine yarıyor. Kandil'de PKK'nın ve PJAK'ın kampları iç içe. Yöneticileri de: PJAK'ın başı Abdul Rahman Hacı Ahmedi, KongraGel'in yürütme konseyi ve "Kürdistan Ulusal Kongresi" üyesi Ayrıca ABD ile aleni ilişki içinde. Geçenlerde "Kandil'deki kamplarına Amerikalı generallerin gelip gittiklerini" açıkladı. Şu sıralar Washington'da Hacı Ahmedi; Amerikalılar yalnızca "Üst düzeyde temas yok" demekle yetiniyorlar, yani alt seviyedeki görevlilerle de olsa görüşme yapılıyor.
Peki böyle sürüp gidecek mi? Açık söylemek gerekirse, önümüzde üç seçenek var:
- Ya ABD'yle, hatta AB ile bozuşmayı, Güneydoğu'daki hareketlenmeyi ve sınırın öte yakasında BarzaniTalabani peşmergeleri ile de çatışmayı göze alarak Kuzey Irak'a girilecek.
- Ya Barzani ve ABD'nin harekete geçmelerini sağlayacak adımlar atılacak. Onların talepleri açık: ABD öncelikle İran'la işbirliğine son verilmesini bekliyor. Barzani ise Kerkük'ün Kürt özerk bölgesine katılmasıyla sonuçlanacak referandumun ve onun tetikleyeceği gelişmelerin kabullenilmesini istiyor.
- Ya da oyalamaya -ve arada bir gaz almaya-dayalı satüko devam edip gidecek.
Hangisi ehveni şer dersiniz? Ya da hangisi tercih edilmeli?

sabah

 



Bu yazı 1,019 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 31 Temmuz 2012 Körfez'e büyüteç
    • 22 Temmuz 2012 Tarih yolları kesiştirince...
    • 4 Nisan 2012 Demokrasiyi taçlandırmak
    • 1 Nisan 2012 Suriye aktörleri
    • 4 Mart 2012 Fıkra gibi
    • 1 Şubat 2012 Konsey'i beklerken
    • 16 Ekim 2011 1961 Ekim'i
    • 26 Eylül 2011 New York'tan dönüş gündemi
    • 20 Ağustos 2011 Şam'la satranç
    • 12 Ocak 2011 Aslında biz bize yeteriz
    • 8 Ocak 2011 Referandum
    • 26 Aralık 2010 Krizin öbür yüzü
    • 27 Kasım 2010 Senede bir gün
    • 18 Kasım 2010 Savaş Lordu
    • 16 Kasım 2010 Beşik sallanıyor
    • 9 Ekim 2010 Sri Lanka modeli
    • 26 Eylül 2010 Dolmabahçe'de medyatik kahvaltı
    • 28 Ağustos 2010 BDP'lilerin söylemleri
    • 30 Haziran 2010 Ortaklık
    • 15 Mayıs 2010 Atina'dan

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,218 µs