En Sıcak Konular

İbrahim Karagül


İbrahim Karagül
0 0 0000

Türkiye'yi Diyarbakır'dan görmek!



Birkaç gündür Diyarbakır'dayız. Bütün Türkiye'nin hatta ABD ve Avrupa'nın dikkatle izlediği yerde. Türkiye'nin kaderinin düğümlendiği yerde.

Türkiye üzerine dehşet senaryosu hazırlayanlar, senaryolarının gerçekleşme eğilimini gördükçe çok seviniyor olmalı. 2007'de darbe olma ihtimali yüzde elli dediler: Darbe tartışıyoruz, gece yarısı muhtıraları yayınlanıyor. Son elli yılın en önemli seçimi yaşanacak dediler: Seçimler ideolojik kamplaşmaya, rejim krizine dönüştü. Hatta iç savaş ve Türkiye'nin bölünmesi gibi ürkütücü bir dil üzerinden hesaplaşma yaşanıyor.

Siyasi kriz, bölgesel kriz ve seçim sonrası belirsizlikler, akla hayale gelmeyecek senaryoların karşılık bulmasına zemin hazırlıyor. Sanki parlamento seçimleri değil, Türkiye'nin kaderi tartışılıyor. Yeni parlamento değil de Türkiye'nin geleceği belirlenecek. Siyasi seçime müdahil olanların kullandığı dile, tartıştığı konulara bakınca, seçime kadar olan süre içinde ve seçim sonrasında gerilimin şiddetinin daha çok artacağını söylemek abartı olmayacak. Çünkü bu kriz, bu tartışma, bu yönlendirme, seçim gündemi, taraftarların gündemi, kullanılan dil başkaları tarafından belirleniyor.

Sadece Hudson'daki bir senaryo bile günlerce Türkiye'yi meşgul etti. Genelkurmay'ından medyasına ve siyasi partilerine kadar Türkiye günlerce bu senaryoyu tartıştı. Son üç yıldır Türkiye'nin gündemine sokulan tartışma konuları kimler üretmiş bakalım. Darbe, İslam, Kürt meselesi, iç savaş ve daha bir çok konuyu onlar bizim önümüze sürmediler mi? Önce kendileri tartıştı sonra bütün Türkiye'ye tartıştırmadılar mı? Bir aç yeni yetme “düşünce soytarısı” bu ülkenin kaderi üzerinde nasıl da pervasızca oynuyor görmüyor muyuz?

İşte seçim bu yüzden çok kritik. Çünkü seçimin gündemini de, süreci de, kullanılan dili de onlar belirliyor. Açıkça söyleyelim; seçim bütün boyutlarıyla Washington'dan yönlendiriliyor. Taraflar orada belirleniyor. Kamuoyundaki kamplaşma orada şekillendiriliyor. İç siyaset oradan yeniden dizayn ediliyor. Türkiye'nin Kürt meselesi, Kuzey Irak ve bölgesel sorunlara ilişkin politikaları orada belirleniyor. Taraflar orada yazılan senaryolara göre kendine bir yol çiziyor. Her çevrenin Washington'da bir adresi var. Türkiye için gerçekten hazin bir tablo bu.

Rejim krizi, Kürt meselesi, iç çatışma, Kuzey Irak'a müdahale dışında seçime ilişkin bir söz duyuyor musunuz? Türkiye'nin önünü açacak projeler görüyor musunuz? Herkes çatışma üzerinden, ayrışma tezleri üzerinden kitlelere bir şeyler söylüyor. Ancak bu sancılı, hayati konularda aslında hiçbir somut proje önermiyorlar. Çözüm üretmesi gerekenler yakınmaktan, şikayet etmekten başka bir şey yapmıyor. Kimse risk almıyor. Kimse kulağa hoş gelecek şeyler söyleminin ötesine geçmiyor.

