En Sıcak Konular

Ismet Berkan


Ismet Berkan
0 0 0000

Erdoğan'a açık mektup



Sayın Recep Tayyip Erdoğan,
Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı, Ankara
Sayın Erdoğan,
Partiniz geçen hafta etkileyici bir seçim zaferi kazandı, siz önümüzdeki günlerde bir kez daha hükümet kuracak ve ülkenin kaderine en azından dört yıl daha hükmedeceksiniz. Seçim nedeniyle çok yoğun günlerden geçtiniz ama bundan sonra da benzer, hatta belki daha yoğun günler önünüzde.
Türkiye, son beş yılında olumlu anlamda önemli değişimler yaşadı. Her dönemin kendine göre 'yaşamsal' olduğu savunulabilir belki ama gerçekten de geride kalan beş yıl ve önümüzdeki dönem Türkiye'de Cumhuriyet tarihinin en kritik dönüşümlerinin yaşandığı yıllar olacak.
Burada Türkiye'nin kişi başına 5 bin dolarlık geliri aşmasından ve demokrasinin sürdürülebilirliği açısından kimilerine göre sınır değer olan 7-10 bin dolarlık hedefe yönelmesinden söz ediyorum esas olarak.
Gerek böyle bir hedefe yönelmek ve gerekse varabilmek, beraberinde ekonomik ve siyasi bir dizi dönüşümü gerektiriyor. O dönüşümler olmadan, Türkiye'nin olduğu gibi kalmaya devam ederek bu hedeflere varması olanaklı olsaydı bugüne kadar zaten o hedeflere varılmış olunurdu, bunu unutmamak gerek.
İşte bu dönüşüm ihtiyacı ve dönüşümün iyi yönetilmesi açık seçik görüldüğü için size bu yeni hükümet döneminin henüz eşiğindeyken biri dizi mektup yazmak ve Türkiye'yi sıkıştıracağını düşündüğüm kimi önemli meselelerle ilgili görüşlerimi aktarmak istedim.
Sayın Erdoğan,
Sizin de bildiğiniz gibi ekonomik dönüşümün en önemli ayaklarından biri dışa açılım. Türkiye, kendi sermaye birikimi yeterli olmayan, kendi tasarrufları yeterli olmayan bir ülke. O yüzden ülkenin gelişimi için doğrudan yabancı sermaye yatırımlarına ihtiyaç var.
Avrupa Birliği ile tam üyelik müzakerelerinin başlatılmış olması ve ülkedeki yönetsel istikrar son yıllarda yabancı sermayede görülmemiş bazı artışlar yaşanmasına neden oldu.
Ama başta AB ile müzakereler ve yabancı sermaye girişleri olmak üzere kimi olaylar ülkede tepkisel milliyetçiliğin zemin kazanmasına yol açtı. Bana göre, yabancı düşmanlığından beslenen, Türkiye'yi dış dünyaya kapatmayı hedefleyen, zaman zaman başkalarına karşı ırkçılığa varan tepkiler
veren bu reaksiyoner milliyetçilik ülkemizin gelişmesinin önündeki en büyük engellerden biri. Çünkü kullandığı popülist ve lumpen söylem, oldukça iyi eğitimli bir kurum olan Türk Silahlı Kuvvetleri'nden tutun da sokaktaki sıradan vatandaşa kadar herkesi kolayca etkisine alabiliyor.
Bu etkinin kendiliğinden kırılamayacağı, reaksiyoner milliyetçiliğin alıp başını gittiği, yabancı düşmanlığının bazı siyasi partilerimizce açık açık yapıldığı ve önümüzdeki dönem Meclis'te yan yana oturacağınız diğer üç partinin de aslında reaksiyoner milliyetçi partiler oldukları gerçeği, bu konuyu acil gündem maddesi haline getiriyor.
Başta siz olmak üzere hükümetiniz, önümüzdeki döneme milliyetçiliğin tarifini yaparak, bunu da kuvvetli bir iletişim politikasıyla gündeme getirerek başlayabilirsiniz.
Milliyetçiliğin bir şeyleri engellemek, bir şeylere kızmak, bir şeylerden nefret etmek, birilerinin bizi böleceğine, parçalayacağına, kendilerine köle yapacağına inanıp bundan korkmak değil tam tersine kendine güvenmek, dünyayla yarışmak ve 'Türkün gücünü' bütün dünyaya göstermek olması gerektiğini anlatmalıyız.
Atatürk'ten sözler kullanmak, onu referans vermek belki bir kolaycılık ama belli ki o da 20'li yıllardan başlayarak bugün yaşadığımız reaksiyoner milliyetçilik sorunuyla karşılaşmış, bununla başa çıkmak için de 'pozitif milliyetçi' bir söylem yaratmaya çalışmış, o yüzden de 'Türk, övün, çalış, güven' sözünü her yere yazdırmış. Önümüzdeki dönemin sloganı tam da bu olabilir: Türk, övün, çalış, güven!
Çünkü dikkatle bakıldığında, reaksiyoner milliyetçiliğin esas cümlesinin 'Biz Türklerden adam olmaz, bu yabancılar bol bol paralarıyla gelir bizi kandırırlar' olduğu görülür. Yabancı düşmanlığının, yabancıdan korkunun temelinde bu cümle vardır. Bu cümle bize ciddi özgüven eksikliği çekildiğini gösteriyor.
Topluma güven aşılamak, daha iyisini başarabileceğimizi göstermek, ona
hedefler koymak ve her seferinde dünya ile yarışmak çok önemli.
Pozitif milliyetçiliği geliştiremeyen bir Türkiye'nin işi önümüzdeki dönemde çok zor olacaktır. Yabancı düşmanlığından kurtulmak için bunu yapmalıyız.
Sayın Erdoğan, izninizle mektubuma yarın da devam edeceğim.

radikal



Bu yazı 301 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 15 Temmuz 2012 ‘Tanrı Parçacığı’ bize neler vaat ediyor?
    • 10 Mart 2012 Tartışmayı içerikten biçime kaydırmak
    • 25 Haziran 2011 PKK dağdan nasıl iner
    • 26 Şubat 2011 1968 neden 68’de olduysa, şimdi de isyanlar ondan oluyor
    • 26 Aralık 2010 Seçim soruları: AK Parti kaç alacak, ya CHP?
    • 2 Kasım 2010 PKK’nın içine girdiği açmazı görmek
    • 31 Ekim 2010 ‘Kırmızı Kitap’efsanesinin sırları
    • 27 Temmuz 2010 Askeri vesayetin hukuki altyapısı
    • 24 Temmuz 2010 Enerji stratejimiz var mı?
    • 21 Temmuz 2010 Sahiden 12 Eylül'ü mü oylayacağız?
    • 14 Temmuz 2010 İran çelişkileri ve iç politika yansımaları
    • 7 Temmuz 2010 Liderler neden görüşecek, neyi görüşecek?
    • 5 Temmuz 2010 Dindar solcular
    • 3 Temmuz 2010 Kılıçdaroğlu, bu kafayla hiçbir şeyi çözemez!
    • 26 Haziran 2010 Hep aynı denklemin içine sıkışmak
    • 24 Haziran 2010 Eşit yurttaşlığa dayalı demokratik cumhuriyet
    • 13 Haziran 2010 Karpuz gibi ortasından ikiye bölünmüş ülke...
    • 6 Haziran 2010 Mahkûmun açmazı: Hayattaki karşılığı
    • 24 Mayıs 2010 Maalesef bizde hattı muhalefet yoktur, sathı muhalefet vardır
    • 4 Mayıs 2010 Eski defterleri açmak...

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,168 µs