En Sıcak Konular

Fehmi Koru


Fehmi Koru
0 0 0000

Bu işte bir yanlışlık var



Genelkurmay Başkanlığı'nın Hudson toplantısıyla ilgili açıklamasını herhalde duymuş olmalısınız; duymamış olanlarınız bugün gazetemizde haberini bulacaklar. Açıklamanın girişinde, hayret çekecek bir biçimde, "Tartışmaların boyutlarını ayrıntılı olarak saptamak ve yaratılan bu ortamın arkasındaki aktörlerin gerçek yüzlerini ve niyetlerini ortaya çıkarmak maksadıyla, özellikle başlangıçta bir açıklama yapılmamış, beklenmiş" olduğunu söylüyor Genelkurmay Başkanlığı...


Açıklamayı okuyunca, konuyla ilgili haberlerin neredeyse bütün ayrıntılarıyla 'yalan' olduğu sonucuna varılıyor: Genelkurmay'a bağlı araştırma kuruluşu SAREM'in yöneticileri o gün Hudson'da başka bir amaçla ve kısa süreli bulunmuş; SAREM üyesi generaller toplantıya katılmamışlar... Toplantıya Washington'daki askerî ataşe katılmış ve konuşulanları rapor etmiş, ama kendisi bilinen politikalar dışında hiçbir görüş açıklamamış... Toplantıda PKK liderlerinin Türkiye'ye teslimi söz konusu bile edilmemiş, haberin o bölümü 'tamamen hayal ürünü' imiş... "Yukarıda özetlenen gelişmeler" diyor açıklama, "Hudson Düşünce Kuruluşu yetkilileri tarafından yapılan müteaddit açıklamalarla da doğrulanmıştır."

yenişafak


Açıklamaya göre, haberin sadece bir bölümü değil, bütünü 'hayal ürünü'...


İyi de, Kubad Talabani'nin orada bulunuşunun 'tesadüf' ile izahını kabullenelim de, Hudson'un katılımcılara gönderdiği dâvetiyede yer alan "Toplantıya SAREM üyesi generaller de katılacak" notu ve senaryo metninde Tülay Tuğcu'nun suikasta uğrayacağı ayrıntısı bulunması ne anlama geliyor?


Her gazeteci ve her gazete yanlış haber verebilir. Nitekim Milliyet gazetesinin 22 Haziran 2004 tarihli nüshasında sürmanşet sunulan "ABD'de gizli hesaplar" haberi 'yalan söyleyen bir kaynak'ın gazeteciyi yanıltmasıydı. 28 Mayıs 2004 tarihinde ABD Dışişleri Bakanlığı'nda yapıldığı ileri sürülen bir toplantı uzunca ve gerçekmiş gibi sunulan konuşmalar desteğinde yansıtılıyordu. Sonradan bayağı gürültülü bir biçimde gerçeği öğrenmiştik: Adları geçen Amerikalı uzmanların çoğu, iddia edilen tarihte Washington ve yurtdışında olduğunu ispatlayabilecek durumdaydı. Toplantı 'hayal ürünü' idi...


Kaynağın gazeteyi yanılttığı ne ilk olaydır o, ne de son olacaktır...


Ancak bu defa farklı bir durum var: Gazetecinin kaynağı yalnızca sözlü olarak beslememiş haberi, ona Hudson'un toplantıya dâvet mektubu ile üzerinde tartışılmak üzere kaleme alınan senaryo metnini de sağlamış; Milliyet birer gün arayla her iki belgeyi de yayımladı. Eğer toplantıda bir senaryo tartışılmamış ve Hudson'a giden SAREM heyeti toplantıya katılmamış ise, toplantıyı düzenleyen kişinin "SAREM heyeti katılmadı, senaryo da tartışılmadı" açıklaması gerçeği yansıtıyor demektir. Bu durumda haberi veren gazetecinin (veya gazetenin) sahte belge imal ettiğini düşünmemiz gerekiyor.


Milliyet'e ve haberi yazana yöneltilen, "Sahte belge imal edecek kadar gözü dönmüş bir gazetecilik" ithamıdır. Korkunç bir itham bu...


Genelkurmay açıklaması haberi veren gazeteci ile gazeteyi suçlayıcı müthiş ifadeler taşıyor. Başlangıçta, "Önemli bir gazetenin ABD muhabirliğini yapan ve bu konuda yeterli tecrübesi olması gereken bir muhabirin bu olayı saptırır tarzda haberler yapması, TV kanallarında yanlış yorumlarda bulunması maksatlı bir girişim olarak görülmüştür" deniliyor. En çok tartışılan konuya değinilirken de aynı suçlayıcı üslup tekrarlanıyor: "Toplantıyı gündeme taşıyan basın mensubu tarafından iddia edilen: 'Türkiye'ye teslim edilmesi düşünülen teröristlerle ilgili haber' tamamen hayal ürünü olup, yalanı yalanla örtme ve hedef saptırarak kurumları karalama amacını taşımaktadır. O nedenle bu konu, söz konusu gazetecinin açıklık getirmesi gereken bir husus olarak görülmektedir."


Genelkurmay Başkanlığı kurumsal kimliğini zedeleyecek yanlışlar içeren bir açıklamayla kamuoyunun önüne çıkar mı? Çıkmaz. Ancak Yasemin Çongar da geçmişi sayısız gazetecilik başarılarıyla dolu, yalan-dolana bilerek adını karıştırmayacak kadar titiz ve dikkatli bir habercidir.


Bu işte bir yanlışlık var, ama nerde?



Bu yazı 201 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Eylül 2012 Ak Parti kongresinin düşündürdükleri...
    • 28 Eylül 2012 Yalan dünya, hem de ne yalan
    • 23 Eylül 2012 Tartışma sağlık alametidir
    • 20 Eylül 2012 Darbeler, CHP ve Deniz Baykal...
    • 18 Eylül 2012 CHP’nin özrünün anlamı
    • 16 Eylül 2012 Hayasızca saldırının düşündürdükleri
    • 11 Eylül 2012 O da bir gün bitecek...
    • 9 Eylül 2012 Ne olur, ne olamaz...
    • 6 Eylül 2012 Suriye politikasına yeniden bakmak
    • 29 Ağustos 2012 Türkiye Pakistan, Hatay da Peşaver değil...
    • 26 Ağustos 2012 Hayatları oyun
    • 19 Ağustos 2012 Orhan Pamuk tiksiniyormuş, ben acıyorum...
    • 14 Ağustos 2012 Milletvekili neden kaçırılır?
    • 12 Ağustos 2012 ‘Yeni gazetecilik’ denen şey
    • 9 Ağustos 2012 Tuzak varsa tedbir nerede?
    • 3 Ağustos 2012 Komutan tanıklık yaptı
    • 31 Temmuz 2012 Abdullah Gül ‘yeniden’ ha, gerçekten mi?
    • 24 Temmuz 2012 Kılıçdaroğlu siyaseti kirli (mi) görüyor
    • 18 Temmuz 2012 CHP’nin Ak Parti açmazı
    • 17 Temmuz 2012 CHP makas değiştirirken...

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    7,256 µs