En Sıcak Konular

İbrahim Karagül


İbrahim Karagül
0 0 0000

Bu tesadüfler sizce de tuhaf değil mi?



Bilmem hatırlayan var mı? Mayıs sonlarında Bingöl'ün Genç ilçesinde mayın saldırısı sonrası 8 vagonu raydan çıkan, İran'dan Suriye'ye giden trende uzun namlulu silahlar, güze rampaları ve suikast silahlarıyla çok sayıda mühimmat çıkmıştı. PKK saldırısıyla ortaya çıkan bu durum, şaşkınlıkla karşılanmış, Türk medyası bu silahların Suriye üzerinden Hizbullah'a gittiğini iddia etmişti. Daha sonra olayla ilgili yayın yasağı getirildi. Konu bu şekilde kapandı.

Silahların Hizbullah'la ilgisini sorgularken özellikle bir konuya dikkat çektim. PKK bu trende silah olduğunu nereden biliyordu? Örgütün İran'daki kaynakları mı bu bilgiyi verdi yoksa ABD kaynakları mı? Daha sonra PKK konuyla ilgili bir açıklama yayınladı ve trende silah olduğunu bildiklerini, bu yüzden saldırı yaptıklarını bildirdi.

Simdi bir soru daha ekleyeyim: PKK'ya bu bilgiyi Türkiye'den bazı kaynaklar mı aktardı? Gerçi Türkiye'den aktarabilecek kaynaklarla ABD kaynakları arasında bir ayırım yapmak mümkün değil ama soruyu yine de böyle sormuş olalım. Öyleyse PKK ile ABD istihbaratı arasında, PKK ile Türkiye içindeki bazı çevreler arasında nasıl bir işbirliği vardı? Birkaç ayrıntı daha verelim:

Söz konusu saldırının olduğu günlerde Suriye uçakları Diyarbakır'a indirilip arandı. Ardından, kendilerini “vatansever” diye adlandırılan örgütlenmelere yönelik operasyonlar artırıldı ve şiddetli bir mücadele başlatıldı. Bu çevrelerin de aynı güzergahtan silah transferi yaptığı, ancak söz konusu silahların onlara ait olmadığı iddia edildi. Devam edelim:

Tren saldırısından önceki haftalarda ABD'nin Irak'taki kayıpları, özellikle helikopter kayıpları inanılmaz ölçüde arttı. Öyle ki bir haftada on helikopter düşürüldü. Saldırılar, SA-7 füzeleri ile yapılıyor, direnişçiler lazer güdümlü ve ısıya dayanıklı füzeler kullanıyordu. ABD iddiaları İran üzerine yoğunlaştı. Füzelerin İran, Afganistan, Çin, Rusya ve S. Arabistan'dan gelmiş olabileceğini öne sürdüler. Bir iddia daha vardı ki, bu ilk kez oluyordu: Bazı çevreler Türkiye'den direnişçilere füze gittiğini öne sürüyorlardı. İşte tren saldırısı bu iddialardan sonra yapıldı.

Çete operasyonlarında bir çok evde silah depoları bulundu. Belki daha bulunamayan çok sayıda silah var ve operasyonlar sürüyor.

İster Gladyo tipi örgütlenme olsun isterse milli kaygıları kullanarak kendilerine vazife biçenlerin örgütlenme şekli olsun, demokratik kurumların yerleştiği, güvenlik birimlerinin görev başında olduğu hiçbir ülkede bu tip örgütlenmelere, “vatanseverlik” duygularını istismar eden çeteleşmelere izin verilemez. Bunları hatırlatmaya bile gerek yok. Ama burada tuhaf durumlar var ve benim kafamı oldukça karıştırıyor. Şöyle:

Çetelere yönelik operasyonun sadece iç güvenlik birimlerinin görev sorumluluğu ile sınırlı olmadığına, birilerinin bu operasyonları yönlendirdiğine ilişkin şüphelerim var. “Ne var bunda, bu iyi bir şey” diyebiliriz. Ama, aynı çevrelerin PKK ile bilgi paylaşımı içinde olduğunu, PKK üzerinden enformasyon servisi yapıldığını düşünüyorum. Burada kafam iyice karışıyor işte! Bu nasıl bir dolaylı dayanışma? Devletin güvenlik birimleriyle PKK'nın öncelikleri nasıl örtüşüyor? Örtüşmekle de kalmıyor, sanki operasyonla ilgili en ince detaylar PKK üzerinden kamuoyuna sunuluyor?

