En Sıcak Konular

Ahmet Kekeç


Ahmet Kekeç
0 0 0000

Sorun sadece Baykal mı?



Haksızlık etmek de istemiyorum... Evet, saygıdeğer Deniz Baykal’ın, bugüne kadar ‘CHP’nin başına gelmiş en kötü şeylerden biri’ olduğunu yazıp duruyorum ama, ortadaki meseleyi (bir mesele varsa gerçekten) bir tek kişiye fatura etmenin de insafla bağdaşmayacağını düşünüyorum.

Muhalifleri, CHP’nin Baykal’dan kurtulması gerektiğini söylüyorlar.

Bunu ben de söylüyorum.

Fakat sorun, ‘arızi’ değil, ‘yapısal...’

Diyelim ki, daha demokrat bilinen Zülfü Livaneli CHP’nin başına geçti...

Ne değişecekti?

Hiç...

Parlamenter demokratik sistemi ‘karşı devrim’ olarak niteleyen, dönüp dolaşıp ‘CHP Gazi’nin partisidir, başka da bir şey değildir’ diyen Livaneli mi farklı bir sosyal demokrat portre çizecekti?

Mustafa Sarıgül mü kurtaracaktı partiyi?

Hikmet abi mi?

Hurşit Güneş mi?

Mesela, değerli bir akademisyen olan, böyle kalmasında sonsuz yararlar bulunan değerli Hurşit Güneş, CHP’nin sahiplendiği dışlayıcı, baskıcı ve yasakçı laiklik yorumunun yanlış olduğunu, bundan sonra sosyolojik tabanı olan ‘yoksullar’ ve ‘dar gelirli’ üzerinden siyaset yapması gerektiğini söylüyordu ki, son derece güzel tespitlerdi bunlar.

Fakat, sadece güzel tespitlerdi.

Çünkü, aynı Hurşit Güneş, ‘kalkınma reçeteniz nedir’ sorusunu, Cem Yılmaz’ın parodisini yaptığı bir mazmunla geçiştiriyordu: ‘Biz bu işi eğitimle halledeceğiz...’

Nasıl yani?

Değerli bir akademisyen Hurşit Güneş insanları eğitecek; eğitim almış insanlar zaten kalkınmayı, zenginleşmeyi, çağdaşlaşmayı isteyeceği için, dolayısıyla CHP’yi tercih edecek ve böylece kalkınma meselesi (‘kendinden zuhur metoduyla’) halledilmiş olacak.

Zurnanın ‘zırt’ dediği yer de burasıydı işte.

Bunu saygıdeğer Hurşit Güneş anlamıyordu.

Baykal’ın anlaması zaten mümkün değildi.

Mesele şu:

İki tür kalkınma modeli cumhuriyet tarihi boyunca çarpışıp durmuştur.

Kendisine ‘sol’ etiketini yakıştıran partiler ‘kültürel kalkınma’yı (Kolhoz ve Sovhoz uygulamalarından mülhem Köy Enstitüleri’ni, Halkevleri’ni buna örnek gösterebiliriz; çünkü halk cahildir, doğru seçim yapamamaktadır, dolayısıyla eğitim şarttır) tercih ederken, sağ olduğu sanılan partiler ‘sınai kalkınma’yı öncelemişlerdir.

Türkiye’deki dört ana kalkınma döneminde sağ partilerin (DP, AP, ANAP ve AK Parti) imzası vardır.

Sol defansif kalmıştır; ne dünyadaki gelişmelere ayak uydurabilmiştir, ne de içerideki taleplere cevap verebilmiştir.

Dahası, insanlara (halka) ‘eğitilesi’, ‘adam edilesi’, ‘hizaya sokulası’ varlıklar gözüyle bakmıştır. Bu da, tabii, tercihlerde ‘belirleyici rol’ oynamıştır.

Biraz yukarıda, CHP’deki sorunun ‘yapısal’ olduğunu söylemiştim.

Bu konuyla ilgili olarak da, hiç yazmadıysam, en az beş yüz yazı yazdığımı hatırlıyorum.

Statükoyu sahiplenerek, darbeleri destekleyerek, devletin söylediklerini tekrarlayarak, halkın tercihlerine kuşkuyla bakarak ‘solcu’ olunmuyor.

Sosyal demokrat da olunmuyor.

CHP, tipik bir ‘bürokrat partisi’dir.

Daha doğrusu, devletin kurduğu partidir. ‘Müdafaa-i Hukuk Grubu’ndan (Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri’yle alakası yoktur) türemiştir ve vizyonu, ilk Meclis’te ‘Birinci Grubu’ oluşturan eşhasın hafsalası ve dünyaya bakışıyla sınırlıdır.

Bütün sorun da bu işte!
 
star



Bu yazı 205 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 26 Eylül 2012 Balyoz ve empati
    • 5 Temmuz 2012 Hükümeti ve cemaati çökertecek tek isim
    • 26 Haziran 2012 Ben olsam bu gazetecileri sürerdim cepheye
    • 20 Haziran 2012 Bu yazıyı Kürt kardeşlerim okusun
    • 4 Haziran 2012 Nerede bu inek?
    • 28 Mayıs 2012 Kana kan istermiş!
    • 14 Mayıs 2012 ‘Kes zırvalamayı’
    • 1 Mayıs 2012 Menderes de cami yıktırmış... Ne utanmaz adamlarsınız siz!
    • 20 Nisan 2012 Erol Özkasnak
    • 12 Nisan 2012 Suriye’yle savaşa mı giriyoruz?
    • 10 Mart 2012 ‘Zavallı Başbakan’
    • 29 Şubat 2012 Paşa niçin kendini öptürmedi?
    • 27 Şubat 2012 Bizi yormayın kardeşim
    • 17 Şubat 2012 Siz kimi kandırıyorsunuz?
    • 3 Şubat 2012 Rezil olmaya doymadınız mı?
    • 1 Şubat 2012 İyi ki sivil vesayet varmış, şerrinizden korunuyoruz
    • 19 Ocak 2012 Denktaş’ı diriltmek mi?
    • 14 Ocak 2012 Hangi gazeteciler valiz hazırlıyor?
    • 12 Ocak 2012 Kozinoğlu hakkında korkunç karartma
    • 2 Ocak 2012 İlan ediyorum: Hiç yüzleri kızarmayacak!

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,840 µs