En Sıcak Konular

Rüşdü Paşa



Rüşdü Paşa
0 0 0000

Türkler, iktisada sahip çıkmalı!



   'herkes hak ettiği cezayı bulduğu saatte, dünya altüst olur.'
        matthijs van boxsel

Türkiye'de kalkınma gerçekleşmedi. Türkiye, kalkınmıyor.

Türkiye'de milli gelirin yarısını eline geçiren güçler, kaynaklarını yurt içinde ve yurt dışında tüketim için harcamaktadırlar. Ek olarak, alım satım yapmaktadırlar. Servet büyümesi amacı ile. Türkiye'de uygulanan iktisat modeli, kalkınmayı özel kesime bıraktı. Özel kesim yatırım yapmadı. Türkiye'nin zenginleri yurt içinde milyon dolar değerinde konut aldılar. Jeep aldılar. Türkiye'de zenginler Amerika'daki zenginlerle tüketim yarışındadırlar. Türkiye'de soygun, bir grubun zenginleşmesi amacı ile model olarak kullanılıyor.

Türkiye'de sorun, sermaye yetersizliği değildir. Sorun, küçük bir grubun elinde bulunan sermayenin iktisadi kalkınma için harcanmamasıdır.

Türkiye'de söylenen iktisadi yalan, sermayenin yetersizliğidir.

Kalkınmak için, kemerlerin sıkılmasından söz edildi. Türkler, yüzyıldır kemerlerini sıktılar. Kemerlerin sıkılmasından elde edilen iktisadi kaynak, zenginlere aktarıldı. Az sayıda zengin, milli gelirin yarısından fazlasını ele geçirdi. Bunun bir kısmını tüketti. Tüketilmeyen bölüm iki şekilde kullanıldı. Bir:Arazi alımı. İki:Hazine kağıtları alımı. Arazi alım satımı, yatırıma göre daha yüksek karlı ve risksizdir. Arazi alım satımı, Türkler'in hayat boyu elde ettikleri gelirlerinin önemli bir bölümünün bir küçük azınlıkta toplanmasına neden oldu. Türkiye'de Hazine, borçlandırıldı. Küçük grubun tercihtir. Ağır borç yükü altındaki Hazine, başka hiçbir ülke hazinesinin vermediği oranda reel faiz ödemesi yapmaktadır. Türkiye'nin zenginleri her yıl paralarına para ekliyorlar. Türkler, fakirleşiyorlar.

Türkiye'nin kalkınmasını engelleyen Türkiye'nin hakim güçleridir. Bir düzen değişikliği gerçekleştirmeden Türkiye'nin kalkındırılması mümkün değildir.

Düzen değişikliği nedir?

Türkiye'de bir sosyal sınıflar koalisyonu hakimdir. Koalisyon, sosyal düzenin devamını sağlamak üzere görevdedir. Koalisyon, siyasal olarak Türkiye'de halkın desteğini kullanmaktadır. Koalisyon partileri, seçimlerden önce sosyal olarak anlamsız vaadlerle kitleyi kandırmakta, oy almakta, seçimlerden sonra hükümet kurmakta ve kurdukları hükümet aracılığı ile milli gelirin yarısından fazlasını koalisyon üyesi sosyal sınıflara aktarmaktadırlar.

Düzen değişikliği, Türkiye'de uzun bir zamandır oynanmakta olan oyunun görülmesi ve oyunun sahibi olan güçler koalisyonun parçalanması ile mümkündür. Türkiye'de hakim sınıflar, iktisadi iktidardan uzaklaştırılmalı ve yerine toplumsal refah kaygısı olan yeni güçler ikame edilmelidir. Türkiye'nin iktisadi kaynakların toplumsal gelişmenin sağlanmasına yönelik bir amaçla kullanılması durumunda kalkınma sağlanabilir.

Türkiye'de bir düzen değişikliği gerçekleştirilmeden kalkınma sağlanamaz. Son iki asırdır sağlayamadı. Bugün durum vahimdir. Türkiye'de sorun, bugün, ayakta kalma sorunu olarak ortaya çıkıyor. Türkiye iktisadı, yabancılaştırılmaktadır. Yabancı şirketler, Türkiye'nin iktisadi varlıklarını ele geçiriyorlar. Türk sanayiinin temel şirketleri, bankalar yabancılara devrediliyor. Devredenler, koalisyon güçleridir.

Kalkınma sorunu, seçimlere rağmen tartışılmıyor. Türkiye, 2007 yılında 2001 para krizi devresi ile aynı durumdadır. Bir: İktisadi idare Imf'dedir. İki:Halkın refah seviyesinde herhangi bir iyileşme yaşanmadı. Üç:Hazine, daha ağır borçlu durumdadır. Dört:Dış açık daha yüksektir. Beş:İşsizlik artmaktadır. Altı:Gelir dağılımı daha bozuktur. Yedi:İktisat yabancılaştırılmıştır. Sekiz:Türkler, karamsardır.

Paradigma değişikliği yapılmadan yeni yolun bulunması imkansız.



Bu yazı 2,509 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 4 Temmuz 2012 korku zamanın kaybedilmesidir
    • 4 Nisan 2012 Nietzche bir gelecek tarihçisidir
    • 7 Mart 2012 Mesele Bir Şapka Meselesidir
    • 6 Şubat 2012 Yerliler 1986 Nereye
    • 26 Ocak 2012 Bakış açın yoksa, sen yoksun
    • 9 Ocak 2012 kıyamam sana
    • 22 Kasım 2011 İtalyan Düşü
    • 16 Kasım 2011 evine dön
    • 3 Kasım 2011 İktisatçı
    • 1 Kasım 2011 Arzu
    • 27 Ekim 2011 Ayakta kalmak
    • 11 Ekim 2011 Yöntem
    • 29 Eylül 2011 yalan
    • 16 Temmuz 2011 Kendin olmak bir saldırıdır
    • 22 Haziran 2011 kaçış
    • 26 Mayıs 2011 obama’ya açık mektub
    • 23 Mayıs 2011 kafka’nın dûnyasındayım (*)
    • 18 Mayıs 2011 geçmiş sonradan gelir
    • 14 Mayıs 2011 hakikatin rengi yeşildir
    • 11 Mayıs 2011 halk günü

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    8,163 µs