Biliyorum, herkesin kafası karışık. Daha da karışacak bana göre. Mesela; Çete operasyonları çerçevesinde küçük silah depoları tespit ediliyor. Anadolu'nun birçok köşesinde, bazıları gelecekte yaşanacağına inandıkları çatışmalar için silahlarını gömüyor, kendilerini devlet yerine koyuyor. Buradan bakınca operasyonları anlıyorum. Ama K.Irak'tan Türkiye'nin birçok kentine, İstanbul'a, Ankara'ya ve başka bölgelere aktarılan patlayıcıların, silahların sırrını çözemiyorum. Hem de yüzlerce kilo patlayıcının. İsrail'den K. Irak'a nakledilen silah ve patlayıcıların ne kadarının Anadolu'ya nakledilmiş olabileceği geliyor aklıma. Ve operasyonlar çerçevesinde ortaya çıkarılan silah ve patlayıcıların, bu büyük sevkıyatla pek bir ilgisi de yok. Gömülen silah sandıklarının dışında, kamyonlarla nakledildiği iddia edilenleri kastediyorum. Onları kim bulacak?

PKK Kürt milliyetçiliğini esas alan bir silahlı örgüt. Bunun karşısında reaksiyoner örgütlenmeler ortaya çıkıyor. İki uç yapılanmanın iç savaşı hedeflediği ortada. Peki, çetelere karşı istihbarat alanında yoğun faaliyetler yapılırken PKK nasıl oluyor da operasyonu yapanlar ya da yönlendirenlerle aynı cephede yer alabiliyor? Üstelik kamuoyunu bilgilendirme görevini de üstlenebiliyor?

Önce Mersin Serbest Bölgesi'nde beş yıldır neler olduğunu çözelim. Sonra K. Irak'tan nerelere silah sevkedildiğini bulalım. Yoksa bu ülkede güvenlik içinde yaşamamız mümkün değil. Sonra K. Irak'tan Türkiye içlerine uzanan karanlık trafiği izleyelim. Ardından çete operasyonlarını hangi aklın yönlendirdiğine bakalım. Bu “akıl” ile PKK ve bu ülkedeki taşeronlar arasındaki ilişkiyi sorgulayalım. Para meselesini sorgulayalım. Bu arada çetelerin de kökünü kazıyalım.

Mesele sadece demokrasi ve darbe tartışması değil. Arada o kadar geniş bir alan var ki, çok değişik çeteler at oynatıyor. Kimi güvenlik adı altında, kimi demokrasi adı altında. İki taraftan da dayak yiyip sersemleşen bizler oluyoruz…

yenişafak



Bu yazı 363 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 20 Nisan 2012 Türk-Kürt-Sünni..
    • 30 Mart 2012 Suriye satrancı, İsrail'e askeri üs
    • 16 Şubat 2012 En tehlikeli ihtimal: Ya savaş tersine dönerse!
    • 10 Şubat 2012 Hesaplaşma: Kim kimi tasfiye edecek?
    • 2 Aralık 2011 Bitti Esad, gerçekten bitti..
    • 18 Kasım 2011 Artık, Suriye ile savaş halindeyiz!
    • 9 Eylül 2011 Evet, Tahrir'de konuş! Tarihi değiştir! De ki...
    • 18 Ağustos 2011 İran-Suriye ve PKK: O 'kart' yine masada..
    • 10 Ağustos 2011 Altı saat ne konuştular?
    • 27 Temmuz 2011 Ölüm koalisyonu Haçlı savaşçıları..
    • 22 Temmuz 2011 Avrupa Birliği parçalanıyor..
    • 29 Nisan 2011 Cuma, öfke, kan...
    • 10 Şubat 2011 Barış beklerken savaş gelmesin!
    • 31 Aralık 2010 Bir casusa bu kadar para veriliyor mu!
    • 29 Aralık 2010 İki not ve bir kirli ittifak!
    • 24 Eylül 2010 İsrail-PKK bağlantısı bu işi bozabilir mi?
    • 3 Şubat 2010 Bu toplantı hiç de hayra alamet değil!
    • 17 Aralık 2009 İran-Suudi savaşına doğru mu gidiyoruz?
    • 8 Aralık 2009 Reşadiye'den kim ne mesaj veriyor?
    • 28 Ekim 2009 Birileri tarih yapıyor, bunu kimler yazacak?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,570 µs