Birkaç gündür Diyarbakır'dayız. Bütün Türkiye'nin hatta ABD ve Avrupa'nın dikkatle izlediği yerde. Türkiye'nin kaderinin düğümlendiği yerde. Waşhington'daki senaryoların da, Ankara'daki rejim tartışmalarının da, siyasi partilerin söylemlerinin de, şehid cenazeleri ve terör girdabının da, bütün Türkiye'nin endişelerinin de merkezinde. Ne yöne bakarsanız bakın, seçimi, kampanyaları, partilerin ve seçmenlerin tercihini Diyarbakır belirliyor. Dolayısıyla Türkiye'nin tartıştığı şeylerin en hararetli tartışıldığı yer burası. Ancak İstanbul'da, Ankara'da ya da Anadolu'nun başka bir yerinde hangi cümlelerle tartışılıyorsa burada da öyle. Barış, kardeşlik, huzur temennilerinin ötesinde kimsenin aslında bir şey önerdiği yok. Varolan krizden güç/iktidar devşirmenin dışında. Bağımsız adaylarla Meclis'e girmeye hazırlanan DTP dahil.

Maden buraya kadar geldik biraz da seçimlerle ilgili bir şeyler söyleyelim ve birkaç tespit aktaralım:

1- Ekonomik, sosyal projeler değil demokrasi ve özgürlük vurgusu belirleyici. Daha doğrusu soyut vaatler üzerine bir seçim kampanyası yürütülüyor.

2- AK Parti hem muhafazakarlık üzerinden hem de demokrasi ve özgürlükler üzerinden oy topluyor. Kürt meselesindeki esnek yaklaşımı sempati topluyor.

3- AK Parti dışında bir Türkiye partisi yok. CHP dahil, partiler bölgesel politikalara göre güç topluyor.

4- Türkiye genelindeki siyasi kutuplaşma AK Parti'ye yarıyor ve oy oranını artırıyor.

5- İki parti yarışıyor; AK Parti ve bağımsızlar. Türkiye genelindeki AK Parti-CHP kamplaşması gibi bir durum AK Parti ile DTP adayları arasında söz konusu değil. İlginç bir durum, AK Parti ile bağımsız adaylara gidecek oylar geçişli. Yani DTP olmasaydı oyların önemli bir bölümü AK Parti'ye gidecekti. DTP'lilerin ikinci tercihleri AK Parti.

6- DTP destekli bağımsızlara oy verecek seçmen ideolojik bir tercih yapıyor ama aynı zamanda bu duygusal bir tercih.

7- AK Parti dışındaki partilerde seçmen partiden çok adaya oy veriyor.

8- Beklenen sonuçlar şöyle: DTP'nin bağımsızları 4 milletvekili, AK Parti 4 veya 5 milletvekili, barajı aşması durumunda DP 1 milletvekili çıkarabilir. CHP için Diyarbakır'da pek umut görünmüyor.

Yeni Şafak



Bu yazı 395 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 20 Nisan 2012 Türk-Kürt-Sünni..
    • 30 Mart 2012 Suriye satrancı, İsrail'e askeri üs
    • 16 Şubat 2012 En tehlikeli ihtimal: Ya savaş tersine dönerse!
    • 10 Şubat 2012 Hesaplaşma: Kim kimi tasfiye edecek?
    • 2 Aralık 2011 Bitti Esad, gerçekten bitti..
    • 18 Kasım 2011 Artık, Suriye ile savaş halindeyiz!
    • 9 Eylül 2011 Evet, Tahrir'de konuş! Tarihi değiştir! De ki...
    • 18 Ağustos 2011 İran-Suriye ve PKK: O 'kart' yine masada..
    • 10 Ağustos 2011 Altı saat ne konuştular?
    • 27 Temmuz 2011 Ölüm koalisyonu Haçlı savaşçıları..
    • 22 Temmuz 2011 Avrupa Birliği parçalanıyor..
    • 29 Nisan 2011 Cuma, öfke, kan...
    • 10 Şubat 2011 Barış beklerken savaş gelmesin!
    • 31 Aralık 2010 Bir casusa bu kadar para veriliyor mu!
    • 29 Aralık 2010 İki not ve bir kirli ittifak!
    • 24 Eylül 2010 İsrail-PKK bağlantısı bu işi bozabilir mi?
    • 3 Şubat 2010 Bu toplantı hiç de hayra alamet değil!
    • 17 Aralık 2009 İran-Suudi savaşına doğru mu gidiyoruz?
    • 8 Aralık 2009 Reşadiye'den kim ne mesaj veriyor?
    • 28 Ekim 2009 Birileri tarih yapıyor, bunu kimler yazacak?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,317 µs