En Sıcak Konular

Fehmi Koru


Fehmi Koru
0 0 0000

Ondan beklenir...



“Bakın bu, çok ama çok tehlikeli bir gelişmeyi başlatır” diyor Ertuğrul Özkök…

'Tehlikeli gelişme' başlatacağını söylediği, Çankaya Köşkü'ne 'dindar' birinin cumhurbaşkanı olarak çıkması konulu tartışma… Tabii, o bunu, lâfı dolaştırmadan, öyle pattadanak söylemiyor; düşüncesine hayli takla attırdıktan, çalımlar ve vücut hareketleri sonrasında bu noktaya varıyor. Abdullah Gül, kendisiyle yapılan röportajlarda, babasının sakalından, esnaf çocuğu oluşundan söz ederek 'mağduru' oynuyormuş (Bunu yazarken “Onun kalibresinde bir siyasetçiye hiç mi hiç yakışmıyor” demeyi de ihmal etmiyor Özkök).

Ertuğrul Özkök'ün yönettiği Hürriyet gazetesinde ciddi bir 'Abdullah Gül takıntısı' var; Gül'ün cumhurbaşkanı adayı olmasından sonra başgösteren bir takıntı bu... Ertuğrul Özkök akıllı, bu konuya kendisi hiç girmeden takıntısının gereğini yerine getirmeyi düne kadar başaracak kadar akıllı hem de; “Bakın bu” ile başlayan Deniz Baykal-vari değinisiyle şefi olduğu koroya ilk kez kendisini de katmış oldu. Deniz Baykal, “Anayasa Mahkemesi 367 kararını almazsa iç çatışma çıkar” cümlesiyle Anayasa Mahkemesi kararını etkilemişti; Özkök'ün böyle bir şansı da yok, Anayasa Mahkemesi cumhurbaşkanını halkın seçmesinin yolunu açtı çünkü…

Akıl yürütme içerisinde kullandığı Abdullah Gül ile Demirel, Özal ve Sezer arasında mukayese yapmamızı isteyen cümleleri çok hoş: “Peki Demirel'in, Özal'ın ve Sezer'in babaları zengin aristokrat mıydı? / Demirel'in babasının sakalı yok muydu?” Bu durumda bize de şu soruyu sormak düşüyor: “Öyleyse anayasal sistemin dengelerini bozmayı göze alacak kadar zorlamalara başvurarak Abdullah Gül'ün cumhurbaşkanlığı neden engellendi?” Babasının sakalı, ya da esnaf çocuğu olmak bir engel değil idiyse? Olmaz, ama yine de akla gelmiyor değil: Yoksa Ertuğrul Özkök de “Dindar cumhurbaşkanı istenmiyor” tezini savunanlar gibi mi düşünüyor?

Ortada kimsenin gözlerden saklayamayacağı bir gerçek var: Anayasada çerçevesi belirlenmiş ve daha önce üç kez kullanılmış cumhurbaşkanı seçimi yöntemi, seçme sırası Ak Parti'ye geldiğinde işlemez hale getirildi. O süreçte neler yaşandığını hep birlikte izledik: İki parti (DYP ve ANAP) birleştirilme bahanesiyle anayasal görevi ifa etmekten uzak tutuldu; bunun için bir uydurma suikast (YÖK başkanına) kullanıldı. Gece yarısı yayımlanan e-muhtırayı saymıyoruz bile. O arada, Baykal'ın 'iç çatışma' uyarısı eşliğinde, Anayasa Mahkemesi de tartışmalı bir karar verdi...

Bütün bu gelişmeler Ertuğrul Özkök'e göre neden yaşanmış olabilir?

Cevabı 'anayasa profesörü' de olan YÖK Başkanı Erdoğan Teziç veciz bir biçimde vermişti aslında: “Bugün parlamentodaki siyasi çoğunluk, sadece siyasi iktidarı değil, devlet iktidarını da eline geçirmek istiyor.” Siyasi iktidar ile devlet iktidarı arasında var olduğu itiraf edilen farklılık ortadan kalkmasın diye yapılıyor, şu son birkaç ay içerisinde ne yapılıyorsa…

Bu farklılığın sebebini arıyoruz işte: Acaba sınıf farklılığı mıdır asıl sebep? Babası sakallı Demirel'e, aristokrat kökenli olmayan Özal ile Sezer'e açılan kapının kapalı tutulmasının sebebi onların arkalarındaki çoğunluk ile Gül'ün arkasındaki çoğunluğun farklı bir özelliğe sahip oluşu mudur? Nedir o farklı özellik, dindarlık mı? Ya da bu sebeplerin hepsi birden mi?

Bu sorulara henüz cevap bulamamışken altından kalkmamız gereken yeni bir soru daha çıktı: “Bakın bu, çok ama çok tehlikeli bir gelişmeyi başlatır” cümlesiyle acaba ne demek istedi Ertuğrul Özkök? Başlayacağını söylediği 'tehlikeli gelişme', içinden geçtiğimiz süreçte yaşadıklarımıza bakılırsa, çoktan başladı; herhalde yeni bir 'tehlikeli gelişme' onun sözünü ettiği? Yoksa, yoksa? Yoksa Hürriyet yönetmeninin ima ettiği 'darbe' mi?

Ondan beklenir. Bir 'darbe' yapmadığı kalmıştı zaten…

yenişafak



Bu yazı 157 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Eylül 2012 Ak Parti kongresinin düşündürdükleri...
    • 28 Eylül 2012 Yalan dünya, hem de ne yalan
    • 23 Eylül 2012 Tartışma sağlık alametidir
    • 20 Eylül 2012 Darbeler, CHP ve Deniz Baykal...
    • 18 Eylül 2012 CHP’nin özrünün anlamı
    • 16 Eylül 2012 Hayasızca saldırının düşündürdükleri
    • 11 Eylül 2012 O da bir gün bitecek...
    • 9 Eylül 2012 Ne olur, ne olamaz...
    • 6 Eylül 2012 Suriye politikasına yeniden bakmak
    • 29 Ağustos 2012 Türkiye Pakistan, Hatay da Peşaver değil...
    • 26 Ağustos 2012 Hayatları oyun
    • 19 Ağustos 2012 Orhan Pamuk tiksiniyormuş, ben acıyorum...
    • 14 Ağustos 2012 Milletvekili neden kaçırılır?
    • 12 Ağustos 2012 ‘Yeni gazetecilik’ denen şey
    • 9 Ağustos 2012 Tuzak varsa tedbir nerede?
    • 3 Ağustos 2012 Komutan tanıklık yaptı
    • 31 Temmuz 2012 Abdullah Gül ‘yeniden’ ha, gerçekten mi?
    • 24 Temmuz 2012 Kılıçdaroğlu siyaseti kirli (mi) görüyor
    • 18 Temmuz 2012 CHP’nin Ak Parti açmazı
    • 17 Temmuz 2012 CHP makas değiştirirken...

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,957 µs