En Sıcak Konular

Ahmet Hakan


Ahmet Hakan
0 0 0000

Abdullah Gül çizildi Mehmet Sağlam geldi



AKP’nin önde gelen isimlerinden biriyle konuşuyordum.

Bir beklenti içinde olmaksızın, alabildiğine umutsuz bir şekilde oltayı attım.

Dedim ki:

"Tamam, yeni dönemde cumhurbaşkanı adayınız Abdullah Gül olmayacak, bunu anladık. Peki kimi aday yapacaksınız? Düşündüğünüz bir isim var mı?"

Ben ketum mu ketum bir tutum beklerken...

Karşımdaki gülümseyerek, "Düşündüğümüz bir isim var" demesin mi? Takdir edersiniz ki, bu aşamadan sonra beni tatlı bir heyecan, sevinçli bir telaş alıverdi.

Hemen dört koldan saldırıya giriştim. Alttan girdim, üstten çıktım.

Ve sonunda başardım.

Düşünülen ismin Mehmet Sağlam olduğunu öğrendim.

Ve Tayyip Erdoğan’a çok yakın bir başka kaynaktan da olayı doğrulattıktan sonra...

Mehmet Sağlam ismini patlatmak benim için farz oldu.

* * *

Mehmet Sağlam ismini patlatmak tabii ki yetmez.

Hemen ikinci aşamaya, yani "Olur mu? Tutar mı?" aşamasına geçmek gerekir.

Ama bunun için de öncelikle sağlam bir "Mehmet Sağlam portresi" çıkarmak gerekir.

O halde elimizdeki bilgileri alt alta sıralayalım:

BİR: Mehmet Sağlam, Özal’ın Cumhurbaşkanlığı döneminde YÖK Başkanlığı görevine getirildi.

İKİ: Kendisinden sonra gelen YÖK başkanlarına, yani Kemal Gürüz ve Erdoğan Teziç’e en etkili eleştiriler ondan geldi.

ÜÇ: Çiller döneminde DYP’den milletvekili oldu.

DÖRT: 28 Şubat sürecinde Milli Eğitim Bakanlığı koltuğunda o vardı.

BEŞ: 3 Kasım’dan sonra AKP’ye asıldı. AKP de bu ilan-ı aşka kayıtsız kalmadı. 4.5 yıllık iktidar döneminde hep el altında tutuldu.

ALTI: 22 Temmuz seçim süreci başladığında Mehmet Sağlam, AKP ile evlendi. Maraş’tan AKP birinci sıra milletvekili adayı oldu.

YEDİ: Hem Atatürkçü, hem de milliyetçi muhafazakár...

SEKİZ: DYP’de politika yapmasına karşın, Süleyman Demirel’den ziyade Turgut Özal’a yakın.

DOKUZ: Milli Görüş geçmişi yok, eşi de türbansız.

Mehmet Sağlam portresini belirleyen bu unsurlara baktığımızda, elimizden "Olur mu olur" demekten başka bir şey gelmiyor.

* * *

"Olur mu olur" çünkü...

Mehmet Sağlam...

Laikler açısından: Ilımlı, ortadan giden, en azından tüyleri diken diken etmeyen bir isimdir.

Devletin derinlikleri açısından: YÖK Başkanlığı gibi en stratejik makama gelebilmiş olması mühimdir, itiraz zayıflar.

Muhafazakárlar açısından: Kemal Gürüz’e karşı, "Eski YÖK Başkanı" sıfatıyla en inandırıcı çıkışları yaparak gönülleri fethetmiştir, daha ne olsun.

Tayyip Erdoğan açısından: Son 5 yıldır sadakat ve güvenilirlik bağlamında sınanmış, test edilmiş ve onaylanmıştır.

Deniz Baykal açısından: Abdüllatif Şener’e bile onay vermiş bir Baykal, Mehmet Sağlam’a mı itiraz edecek?

MHP açısından: Meclis’e gireceğine kesin gözle bakılan MHP’nin, milliyetçi yanı epey baskın olan bir isme itiraz etmesinin dişe dokunur nedenleri olması gerekir.

Neyse...

Belki de en iyisi yeni Meclis tablosunun nasıl oluşacağını beklemek.

Meşhur bir Mehmet Sağlam anekdotu

MEHMET Sağlam neden iflah olmaz bir Demirel karşıtıdır?

Bu soruya, ancak bu işlere meraklıların bildiği meşhur bir anekdotu anlatarak yanıt verebiliriz.

Olay şu:

Mehmet Sağlam’ın YÖK Başkanlığı görevi sona ermek üzeredir. Dönemin Cumhurbaşkanı Demirel, Sağlam’ı Köşk’e çağırır.

Der ki:

"Elimde YÖK Başkanlığı için üç isim var... Ne dersin? Hangi ismi tavsiye edersin?"

Mehmet Sağlam, üç adayla ilgili geniş açıklamalar yaptıktan sonra şöyle der:

"Kemal Gürüz dışındaki iki isim gayet uygundur. Aman Kemal Gürüz’ü getirmeyin."

Mehmet Sağlam, rahatlamış bir şekilde Köşk’ten çıkar.

Ancak...

Ertesi gün Cumhurbaşkanı Demirel’in yeni YÖK Başkanı olarak Kemal Gürüz’ü atadığı haberini alır.

İşte o gün bugündür Süleyman Demirel denilince Mehmet Sağlam’ın ağzında "kekremsi bir tat" oluşmaktadır.


hürriyet



Bu yazı 411 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 1 Temmuz 2010 Yeter ki Tayyip gitsin duygusu
    • 3 Eylül 2009 Umreden mahrem notlar
    • 26 Şubat 2009 28 Şubat bitti mi?
    • 22 Şubat 2009 Aydın Doğan’la bir fasıl gecesi
    • 9 Şubat 2009 Hastasıyım bu istismarın
    • 18 Ocak 2009 Benim gözümle Kemal Gürüz
    • 24 Kasım 2008 CHP’nin Tayyip’i
    • 6 Ağustos 2008 Ahmedinejad’ın Anıtkabir’de ne işi var
    • 23 Temmuz 2008 Kandıra’dan mesaj var
    • 9 Temmuz 2008 Gaza gelme Latif Abi
    • 4 Haziran 2008 Önder Sav’a açık mektup
    • 25 Mayıs 2008 Kısa Türkiye tarihi
    • 19 Mayıs 2008 Ağustosta rapsodi
    • 7 Mayıs 2008 Asılmışların paylaşımı
    • 5 Mayıs 2008 Biri Tayyip’e fısıldadı: Parti kapatılmayacak
    • 10 Nisan 2008 Organize’de iki saat
    • 13 Mart 2008 Bayan Çölaşan yalan söylüyor
    • 7 Mart 2008 Da Vinci Baykal’ın şifresini çözdüm
    • 2 Mart 2008 Yaşar Paşa’ya da bir şey söylenir mi?
    • 17 Şubat 2008 Artık şu İranlılara yüz vermesek diyorum

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,105 µs