En Sıcak Konular

İbrahim Karagül


İbrahim Karagül
0 0 0000

Sivil demokratik devrim!



Bu kadarını Ak Parti'liler bile beklemiyordu! Yüksek çıkacaktı, anketler oranları alabildiğine fazla gösteriyordu ama yine de temkinli bir bekleyiş vardı. Seçim öncesi onca kamplaşmaya, kriz senaryolarına, gerginlik politikalarına, muhtıralara milletin verdiği cevap bir meydan okuma oldu!

Seçim değil referandum oldu ve millet sözünü söyledi.

Neyin referandumu? Cumhurbaşkanı'nın nasıl ve kim tarafından seçileceğinin, demokrasinin, özgürlüğün, muhtıraya karşı oluşun, çatışmacı tezlerin, Ankara'dan Türkiye'ye ve dünyaya bakışın, kurumların iktidarının referandumu!

Bu sonuç sadece tepki değil. Derin bir kırılmanın, sorgulamanın, hesap sormanın yeni bir Türkiye arayışının göstergesi.

Sadece tek parti iktidarı tercihinin, ekonomik beklentilerin değil, siyasi değişime ilişkin beklentileri, arayışları, baskıları içeren tavır. Açık ve net bir uyarı!

İdeolojik kavga, kamplaşma reddedildi. Rejim adına, Kemalizm adına, laiklik adına, iktidar hesabı yapanlar taraftar bulamadı. Bu söylemlerle güç/iktidar devşirme dönemi kapandı.

“Devlet iktidarı”nı ellerinde bulunduranlar sandıkta kaybetti, milletin zihninde ve vicdanında kaybetti.

Demokrasi dışı arayışlar çok ciddi bir reaksiyonla karşılandı. Muhtıra üzerinden, ulusal güvenlik üzerinden, ülke bütünlüğü üzerinden geliştirilen siyasi söylem halk tarafından paylaşılmadı.

Tandoğan'da, İzmir'de toplanan yüz binlerin dışında sessiz bir Türkiye daha olduğu ve bu Türkiye'nin belirleyici olduğu bir kez daha görüldü.

Millet Ankara'daki tartışmaları, korku senaryolarını umursamadı.

Etnik çatışma istemeyen, rejim krizi istemeyen, ekonomik refah isteyen, çatışma yerine uzlaşmayı öne alan, dış tehditlere karşı cesaretini koruyan bir Türkiye tablosu gördük.

AK Parti büyük bir zafer kazandı. Ancak belki bu zafer kadar önemli iki gösterge daha var ki, Türkiye'nin geleceği bu iki sonuçtan çok etkilenecek. Bunlar; CHP'nin başarısızlığı ve DTP'nin bağımsızlarının yaşadığı hezimet.

Biri devlet milliyetçiliğini diğeri Kürt milliyetçiliğini temsil ediyor. İkisi de kaybetti. CHP Güneydoğu'da zaten bitmişti. Yaşanan iç siyasi kaplaşmanın bir hedefi de CHP'nin oylarını artırmaktı. Ama olmadı.

Şimdi bütün Türkiye'de bir hayal kırıklığı yaşıyor. “Baykal'a rağmen CHP” söylemi yeterince etkili olmadı.

MHP'nin yükselmesi dikkat çekici. Ancak yine aynı ortamın MHP oylarını daha da artıracağı varsayılıyordu. CHP ikinci parti olsa da Ak Parti'ye muhalefet büyük oranda MHP üzerinden yürütülecek.

Seçimden hemen önce Leyla Zana ve Hatip Dicle'nin etnik çatışmayı provoke edici konuşmalarına rağmen DTP'nin bağımsızları hezimete uğradı. Güneydoğu'da yaşayanlar bu çatışmacı politikalara teslim olmadı. Bağımsızlar neden bekledikleri oyu alamadı ve AK Parti Güneydoğu'da neden bu kadar güçlü? DTP neden oylarını AKP'ye kaptırdı? Bu önemli bir soru ve üzerinde ciddi ciddi düşünmek gerekiyor?

Etnik milliyetçilik üzerinden politika yürütenler özellikle bu hezimetin nedenini sorgulamak zorunda kalacak. Çünkü Türkiye'nin her bölgesinde aynı tavır var: Ayrışma ve çatışmanın reddedilmesi.

Bu sonuçlar Türk siyasi yapısında geri dönülemez bir süreç başlatacak. Siyasetin dili değişecek. Tartışmaların seyri de. Seçim sonrası kriz hesaplayanlar, bu sonuçlara göre bir kez daha düşünmek zorunda. Çünkü bu bir sivil demokratik devrim!

yenişafak



Bu yazı 373 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 20 Nisan 2012 Türk-Kürt-Sünni..
    • 30 Mart 2012 Suriye satrancı, İsrail'e askeri üs
    • 16 Şubat 2012 En tehlikeli ihtimal: Ya savaş tersine dönerse!
    • 10 Şubat 2012 Hesaplaşma: Kim kimi tasfiye edecek?
    • 2 Aralık 2011 Bitti Esad, gerçekten bitti..
    • 18 Kasım 2011 Artık, Suriye ile savaş halindeyiz!
    • 9 Eylül 2011 Evet, Tahrir'de konuş! Tarihi değiştir! De ki...
    • 18 Ağustos 2011 İran-Suriye ve PKK: O 'kart' yine masada..
    • 10 Ağustos 2011 Altı saat ne konuştular?
    • 27 Temmuz 2011 Ölüm koalisyonu Haçlı savaşçıları..
    • 22 Temmuz 2011 Avrupa Birliği parçalanıyor..
    • 29 Nisan 2011 Cuma, öfke, kan...
    • 10 Şubat 2011 Barış beklerken savaş gelmesin!
    • 31 Aralık 2010 Bir casusa bu kadar para veriliyor mu!
    • 29 Aralık 2010 İki not ve bir kirli ittifak!
    • 24 Eylül 2010 İsrail-PKK bağlantısı bu işi bozabilir mi?
    • 3 Şubat 2010 Bu toplantı hiç de hayra alamet değil!
    • 17 Aralık 2009 İran-Suudi savaşına doğru mu gidiyoruz?
    • 8 Aralık 2009 Reşadiye'den kim ne mesaj veriyor?
    • 28 Ekim 2009 Birileri tarih yapıyor, bunu kimler yazacak?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,419 µs