En Sıcak Konular

Rüşdü Paşa



Rüşdü Paşa
0 0 0000

Sermaye Partisi ve Çökertiliş



 "Hayat mezarların çözdüğü dolaşık bir yumaktır”
Hugo


Dünya iktisadında yeni bir şey oldu. Doksanlı yılların ilk yarısında, Abd ve Imf’nin talimatıyla birçok azgelişmiş ülke, sermaye piyasasını dışa açtı. Birkaç yıl içinde yabancı bankalar bu ülkelere borç verdiler. Çok geçmedi. 1994 yılında Meksika’da para krizi oldu. 1997 yılında ise Tayland’ta yaşanan para krizi, uzak asya ülkelerine sıçradı. Ardından Rusya ve Brezilya battı. Imf, Amerikan hazinesinin talimatına uyarak krizdeki ülkelere geleneksel önerilerde bulundu: Paranın dış değerinin düşürülmesi, bütçe harcamalarında kesinti yapılması ve faiz oranlarının yukarı çekilmesi. Bununla birlikte Imf, azgelişmiş ülkeler sermaye piyasalarının dışa açık olmaları durumunun devamlılığında ısrar etti.

Imf talimatlarının toplu adı, ‘Washington Consensus politikası’ olarak bilinir. Imf, sermaye partisi, çokuluslu bankaların az gelişmiş ülkelerdeki paralarını başarılı bir şekilde kurtarmış olmaktadır. Bunun faturasını ise azgelişmiş ülkelerdeki insanlar ödemektedir. Türkiye, Imf politikasını uygulamakta iken 2001’de batırıldı. Batırılıştan sonra dahi Türkiye’de Imf politikası uygulanıyor. Bir terkediş sözkonusu değil. Türkiye, sermaye partisi tarafından çökertildi. Ancak olay kavranmadı.

‘türkiye’ başlığı altındaki ilk dört paragraf kutu olmalıdır

Türkiye
Rasyonalite, dünyanın bir tasviri değildir. Yalnızca bir varsayımdır. İktisatçılar, insanların rasyonel davrandıklarını varsayarlar. Kısa dönemde değil, tekil olaylarda da değil, ama uzun dönemde insanların rasyonel davrandıkları, iktisat teorisindeki bir varsayımdır.

İktisat varsayımlara dayanır. Gerçek hayat, insan davranışlarının temelinde çoğu kere akıl olmadığını göstermektedir.

Osmanlı hazinesi ağır borçlanma nedeniyle en az bir kez kesin olarak battı.

1989, Türklerin sermayeye en yüce özgürlüğünü verdikleri yıldır. Sermaye, Türkiye’ye giriş ve çıkış özgürlüğünü elde ettikten sonra birkaç kez Türkiye hazinesini batırtı. En son batış yılı 2001 sayılıyor, en çok beş yıl geçmiştir. 2001 hatırlanmıyor.

Bu siyaset ile öngörülen, dış sermayenin Türkiye’ye çekilmesi, gelen sermayenin yatırılması, iktisadi büyümenin sağlanmasıdır. Öngörü gerçekleşmedi. Yabancılar Türkiye’ye getirdikleri parayı belirli süreler için hazine kağıtlarına yatırdılar, faiz geliri elde ettikten sonra ise Türkiye dışına çıkardılar. Yabancı sermaye sahiplerinin temsilcisi olan Imf, böylece Türkiye’de uygulanması gereken iktisat politikasını belirlemekte ve politikayı hükümete önermektedir. 

Propaganda
Türkleri batıran iktisat sayılıyor. Uygarlık ise kurtarıcı olarak gösteriliyor.

Uygarlık kavramı, barbarlığın tersi sayıldı. Kavram 18.yüzyıl ortasında ortaya çıktı. Kavramın tasvir ettiği şey kendiliğinden gelişen, geleceği parlak olan böylece iyimserlik ima eden ve din dışı bir durumdur. Ayrıca, durum bir devamlılık içeriyor.

Kavramın ortaya çıkması rasyonel ve deneyimsel bilimin entelektüel zaferi sayıldı. Fransız Devrimi bu zafer havasında yapıldı. Fransız devriminin yeniliği şudur: Sosyal düzeni yeniden inşaa etmek mümkündür. Yani, yönlendirilmiş bir yapı kurulabilir. Eğer sosyal düzen kurmak mümkünse o zaman düzenin almaşıklarını yaratmak da imkan dahilindedir.

Türkler yükselen kapitalizm karşısında geri kaldıklarını hissettiler. Bunun kararını verirken baktıkları, uygarlık kavramı oldu.

Buradaki Türkler, Jön Türklerdir. Jön Türklerde teori hiç olmadı. Sordukları şudur: Ne yapalım da devleti kurtaralım? Devleti kurtarmak işi keşfedildiğinde teorisiz Jön Türkler Fransız Devrimi havasına giriyorlar. Bir sosyal düzen inşaa etmek amacıyla topluma müdahale ediliyor. Eden, İttihat ve Terakki Partisi oluyor ve devamlılığı var.

Böylece Jön Türkler, devleti kurtarmak hedefini gerçekleştirmek için, teorisiz olduklarından Fransız Devrimi’nin içinde gerçekleştiği uygarlık kavramına takıldılar. Bu bir takıntı olarak Türklerde bugün devam ediyor. Dışardan söylenene teslimiyettir.

Dünya sisteminin önderi Abd, sermayenin çıkarını ençoklaştırır. Abd, bu amaç için bilgi, ordu ve finans araçlarını kullanır. Propaganda, bilgi ile özdeş olmaktadır.

Çıkış
Toplumun kaynakları dışa aktarılıyor. Imf politikasının iktisadi sonucu, refah kaybıdır.

Toplumun en kritik kaybı ise gerçeklik hissidir. Türkler, bu hislerini yitirmekle sahte bir değerler ve materyaller dünyasına hapsedildiler. Toplum, Türkiye iktisadında hayali bir sistemi ve uydurulmuş değerleri gerçeklik sanıyor.

Çıkış, ‘Washington Consensus Politikası’ olarak bilinen tezgahın Türkiye’deki varlığına son vermekle başlar. Aksi halde bu oyun, İngiliz sosyal bilimci Susan Strange’in ‘kumarhane kapitalizmi’ adını verdiği dünya sisteminin kendiliğinden batışına kadar sürer.



Bu yazı 1,976 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 4 Temmuz 2012 korku zamanın kaybedilmesidir
    • 4 Nisan 2012 Nietzche bir gelecek tarihçisidir
    • 7 Mart 2012 Mesele Bir Şapka Meselesidir
    • 6 Şubat 2012 Yerliler 1986 Nereye
    • 26 Ocak 2012 Bakış açın yoksa, sen yoksun
    • 9 Ocak 2012 kıyamam sana
    • 22 Kasım 2011 İtalyan Düşü
    • 16 Kasım 2011 evine dön
    • 3 Kasım 2011 İktisatçı
    • 1 Kasım 2011 Arzu
    • 27 Ekim 2011 Ayakta kalmak
    • 11 Ekim 2011 Yöntem
    • 29 Eylül 2011 yalan
    • 16 Temmuz 2011 Kendin olmak bir saldırıdır
    • 22 Haziran 2011 kaçış
    • 26 Mayıs 2011 obama’ya açık mektub
    • 23 Mayıs 2011 kafka’nın dûnyasındayım (*)
    • 18 Mayıs 2011 geçmiş sonradan gelir
    • 14 Mayıs 2011 hakikatin rengi yeşildir
    • 11 Mayıs 2011 halk günü

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,829 µs