En Sıcak Konular

Mehmet Barlas


Mehmet Barlas
0 0 0000

CHP yönetimi seçim olmamış gibi yola devam edebilir mi?



Her iki seçmenden birinin oyunu alarak seçimi kazanan AK Parti kadrolarına ve Tayyip Erdoğan’a “Aman uzlaşmacı olun, sakın şımarmayın” demek aslında anlamsızdır.


Onların sırtında “ülkeyi yönetme sorumluluğu” bulunduğu için, zafer sarhoşluğuna düşecek zamanı bulamayacaklardır. Yöneticiler gündemi belirleyemez, gündem onların üzerine gelir. Kendi gündemini kendinin belirleyebilmesi lüksüne, sorumluluk taşımayanlar sahiptir.

Ama yönetim sorumluluğu taşımayanların da sorumlulukları vardır bu dünyada.

Seçimi kaybeden partilerin yöneticileri de, en azından zarif davranmak, demokrasinin ve uygarlığın kurallarına uymak zorundadırlar.

Örneğin Amerika’da da, Avrupa’da da seçim kampanyaları kıran kırana geçer. Ancak seçim sonuçlarının belli olduğu akşam, kaybeden lider kazananı arayıp, onu tebrik eder. Evine kapanıp, dünyaya küsmez.

 

Ayıplı tutum

 

CHP Genel Başkanı Baykal, siyasi rakibini arayıp, onu kutlamadı.

Bu da yetmezmiş gibi Baykal’ın takımından Onur Öymen, basına şu açıklamaları yaptı:

- Fındık fiyatlarından dolayı hükümeti eleştiren, sokağa dökülen Giresun gibi bir yerde AKP’nin oylarını artırmasını hiçbir mantık izah edemez… Eğer siyasette mantık dışı unsurlar bu kadar fazla oluyorsa, bu demokrasi açısından düşündürücüdür… AKP’nin oylarının artmasının nedenlerinden birincisi, AKP’nin halkın dini duygularını istismar etmesi. Halk bu yaşadıkları olumsuzluklara rağmen dini unsuru dikkate alarak, bu partiye oy vermeye devam ediyor demektir. İkincisi de demokratik ülkelerde örneği görülmeyen bir şekilde, seçimden önce, çok miktarda halka yiyecek, içecek, kömür dağıtılması, seçim rüşveti olarak kabul ediliyor. Üçüncüsü ise kamu olanaklarını seçimde kullanmasıdır. AKP’nin oylarındaki artışı bu unsurlar kısmen de olsa izah ediyor.

Doğu ve Güneydoğu illerinde yüzde 2-3 gibi oy oranlarına mahkum olan CHP’nin içine düştüğü durumu Baykal ve takımı eğer Onur Öymen’in mantığı ile değerlendireceklerse, bundan sonra da bu partinin geleceğine dönük tüm ümitlerin buharlaşması kaçınılmazdır.

 

Akıl tutulması

 

Bakarsınız partilerinin yeni hanım milletvekillerinden, birkaç tane “Cumhuriyet Mitingi” daha organize etmelerini de isteyebilirler. Hatta seçim sonuçlarının iptal edilmesi için Anayasa Mahkemesi’ne de gidebilirler. Ve hatta bu sonuçları Cumhurbaşkanı Sezer’in veto etmesini de bekleyebilirler.

“Akıl” denilen olgunun en önemli öğesi “uyum”dur. Zamana, gerçeklere, topluma, çevreye uyum, aklın gereğidir.

Eğer siz 22 Temmuz hiç yaşanmamış gibi, 21 Temmuz’daki söyleminizi sürdürüyorsanız, siyasi aklınız topallamaya başlar.

