En Sıcak Konular

Mümtaz'er Türköne


Mümtaz'er Türköne
0 0 0000

'İrtica kalmadı, bölücülük verelim!'



Siyasî yelpazenin üzerine oturduğu faklı fay kırıkları var. Bu kırıklar bazen birbirine paralel gidiyor, bazen biri diğerini kesiyor. Bu kırılmaların ayırdığı alanları farklı siyasal tercihlerin gerekçeleri olarak tahayyül edebilirsiniz. Bize özgü kırılmaları dikkate alarak hepsini üst üste getirdiğiniz zaman ortaya partilerin seçmen tabanları çıkıyor.
Bütün dünyada olduğu gibi "sınıf farkı" kimse üzerine alınmasa bile önemli bir bölünme eksenine işaret ediyor. Bizim gibi fert başına gelirin düşük, gelir uçurumunun büyük olduğu ülkelerde yoksullar sayıca fazladır. Demokrasi, bu yoksul insanların pastadan daha çok pay alma talebine destek veriyor. Çok zenginler ve çok yoksullar arasında yer alan orta sınıf, bu fay kırığını yumuşatıyor. Merkeze yönelen partiler orta sınıf üzerinden bir yandan gelir adaleti sağlamak, bir yandan da pastayı büyütmek telaşına düşüyor. Çok partili hayata geçtiğimiz tarihten bugüne yoksulluk köylülük adıyla sağ partilerde temsil edildi. Varoş yoksulluğu bugün köylülüğün önüne geçti. Geçen gün İzmir'de miting yapan AK Parti liderinin hitap ettiği kalabalık bu durumu özetliyor. Tanju Tosun, İzmir'in siyasal topoğrafyasını bu çerçeveye sokuyor. Zengin semtler % 80'lere varan oy oranları ile CHP'li, yoksul varoşlar ise tersine AK Partili. Aynı manzara İstanbul ve Ankara'da da değişmiyor. Zengin Çankaya CHP'li, bugün hızla dönüşen varoşlar ise AK Partili.

Mezhep aidiyetleri ayrı bir fay kırığı oluşturuyor. Zenginler azınlıkta kalıyor. Azınlıkta kalan mezhep tercihleri ile bağlar oluşturuyor. Gelenek ve göreneklere bağlılık, dolayısıyla muhafazakâr değerler yoksullar için sağlam bir dayanışma ağına dönüşüyor. Modern bir hayatı yaşamak ve modern hayata özgü standartlara sahip olmak en azından orta sınıfa mensup olmayı gerektiriyor. Böylelikle zenginlik ve yoksulluk, mezhep farklılığını da yanına alarak farklı siyasal kimliklere temel oluşturuyor.

Sivil ve askerî bürokrasi içinde yer almak, devlet iktidarından pay almanın en kestirme yollarından biri. Böylece geniş halk kesimleri ile devlet içindeki iktidarı kullananlar arasındaki fay kırığına geliyoruz. Devlet içindeki iktidarın geleneksel sahibi olanlar ayrıcalıklarını sürdürebilmek için halkı yönetimin uzağında tutmak zorundalar. Yüksek Öğrenim ve Yargı Bürokrasisi'nin Askerî Bürokrasiyle olan uyumunun arkasında da bu var. Sivil-asker bürokrasi ile zengin sınıflar ve mezhebî gruplar arasında kurulan koalisyonun arkasında da çoğunluğa karşı bir güç arayışı yatıyor.

"İrtica tehdidi", çoğunluğu iktidarın uzağında tutmak için, bu koalisyon tarafından kullanılan bahaneden başka bir şey değil. İrtica bu koalisyona ortak bir gerekçe sunuyor. Tuzu kuruların sahip olduğu modern hayat biçimi "laik yaşam biçimi"ne dönüşerek karşı cephede yer alıyor; mezhep farklılığı laiklik şemsiyesi altında diğer güçlerle dayanışmaya giriyor; devlet içindeki iktidar "cumhuriyeti koruma ve kollama" görevi ile üzerine oturduğu statükoyu sürdürüyor. 27 Nisan e-bildirisi sonrası yaşananlarla bu eksen adeta "laçka" oldu. İrtica tükenince yerini bölücülük tehdidi aldı. Ancak bu tehdidin de kendi içinde, Türk siyasetinin yaslandığı fay kırıklarıyla ciddi sorunları var. Sorun bölücülüğün aynı zamanda terör tehdidi olarak boy göstermesinden çıkıyor. Terörün orta ve zengin sınıflarla bağının kurulması ve terör sorununu çözmenin seçkinci olmayan yollarının bulunması gerekiyor. Meşhur bir halk türküsündeki "Zenginimiz bedel öder, askerimiz fakirdendir" mısraını hatırlayalım. Bu geniş koalisyonun MHP'ye bu bağı kuracak yegane aktör gözüyle baktığı anlaşılıyor. İrtica tehdidinin seçmen tabanında doyma noktasına ulaştığı, yeni seçmenlere ancak "terör" üzerinden ulaşılabileceği hesabını yapanlar var. Seçim atmosferine rağmen teröre karşı yapılan "resmî" mitinglerin sönük geçmesinin bir anlamı olmalı. Daha ötesi seçim havasının bir türlü kıvamına girmemesi de aslında "tehdit ve tehlike üretimi"nin işe yaramadığının belirtisi değil mi? "İrtica kalmadı, bölücülük verelim" diyorlar; ama ortalıkta müşteri görünmüyor.


zaman



Bu yazı 407 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Eylül 2012 Bu sefer çözülecek mi?
    • 16 Eylül 2012 Din eğitiminde devlet tekeli kalkıyor
    • 14 Eylül 2012 Siyaset, artık dine alet edilmiyor!
    • 13 Eylül 2012 CHP, PKK ile müzakere yapabilir mi?
    • 9 Eylül 2012 Merkez Sağ'ın son noktası
    • 7 Eylül 2012 Başbakan sertleşmekte haklı mı?
    • 28 Ağustos 2012 Hükümet haklı çıktı
    • 26 Ağustos 2012 Kawa ve Ergenekon
    • 24 Ağustos 2012 Terör sorunu ayrışıyor
    • 17 Ağustos 2012 Hem şiddet üreten, hem barış isteyen bir örgüt
    • 16 Ağustos 2012 'Paralel devlet'in iflası
    • 12 Ağustos 2012 Kürt, Türk, Alevî ve Sünni olmak
    • 10 Ağustos 2012 Yangını kim söndürecek?
    • 5 Ağustos 2012 Ordulaşan partiler ve partileşen ordular
    • 22 Temmuz 2012 Davutoğlu haklı çıkarsa?
    • 17 Temmuz 2012 'Hücre yenilenmesi'
    • 29 Haziran 2012 ÖYM'leri kaldırması için hükümete yetki verdiniz mi?
    • 24 Haziran 2012 Türkiye savaşa girer mi?
    • 21 Haziran 2012 Teröre teslim olmak
    • 19 Haziran 2012 Çözüme yakın mıyız?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,547 µs