En Sıcak Konular

Koray Düzgören


Koray Düzgören
0 0 0000

Bizde o senaryoların daha meşumları var…



Washington'daki Hudson Enstitüsü toplantısında Türkiye üzerine hazırlanmış feleket senaryolarının dile getirilmiş olması birçok meslektaşımızı rahatsız etmişe benziyor.

Mesela bunlardan biri Mehmet Barlas, Posta Gazete'sindeki dünkü yazısında,

"Felaket senaryolarının içeriği kadar, Hudson Enstitüsü'nün böyle bir senaryoya Türkiye'yi konu etmesi de, bu senaryonun tartışılmasına bazı kamu görevlisi Türklerin de katılması da, en azından hem akılsızlık, hem de densizlik" diye yazmış.

Bu arada hatırlatalım toplantıda, İstanbul ve Ankara'daki olası bazı sabotaj ve suikastlar ertesinde Türkiye Irak'a askeri müdahalede bulunursa, Amerika'nın nasıl reaksiyon vereceğinin alternatiflere dayalı olarak yorumlanması istenmiş.

Toplantıya katılan Türkiye'den bazı kamu görevlileri, ( heberlerde bunların iki general olduğu belirtiliyor) "Amerika, Kuzey Irak'taki PKK liderlerini Türkiye'ye teslim ederse, bunun seçimde AK Parti'nin işine yarayacağını" söyleyip, uyarılarda bulunmuşlar.

Ardan Zentürk de Star Gazetesi'ndeki dünkü yazısında şunları söylüyor:

"Hudson Institute'ta gerçekleştirilen özel bir toplantıda ele alınan senaryolar buradaki aklı başındaki insanları hayli yaraladı...

Doğrudur... Eğer, sizin, Washington'daki askeri temsilciniz, Süleymaniye'deki ünlü çuval olayının mimarı olarak tanınan ve bağımsız Kürdistan'ın tıpkı İsrail ve Tayvan gibi ABD'nin garantörlüğü altında olması için çalışan Kubat Talabani ile aynı masaya oturmuşsa...

Hele bir de, ortaya, 'üst düzey PKK'lılar seçim öncesi Türkiye'ye teslim edilirse bu sadece AK Parti'ye yarar' diye bir cümle çıkmışsa vay ki vay... "

Bu görüşlere karşı söyleyecek fazlaca bir şey yok.

Yalnız her iki yazıyı da okuduktan sonra ister istemez şunları düşündüm:

Biz, buna benzer senaryoları aylardır konuşmuyor muyuz zaten?

Geçen yıldan bu yana bir AKP'linin cumhurbaşkanı seçilmemesi hatta AKP'nin iktidardan düşürülmesi için birçok senaryonun devreye girebileceğine ilişkin yazıları ve Ankara'da kapalı kapılar ardında yapılan, ama her nasılsa dışarıya da sızan derin dedikoduları bilmiyor muyuz?

Bunlar Hudson Enstitisü'nde dile getirilen senaryolardan daha mı az kanlı, daha mı az rezilce şeyler?

Bu amaçla siyasi cinayetler işlenebileceğine ilişkin senaryolar konuşulmadı mı?

Arkasından Hrant Dink, ucu devlet içindeki bazı karanlık ilişkilere dayanan bir cinayete kurban gitmedi mi? Konuşulan senaryoların bir bölümü böylece hayata geçirilmiş olmadı mı?

Cinayetin tetikçisi ve azmettiricisi suçlamalarıyla yakalananlar ve onları yönettiği ve yönlendirdiği çeşitli delillerle ortaya çıkan devlet içindeki karanlık güçler hakkında hâlâ iddianame hazırlanamamış olmasına ne demeli?

Muhtemeldir ki devletin içindeki bazı odaklar, bu bağlantılardan soyutlanmış sıradan bir iddianamenin hazırlanabilmesi ve gerçek delillerin karartılabilmesi için yoğun bir faaliyet içinde olmalı.

Ya diğer senaryolar, dedikodular, beklentiler?

Aylardır kalabalıkların bulunduğu alışveriş merkezlerine atılacak bombalar, turistik merkezlere konulacak patlayıcılar, vesaire kanlı senaryoları konuşmuyor muyuz?

Nitekim Ankara'da patlayan ve 8 kişinin hayatına malolan patlama bu beklentilerden biri olarak ilan edilmedi mi?

Neydi beklenti? "Bu tür patlamaların PKK'ya maledilmesi -ya da farketmez PKK eliyle yapılması- gerekçesiyle kamuoyunun galeyana gelmesi. Buna dayanarak bir yandan içeride Kürtlere karşı bir kıyıma başlanması bir yandan da ordunun sınırötesi operasyona girişmesi."

Tabii bu savaş ortamında seçimlerin ertelenmesi. AKP'nin yeniden işbaşına gelmesinin kesin olarak önüne geçilmesi, AB ile ilişkilerin koparılması, ABD ile ittifakın bozulması. Vesaire…

"Ateş olmayan yerden duman çıkmaz" lafı boşuna söylenmemiş.

Türkiye'de bu senaryolar uçuşurken ABD'nin bir think-tank kurumunda bir iki senaryo üzerine fikir jimnastiği yapılmışsa ne olur?

Tartışılan senaryolar bize çok yabancı şeyler değil. Sabah akşam üzerinde konuştuğumuz, yazdığımız meseleler. Beklediğimiz felaketler.

Üstelik de Türkiye'de bu senaryolar adeta adım adım uygulanıyor.

Başka senaryoların uygulanması için de nasıl bir hain tertiple karşı karşıya olduğumuzu yakalanan ordu malı suikast bombaları, patlayıcılar ele geçirildikçe görüyoruz.

Mesela, Ümraniye'de ele geçirilen patlayıcılarla Hudson Enstitüsü'nde dile getirilen Beyoğlu katliamı gerçekleştirilemez mi?

Bence o toplantıda önemli olan -Eğer doğruysa- generallerin yaptığı konuşmalar.

Sanki PKK meselesinin bitmesini istemiyorlarmış gibi bir durum söz konusu.

Dedim ya, fazla alıngan olmaya gerek yok. Ateş olmayan yerden duman çıkmıyor.

Biz o senaryoların daha meşumlarını ( Uğursuzlarını, kötülerini) tartışarak yaşamaya alışkınız.


yenişafak



Bu yazı 210 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 22 Haziran 2007 Genelkurmay bildirisi gerçekleri korkutabilir mi?
    • 18 Haziran 2007 Bizde o senaryoların daha meşumları var…
    • 21 Mayıs 2007 Diyarbakır Askeri Cezaevi'ndeki vahşetin belgeleri
    • 16 Şubat 2007 Genelkurmay Başkanı'nın gezisi ve sorular
    • 5 Ocak 2007 Kaş çatan paşalar ve 'Hazırol'daki medya...

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,177 µs