CHP’yi bu acınacak duruma düşüren kadrolara, Neşet Ertaş’ın “Eyvah”ını hep birlikte söylemelerini öneriyorum. Bilmiyorlarsa diye, güfteyi hatırlatayım:

“Kendim ettim kendim buldum kendim ettim kendim buldum

Gül gibi sarardım soldum eyvah eyvah eyvah ey

Kendim ettim kendim buldum kendim ettim kendim buldum

Gül gibi sarardım soldum eyvah eyvah eyvah ey”

ŞAKA

Cennete ve cehenneme turlar…

Saadet Partisi’nin doğal lideri Necmettin Erbakan seçimden önce  “AK Parti’ye oy vermek, cehenneme bilet almaktır” demişti ya. MHP lideri Bahçeli de AK Parti’yi destekleyenleri “Bölücü”, “Hain” ve “Barzani işbirlikçisi” olarak tanımlamıştı.

Star yazarı Şamil Tayyar da, seçim sonuçlarını hatırlatıp, şöyle yazmış köşesinde:

- Toplumun neredeyse yarısı cehenneme koşar adım bilet alan günahkar ve hainler! Üzgünüm, kendi payıma ben de bir günahkarım, cehenneme bir bilet aldım!

Kıssadan hisse- Özellikle siyasetçiler için cennet de cehennem de bu dünyadadır. Kimin nereye gideceğine seçmen karar verir.

 ‘Rejim’ için ortak tanım bulunmalı

Türk-Yunan ilişkilerinin ele alındığı bir açık oturuma katılmak için, yıllar önce Atina’daydım. Konu “Ege”ye kilitlenmişti.

Birden irkildim. Ben bir Türk olarak Ege’den söz ettiğim zaman “deniz”i ele alıyordum. Yunan konuşmacılar ise, “Ege” dedikleri zaman “adalar”dan bahsediyorlardı.

Aynı kavramı farklı biçimde algılamak, sade uluslararası anlaşmazlıkları kronik hale getirmiyor. İç siyasette de buna benzer durumlar çoktur. Bu bakımdan Türk siyasetindeki ve idaresindeki aktörlerin “rejim” kavramı üzerinde bir ortak tanıma varmaları, siyasi gerginlikleri azaltabilir.

posta



Bu yazı 232 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 29 Eylül 2012 Sakın "Erdoğan'sız AK Parti" hesabı yapmayın!
    • 28 Temmuz 2012 "Büyük Kürdistan" bir Amerikan sorunudur
    • 16 Ocak 2012 Kıbrıs'ı da Kwai Köprüsü'ne benzetmedik mi?
    • 9 Ocak 2012 Orta yaş sınırı yükselirken artık kimse yaşlanmayacak mı?
    • 4 Ocak 2012 AK Parti başarılı olursa tüm Türkiye başarılı olacaktır
    • 29 Ekim 2011 Cumhuriyet Bayramımız hepimize kutlu olsun
    • 31 Ağustos 2011 Yeniden açılım günlerinin üslubuna dönülmelidir
    • 17 Temmuz 2011 Asıl sorunumuz acaba ''Şarklılık'' mı?
    • 9 Temmuz 2011 Siz değişmezseniz koşullar sizi değiştirir...
    • 26 Şubat 2011 İktidar iddiası bulunmayan muhalefet olur mu?
    • 25 Kasım 2010 CHP'nin sivil paşalarının sivil darbe ürküntüsü...
    • 11 Ekim 2010 Kılıçdaroğlu'nun önündeki tarihi fırsat
    • 22 Eylül 2010 Sentetik beyaz Türklerin dayanılmaz hafifliği
    • 11 Eylül 2010 Kim yalancı? Anayasa Mahkemesi mi, CHP lideri mi?
    • 9 Eylül 2010 İktidarı 'Evet' mi yoksa 'Hayır' mı güçlendirir?
    • 28 Haziran 2010 Üslubu tırmandırınca kelimeler kifayetsiz kalabilir
    • 12 Haziran 2010 Yeni dünyada eksen de merkez de farklı yerlerdeler
    • 7 Mayıs 2010 Teşekküre karşı benden de bir teşekkür...
    • 5 Ocak 2009 Basın ''Medya'' olmadan önce kol kırılır yen içinde kalırdı...
    • 3 Kasım 2008 Türk demokrasisinin sabırla imtihanında geçer not alabilecek miyiz?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    7,646 µs