En Sıcak Konular

Mümtaz'er Türköne


Mümtaz'er Türköne
0 0 0000

''Sözde ve özde bağlılık''



Cumhurbaşkanlığı seçimi "yeniden" gündeme gelirken eski tartışmalar da ısıtılıyor. Genelkurmay Başkanı'nın 27 Nisan Bildirisi yerine 12 Nisan'da yaptığı konuşmayı referans alması manidar bir durum. Büyükanıt önceki gün görüşlerinde bir değişiklik olmadığını vurgulayarak "Cumhuriyet değerlerine sözde değil özde bağlı" bir cumhurbaşkanı seçilmesini beklediklerini tekrarladı. 27 Nisan Bildirisi'nin amacı da dikkate alındığında askerlerimiz, mevcut cumhurbaşkanı adaylarını "cumhuriyet değerlerine özde değil sözde bağlı" olmakla suçluyorlar.
Müesses düzene ve esaslara "sözde değil özde bağlı olmak", üstelik bu bağlılığı "davranışlara yansıtmak" ne demek? Elimizde "özde bağlılık kriterleri" olması gerekmez mi? Daha önemlisi sözün yerini alacak olan "öz" nedir? Bağlı olan kişinin, yani öznenin "öz"ü mü? Yoksa bağlı olunan şeyin, yani nesnenin özü mü? "Özde bağlılık" davranışlara nasıl yansır? Bizim de Genelkurmay Başkanı'mıza dönüp, "Demokrasiye sözde değil özde bağlı olduğunuzu davranışlarınızla gösterin" deme hakkımız doğmuyor mu? "Sözde değil özde bağlılık" retoriği, sadece "söz ve öz" kelimelerinin secîsinden güç almıyor. Niyet sorgulamasını, sahtelik suçlamasını barındıran vecizenin arkasında, kullananları da zora sokacak varsayımlar duruyor.

"Sözde" kelimesi, aslında "özde"nin karşıtı değil. "Sözde" bu kullanımda "sahte" (pseudo) anlamına geliyor. "Özde" kelimesinin ise kastedilen şeyi tam anlamıyla anlatan "özcülük" (essentialism) adı verilen felsefeye uzandığını, özcülere hatırlatmamız lâzım. "Her şeyin değişmez bir özü vardır" sözü bu felsefenin özüdür. Tecrübî felsefe özcülüğü reddeder. Özcü felsefenin karşı kutbunda, her varlığın kendi "oluş"u içinde anlam ve içerik kazandığını kabul eden "varoluşçuluk" yer alır.

Bir şeye "özde bağlı olmak" için, o şeyin değişmeyen bir "özü"nün olması gerekir. Cumhuriyet'in, laikliğin, üniter devletin, hatta bunların bir araya geldiği devletin değişmeyen özünden bahsediyoruz. Platon'un "idealar felsefesi" bu değişmeyen özü anlatmaktadır. Varlıklar "madde ve form"dan meydana gelmektedir. Öze verilen isim "form"dur. İlk ilişkiyi bu kelime üzerinden kurabiliriz. Askerlerin ayırt edici vasfı olan "üniforma" "tek formlu" anlamına gelmektedir. Bir tek değişmez form vardır ve tek doğru bu forma uygun olandır. Buradan özcülüğün aslında şekilcilik olduğu sonucuna varıyoruz. İkinci ilişki, Platon'un "İdeal Devleti"nde tarif ettiği "koruyucular" sınıfı üzerinden kurulabilir. Koruyucular ülkeyi savunan askerlerdir. Bu askerler totaliter bir kurgu içinde, toplumun diğer kesimlerinden yalıtılmış biçimde disiplinli bir hayat yaşarlar. Disiplinli bir yaşam biçimine zarar veren her şeye (müziğe, edebiyata, düşünceye) karşı olmak ve bunları yasaklamak gerekir. "Özde bağlılık" değişmeyen bir öze ihtiyaç duyduğu için, siyasî değerleri dogma haline çevirir ve kutsallaştırır. İnsan için üretilen değerler, koruyucular sınıfı tarafından değişmeyen bir inanca ve ideolojiye dönüşmektedir. "Değişmez öz"ler, tutucu ve statükocu siyasî duruşların gerekçesi olmaktadır. "Değişmez öz"lerden, demokrasi ile hiçbir şekilde uyum sağlayamayan keskin çizgilerle sınırları çizilmiş iki renkli bir dünya çıkar. "Değişmeyen öz"ler, toplumun renkliliğini bu kısır dünyanın içine hapsetmek için akla hayale gelmeyen çabalar harcar. Toplum bu kalıba girmeyince bu sefer önüne geleni "sözde" davranmakla suçlamaya girişir.

Türkiye'de askerlerin ürettiği "sözde ve özde" ayrımı, basit bir karşıtlık değil. Bu karşıtlık aslında "özde ve varoluşta" diye değiştirilmeli. "Özcü" bakış, hayat boyu siyasî inançların ve tutumların değiştirmediğini; insanların bu inançları gizli üniformalar gibi taşıdığını düşünür. Başörtüsü bırakın bir simge olmayı, aynı tornadan çıkmış insanların (kadınların) üniformasıdır. Bu insanlar arasındaki farklı konularda farklı tavırlar ve zengin dünyalar hiçbir şekilde dikkate alınmaz. "Özcülük" tadı kaçmış "niyet sorgulaması"nın yeni ismi. Hukuk devletinde, hukuk normları dışında "özcü normlar" ihdas ettiğiniz zaman keyfiliği egemen kılarsınız. Herkesin tekrarlaması gereken doğru düşünce şu olmalı: "Ben cumhuriyete özde değil, varoluşsal şekilde bağlıyım." Çünkü cumhuriyetin de, laikliğin de bir özü yoktur; hepsi benim içindir, bana göredir. Sonra özde bağlılık arayanlara döner, "öyleyse demokrasiye ve özgürlüklere sözde değil özde bağlı olduğunuzu, ama davranışlarınızla da göstererek ispatlamayı deneyin" derim.

zaman



Bu yazı 535 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Eylül 2012 Bu sefer çözülecek mi?
    • 16 Eylül 2012 Din eğitiminde devlet tekeli kalkıyor
    • 14 Eylül 2012 Siyaset, artık dine alet edilmiyor!
    • 13 Eylül 2012 CHP, PKK ile müzakere yapabilir mi?
    • 9 Eylül 2012 Merkez Sağ'ın son noktası
    • 7 Eylül 2012 Başbakan sertleşmekte haklı mı?
    • 28 Ağustos 2012 Hükümet haklı çıktı
    • 26 Ağustos 2012 Kawa ve Ergenekon
    • 24 Ağustos 2012 Terör sorunu ayrışıyor
    • 17 Ağustos 2012 Hem şiddet üreten, hem barış isteyen bir örgüt
    • 16 Ağustos 2012 'Paralel devlet'in iflası
    • 12 Ağustos 2012 Kürt, Türk, Alevî ve Sünni olmak
    • 10 Ağustos 2012 Yangını kim söndürecek?
    • 5 Ağustos 2012 Ordulaşan partiler ve partileşen ordular
    • 22 Temmuz 2012 Davutoğlu haklı çıkarsa?
    • 17 Temmuz 2012 'Hücre yenilenmesi'
    • 29 Haziran 2012 ÖYM'leri kaldırması için hükümete yetki verdiniz mi?
    • 24 Haziran 2012 Türkiye savaşa girer mi?
    • 21 Haziran 2012 Teröre teslim olmak
    • 19 Haziran 2012 Çözüme yakın mıyız?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,043 µs