En Sıcak Konular

Ali Bayramoğlu


Ali Bayramoğlu
0 0 0000

Sivil yanıt...



Demokratik hukuk devletlerinde siyaset-toplum, devlet-siyaset ve devlet-toplum ilişkilerinin “demokratik şeması” bellidir.

Toplumun talepleri zamanın ruhu ve gerekleri ile evrensel değerler süzgecinden geçer, diğer taleplerle kesiştirilir ve siyasi kararlara dönüşür.

Bu dönüşümde “siyasi denetimi” yetki-sorumluluk mekanizması, “hukuki denetimi” idari denetimi hukuk ilkeleri çerçevesinde kurumlar hiyerarşisi ve “hukukun denetimi” ise hukukun üstünlüğü çerçevesinde kelimenin gerçek anlamıyla bağımsız yargı yapar.

Bu şemanın mevcut olmaması ya da kötü çalışması, kazalara uğraması sorunların başlangıç noktası demektedir. Toplumdaki iletişim kanallarının tıkanması demektir.

Başka bir deyişle bu dönüşüm sadece demokrasinin değil, huzur ve refahın da yegane aracıdır.

Bu engellendikçe krizler kaçınılmaz olur...

O krizler bu ülkede sıkça yaşanıyor…

Bu krizler doğal olarak, bu demokratik şemayı bozan araçlar üzerinden ürer. Ve karşımıza sıkça “askeri sortiler”le çıkar.

Bu krizleri dün yaşadık, bugün yaşıyoruz…

Örneğin, demokratik bir hukuk devletinde Genelkurmay Başkanı'nın, TBMM Başkanı'nı, yani yasama organının seçilmiş başını “mürteci ilan etmesi” açıklanabilir mi?

Bu açıklama, demokratik hukuk sistemi mantığında nasıl kabul edilebilir?

Elbet düşünülemez…

Açıkçası demokratik bir hukuk devletinde bu tarz mantık yürüten bir Genelkurmay Başkanı düşünülemeyeceği gibi, yürütmeye yeltenen o an emekliye sevk edilir.

Eğer emekliye sevk edemiyorsanız siyasi ya da hukuki olarak bu güce sahip değilseniz, rejiminizin niteliği elbette tartışmaya açılır.

Bir demokratik hukuk devletinde TBMM'nin seçeceği ya da seçmek üzere olduğu bir cumhurbaşkanı adayını rejime uygun bulmama gibi bir tutum içine girmesi düşünebilir mi?

Eğer düşünebiliyorsa, demokrasinin sıkıntıları var demektir, askerinizle ciddi sorunlarınız var demektir.

Bu tartışma, sıkıntı ve sorunların işaret edeceği gerçek, ister doğrulansın, ister eleştirilsin askeri vesayet gerçeğidir.

Türkiye iki gün sonra sandık başına yine bu tür bir krizin gölgesinde gidecek.

Temennimiz bu tür krizleri en azından yarın yaşamamaktır. En azından yarın onları imkânsız kılacak bir siyasi atmosfere sahip olmaktır.

Arzumuz demokratik hukuk devletlerindeki gibi “toplumlara kışla muamelesi gösterilememesidir.”

Beklentimiz, askerin siyasetin ne olup olmadığını tanımlamaya soyunamamasıdır.

Siyasetçi, siyaseti her ne olursa olsun, siyaset yapmaktan alıkonulmamalı ve siyasi alanı keyfe göre daraltılmamalı; askerler devlet alanını kendi tekellerinde tutmamalıdırlar.

Kimse toplumsal sorunları, o sorunlar ne tür sorun olursa olsun (tesettür, üniversite, Kürt meselesi), devletleştirme ve siyasi tartışma gücüne sahip olamamalıdır.

Türkiye'nin bunun için ve bu açıdan bir silkinmeye ihtiyacı olduğunu yazıyoruz günlerdir.

Bu silkinme bir sivil yanıtla mümkün olacaktır.

27 Nisan Muhtırasına verilecek sivil yanıt, askeri demokrasi tesis etme çabalarına verilecek sivil yanıt, konjonktürel olmayacak ya da konjonktürel kalmayacaktır.

Sadece 2007 Cumhurbaşkanlığı seçimleriyle sınırlı da olmayacaktır.

Bu yanıt bir anlamda ve aynı zamanda siyasi davranış üzerinden sivil bir tutumun ve sivil bir alanın oluşmasının ilk adımını ifade edecektir.

Bu başarılabilirse, önce sıra bu alanın korunmasına, tahkimine, ardından da, bu alanda sivil değerlerin filizlenmesi çabasına gelecektir…

Bağımsız adaylar ve AK Parti şu aşamada taşıyıcı rolünü üstleniyor…

Kazanacaklardır…

Seçimlere ilişkin temennilerimiz de bu yönde, tahminlerimiz de…

yenişafak



Bu yazı 318 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 15 Eylül 2012 Sorgulama vakti...
    • 28 Ağustos 2012 Kürt sorununda yeni safha...
    • 25 Ağustos 2012 Kürtlerin şiddeti...
    • 30 Haziran 2012 Anter'in katili yaşlanmış mı?
    • 12 Mayıs 2012 Solun şiddetle hesaplaşması
    • 3 Mayıs 2012 Yeni Türkiye'nin doğum belgesi...
    • 21 Şubat 2012 Dink davası ''sil baştan''...
    • 18 Ocak 2012 İkinci cinayet zamanı
    • 17 Ocak 2012 Hrant'a sözüm var...
    • 21 Aralık 2011 Soykırım ve yasa
    • 3 Aralık 2011 Dönme dolap...
    • 30 Eylül 2011 Yazıcıoğlu ve jandarma...
    • 8 Eylül 2011 Aydının şiddetle sınavı...
    • 1 Ağustos 2011 İstifaların anlamı ve yarını: Pek iyi...
    • 28 Temmuz 2011 Parlamentoda bir terörist...
    • 5 Temmuz 2011 Futbolda temizlik, ülkede temizliktir
    • 10 Haziran 2011 Yeni CHP ha! Hadi oradan...
    • 24 Mayıs 2011 MHP'de yaşananlar ve perde arkası
    • 19 Mayıs 2011 Askere ''leş'' toplatmayan generaller iş başında
    • 19 Nisan 2011 Militarist-ulusalcı batak...

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,993 µs