En Sıcak Konular

İbrahim Karagül


İbrahim Karagül
0 0 0000

Yine aynı hata!



Seçim sonuçlarının Türkiye'de algılanmasıyla AB ve ABD'de algılanması birbirine taban tabana zıt! Türkiye, seçmenin verdiği mesajı doğru algıladı. Çatışma yerine uzlaşmayı, ayrılık yerine birlikteliği, Türkiye'yi kucaklayacak politikalara öncelik vermeyi içeren mesaj, seçim öncesi çatışma senaryolarını besleyenleri bile yola getirdi! Bu senaryolardan beslenenlerin bir kısmı, artık farklı bir Türkiye olduğunu, bunu doğru anlamak gerektiğini itiraf etme inceliğini gösterdi. Bu, durum hem seçmenler açısından hem Türkiye'ye yön verenler açısından son derece umut verici.

Sonuçlara ilişkin, Batı'dan gelen, Batı basınında yansıyan, Batılı siyasi çevrelerden aktarılan yorumlar ise, “demokrasi kazandı, seçmenin tercihine saygı duymak gerekir” türü ağırbaşlı yorumlarla sınırlı kalmadı. Hemen ardından, yine iç çatışma senaryoları üzerinden değerlendirmelerin öne çıktığını, Batı'nın Türkiye'yi algılama biçiminde en ufak bir sapmanın söz konusu olmadığını gördük.

Batı, seçmenin vermek istediği mesaj yerine kendi bildiğini okumaya, kendi doğrularını dayatmaya, kendi Türkiye algısını bu ülkede yerleşik hale getirmeye devam ediyor ve bunun göstergesi olarak seçim sonuçlarını bir hesaplaşma mantığı içinde sunuyor.

Oysa biz, bu çatışmacı, gerilimli politikalardan, bakış açısından bıktık, yorulduk! Türkiye'nin kendine özgü açmazlarını provoke eden, seçim öncesi gerilimli günler yaşamamıza neden olan atmosferin oluşumuna katkıda bulunanlar aynı senaryoları devam ettirmekte ısrarlı. Ama biz, bu dili kullanmayacağız. Kullanmamalıyız.

Türkiye'de her şeyin sorumlusunu dışarıda arayan olmayalım, doğru. Bu ülkenin kendine özgü ve çok derin sorunları var. Ama onların tartışması bir şekilde içerideki çatışma ortamını tetiklemeye devam ediyor. Onların Türkiye ve bölge algısı bu ve bizim bunu değiştirmemiz mümkün görünmüyor. Onlar Irak'ı da, Suriye'yi de, Türkiye'yi de yaşadığımız bölgeyi de bu ayrışma, kamplaşma tezleriyle, yüzyılların biriktirdiği siyasal kültürle algılıyor. Bunun onlar için bir maliyeti yok. Ancak aynı tartışmayı içeriye taşıyan bizler ağır bir bedel ödemekle yüz yüze geliyoruz. Bunun bizim için maliyeti çok yüksek. Biz bu bedeli çok kez ödedik. Bedel ödemeye devam etmemeliyiz.

Örnekler verelim:

AB Komisyonu Başkan Yardımcısı Franco Frattini'nin “Türkiye'de laik azınlığın hakları korunmalı” şeklindeki açıklaması son derece tehlikeli ve tahrik edici. İlk bakışta sosyolojik bir gözlem, yeni bir durum tespiti, siyasi değişimin tanımlanması gibi görünen bu sözler, aslında şiddetli bir çatışma alanı açma potansiyeli taşıyor. Yine ABD Ankara Büyükelçisi Mark Parris'in seçimi Türk Silahlı Kuvvetleri'nin kaybettiğini söylemesi, varolan sıkıntıyı provoke edici sözler. Üç yıldır “Ak Parti Türkiye'yi şeriata götürüyor” palavralarıyla ortalığı ayağa kaldıran, darbe çağrıları yapan, askeri müdahaleyi kıştırtmak için Türkiye'deki ortaklarıyla yoğun çaba harcayan ABD'deki bazı çevreler, aynı söylemlerine devam ediyor, seçim sonucunu “İslamcı tehdit” yaygarası ile pazarlıyor.

Yine ABD basınında, Fransız basınında Türkiye kamuoyunun ortak umutları, “İslamcı tehdit” ile dünyaya sunuldu. Dikkatler bu yöne çekilmeye çalışıldı. Bütün bunlar, seçim öncesi siyasi krizde, ABD yönetiminin tavrını belli etmemesi, kimin kazançlı çıkacağını beklemesi, demokrasi diye bir derdi olmamasıyla aynı bakış açısı.

Bunları yargılamıyoruz. Bu bakış açısının bizleri rehin almasını, zihinlerimizi yönlendirmesini engellememizin ne kadar önemli olduğuna vurgu yapıyoruz. Türkiye seçmeni, etnik milliyetçiliği, demokrasi karşıtlığını, hukuk dışılığı, içe kapanmayı, bölgesel ayrışmayı reddetti.

Emin olun aynı Türkiye kamuoyu, Türkiye'yi karıştıran, bütün bölgeyi ateş çemberine dönüştüren, kardeşi kardeşe kırdıran ürkütücü senaryolara da karşı çıkmaya da devam edecektir.

yenişafak



Bu yazı 243 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 20 Nisan 2012 Türk-Kürt-Sünni..
    • 30 Mart 2012 Suriye satrancı, İsrail'e askeri üs
    • 16 Şubat 2012 En tehlikeli ihtimal: Ya savaş tersine dönerse!
    • 10 Şubat 2012 Hesaplaşma: Kim kimi tasfiye edecek?
    • 2 Aralık 2011 Bitti Esad, gerçekten bitti..
    • 18 Kasım 2011 Artık, Suriye ile savaş halindeyiz!
    • 9 Eylül 2011 Evet, Tahrir'de konuş! Tarihi değiştir! De ki...
    • 18 Ağustos 2011 İran-Suriye ve PKK: O 'kart' yine masada..
    • 10 Ağustos 2011 Altı saat ne konuştular?
    • 27 Temmuz 2011 Ölüm koalisyonu Haçlı savaşçıları..
    • 22 Temmuz 2011 Avrupa Birliği parçalanıyor..
    • 29 Nisan 2011 Cuma, öfke, kan...
    • 10 Şubat 2011 Barış beklerken savaş gelmesin!
    • 31 Aralık 2010 Bir casusa bu kadar para veriliyor mu!
    • 29 Aralık 2010 İki not ve bir kirli ittifak!
    • 24 Eylül 2010 İsrail-PKK bağlantısı bu işi bozabilir mi?
    • 3 Şubat 2010 Bu toplantı hiç de hayra alamet değil!
    • 17 Aralık 2009 İran-Suudi savaşına doğru mu gidiyoruz?
    • 8 Aralık 2009 Reşadiye'den kim ne mesaj veriyor?
    • 28 Ekim 2009 Birileri tarih yapıyor, bunu kimler yazacak?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,891 µs