En Sıcak Konular

Mümtaz'er Türköne


Mümtaz'er Türköne
0 0 0000

Çoğunluk azınlık ile nasıl uzlaşır?



Şart koşan taraf Baykal. "Cumhurbaşkanı uzlaşma ile seçilsin" ısrarına yeni şartlar ilave ediyor. AK Parti liderinin "Cumhurbaşkanı seçiminde uzlaşma ararız" çıkışından sonra, Baykal kuşatmasını daraltıyor: "Anayasa tanımına uygun, Anayasa'yı içine sindirmiş, açıkça ya da gizlice Anayasa'nın temellerini değiştirme özlemi içinde olmayan, açıkça ya da gizlice bir siyasi partinin uzantısı konumunda olmayan, dürüst, saygın, tarafsız bir kişi cumhurbaşkanı olmalıdır."
Baykal'ın bu kayıt ve şartları formüle ederken epeyce zihin yorduğu anlaşılıyor. Mefhum-ı muhalifinden yola çıkarsak Baykal'ın uzlaşma peşinde olmadığı, cumhurbaşkanlığı seçimi üzerinden siyasî rakibini yıpratmaya çalıştığı açık. Çünkü Baykal uzlaşma için bir çerçeve sunmuyor; AK Parti'yi ve AK Parti'nin çıkartacağı adayları "Gizli anayasaları olan, rejimi değiştirmeyi amaçlayan taraf" olarak ve bir ön şart halinde mahkûm ediyor. Meclis dışından, "Sezer gibi" bir cumhurbaşkanı adayına "evet" demenin ötesinde AK Parti'yi "rejime karşı işlediği suçlardan" bu vesile ile adeta nedamet getirmeye davet ediyor. Amacın üzüm yemek üzere uzlaşmak değil, nizâ çıkartarak bağcıyı dövmek olduğu ortada.

O zaman Başbakan'ın önerdiği uzlaşma nasıl sağlanacak?

Siyaset'in birbirini tamamlayan iki yüzü vardır. Bir tarafta çatışan fikirler, farklı istekler ve birbirine zıt çıkarlar birbiriyle kıyasıya çatışır. Maliyetin, sağlayacağı faydayı aştığı noktada çatışmanın yerini uzlaşmaya bırakması gerekir. Bunun için ortak kurallar geliştirilir, barış içinde bir arada yaşamanın ve işbirliği yapmanın yolları aranır. Siyaset bu yüzden "çatışmaların çözüme kavuşturulma süreci"dir. Demokrasi, iktidar hakkını halka dayandırarak hem ahlakî bir ilke vazetmekte, hem de çatışmaların çözümünü, yani uzlaşmayı basit ve anlaşılır kurallara bağlamaktadır. Çatışmaların çözümü için konulan en temel kural "çoğunluğun kararı"na uyulmasıdır. Modern anayasal demokrasiler bu kural karşısında sayıca az olanların haklarını ve özgürlüklerini, çoğunluk karşısında hukuk devletinin anayasal güvencesi altına alırlar. Bu güvenceyi pekiştirmek için önemli durumlarda aranan çoğunluk kararı, "nitelikli çoğunluk kararına" dönüşür.

Anayasa Mahkemesi'nin 367 kararı, işte bu çoğunluğu cumhurbaşkanlığı seçimi konusunda "nitelikli çoğunluk" haline getirmekten ibaretti. Aslında nicelikten nitelik çıkmaz. Nitelikli çoğunluk bu yüzden "uzlaşma" demek değildir.

Uzlaşma nedir?

Uzlaşma her şeyden önce kurallar üzerinde uzlaşmadır. Çatışmaların demokratik çözümüne dair anayasal kurallar üzerinde uzlaşılırsa fiilî olarak ortaya çıkacak problemlerin tamamı, sorun çatışma konusu yapılmadan kendiliğinden çözülür. Bu yüzden CHP liderinin bir kişi üzerinde uzlaşma önerisi ve bu kişi ile ilgili kayıt ve şartları sıralaması uzlaşma arayışı anlamına gelmemektedir. O zaman demokratik kurallar ve kurumlar üzerinde inşa edilmiş uzlaşmalar değil kişiler; dolayısıyla keyfilik egemen olur.

Türkiye'nin cumhurbaşkanlığı seçiminin, hatta bunun ötesinde cumhurbaşkanının yetki ve sorumluluklarının üzerinde bir uzlaşmaya ihtiyacı var. Her cumhurbaşkanı seçimi bir krize yol açıyorsa ve her cumhurbaşkanı kullandığı yetkileri uzlaşma dışı kullanıyorsa sorun kişilerde değil kurallardadır. Keyfince rektör atayan, yasaları son dakikaya kadar bekleterek veto eden, topluma marjinal bir ideoloji dayatan bir cumhurbaşkanı uzlaşmayı temsil edebilir mi? Böyle bir cumhurbaşkanının yeni modelini talep etmek uzlaşma anlamına gelir mi?

İktidar Partisi'nin cumhurbaşkanının yetki ve sorumluluklarının parlamenter sistemle uyumlu hale getirilmesi önerisi, kurallar üzerindeki uzlaşma için bir başlangıç noktası olabilir. Kurallar yerine kişiler üzerinde uzlaşma teklifi azınlıktan geliyorsa; o zaman ortada bir uzlaşma değil siyasette üstünlük sağlama arayışı var demektir.

Siyaset üzerindeki askerî vesayet bütünüyle tasfiye edilse, silahlı güç ile demokratik kurumlar arasındaki ilişki evrensel standartlara oturursa cumhurbaşkanlığı seçimi her seferinde bir krize neden olur mu? Elbette olmaz. Peki o zaman CHP, cumhurbaşkanının isminden önce askerî vesayetin bütünüyle tasfiyesi konusunda uzlaşır mı? Tartıştığımız mevzûyu bütünüyle gündemden çıkartacak olan asıl uzlaşma bu değil mi?

zaman



Bu yazı 371 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Eylül 2012 Bu sefer çözülecek mi?
    • 16 Eylül 2012 Din eğitiminde devlet tekeli kalkıyor
    • 14 Eylül 2012 Siyaset, artık dine alet edilmiyor!
    • 13 Eylül 2012 CHP, PKK ile müzakere yapabilir mi?
    • 9 Eylül 2012 Merkez Sağ'ın son noktası
    • 7 Eylül 2012 Başbakan sertleşmekte haklı mı?
    • 28 Ağustos 2012 Hükümet haklı çıktı
    • 26 Ağustos 2012 Kawa ve Ergenekon
    • 24 Ağustos 2012 Terör sorunu ayrışıyor
    • 17 Ağustos 2012 Hem şiddet üreten, hem barış isteyen bir örgüt
    • 16 Ağustos 2012 'Paralel devlet'in iflası
    • 12 Ağustos 2012 Kürt, Türk, Alevî ve Sünni olmak
    • 10 Ağustos 2012 Yangını kim söndürecek?
    • 5 Ağustos 2012 Ordulaşan partiler ve partileşen ordular
    • 22 Temmuz 2012 Davutoğlu haklı çıkarsa?
    • 17 Temmuz 2012 'Hücre yenilenmesi'
    • 29 Haziran 2012 ÖYM'leri kaldırması için hükümete yetki verdiniz mi?
    • 24 Haziran 2012 Türkiye savaşa girer mi?
    • 21 Haziran 2012 Teröre teslim olmak
    • 19 Haziran 2012 Çözüme yakın mıyız?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    3,463 µs