En Sıcak Konular

Ruşen Çakır


Ruşen Çakır
0 0 0000

AKP’ye muhalefetin ana odağı olarak TSK



AKP tam anlamıyla durmuş oturmuş bir parti değil. Hükümette de çok sayıda, kimileri epey vahim hatalar yaptılar. Ama hala rakipsiz gözüküyorlar.

Peki muhalefet neden etkisiz? Önce sola bakalım: CHP’den, işsizlik, yoksulluk, yolsuzluk gibi dertlerle mücadele konusunda hükümeti sıkıştırması, sistemin daha hızlı, etkili ve kalıcı bir şekilde demokratikleştirilmesini savunması ve AB savunuculuğunu AKP’nin elinden alması beklenirdi. CHP bunların yerine sistemi, statükoyu ve bu uğurda demokrasi dışı yöntemlere göz kırpmayı seçti.

AKP’yi tehdit edebilecek ikinci güç Saadet Partisi’ydi. SP, Erdoğan ve arkadaşlarının, sırtlarını yasladıkları kesimlerin başörtüsü, İmam Hatip Liseleri vb. konulardaki taleplerini karşılayamamalarını, öte yandan dış politikada “milli” çizgiden sıklıkla sapmalarını çok rahat kullanabilirlerdi. Nedense olmadı. Ya yapmak istemediler, ya Erbakan’ın kişisel sorunlarıyla uğraşmaktan vakit bulamadılar, ya da yaptılar ama yıllar öncesinin kadro, metot ve söylemlerini kullanmakta ısrar ettikleri için etkili olamadılar.

Kürt milliyetçilerinin de yakın bir zamana kadar AKP’yi zor durumda bırakmamaya özen gösterdiklerini söyleyebiliriz. Öyle ki kimileri, PKK’nın “ateşkes” ilan etmesi ve buna uzun bir süre, büyük ölçüde uymasının ardında Irak Kürtleri ve ABD’nin bulunduğuna inanıyorlar.

Son olarak, MHP liderliğindeki Türk milliyetçilerinin de AKP’ye karşı epey tutuk kalmış olduklarını söyleyebiliriz. Bunun görünen nedenleri MHP içindeki bitmek bilmez iktidar çekişmeleri ve partinin 2002 Kasım seçimlerinin şokundan kendini kurtaramamasıysa bir diğeri de AKP ile milliyetçilik temelinde yürütülecek bir kavganın denetim dışına çıkma riskiydi.

MHP, CHP, hatta SP’nin bile yer yer sempatik baktığı “ulusalcı” hareketle arasına belirgin bir mesafe koyarak, özellikle genç tabanının sokak ağırlıklı siyaset yapmasının önünü almakla kalmadı, bugün seçim kampanyasına kendini tüketmemiş, “söyleyeceği bir şey olan parti” imajıyla girme şansını yakaladı.

TSK devrede

“Ulusalcı” hareket, muhalefet partilerinin yetersiz kaldığı noktada filizlendi ve AKP’yi birçok açıdan kıskaca almaya soyundu, ama pek de başarılı olamadı. Zaten Org. Yaşar Büyükanıt’ın Genelkurmay Başkanı olmasıyla birlikte, ulusalcıların vermek istediği mesajlar çok daha etkili bir şekilde TSK eliyle verilir oldu. Org. Büyükanıt’ın Washington Büyükelçiliği’nde sivil kıyafetler içinde konuşma yaptığı andan itibaren AKP’ye karşı muhalefetin ana odağının TSK olduğunu düşünüyorum.

AKP’nin en büyük siyasi yenilgisini 27 Nisan muhtırasının hemen ardından tatmış olması TSK’nın Türk siyasi hayatının baş aktörlerinden biri olduğunu bir kez daha kanıtladı. Yine AKP’nin seçimlere, Kuzey Irak’a harekat tartışmalarıyla alabildiğine yıpranarak giriyor olması da TSK’nın kamuoyu oluşturmada ne kadar mahir olduğunu gösteriyor.

Ama TSK’nın siyasete müdahalesinin de sınırları var. Örneğin ordunun teröre karşı halkı kitlesel tepki göstermeye davet etmesi, en azından şimdilik, öyle çok coşkulu bir karşılık bulmadı.

Birilerinin muhalefet misyonunu bir an önce askerlerden devralması, hem Türk demokrasisi, hem de TSK için çok iyi olacak.


***

Ufuk Güldemir Türk basınında gerçekten bir ekoldü. Çalışma arkadaşlarına hep kendilerine güvenmelerini telkin ederdi. Milliyet’i yönettiği o kısa sürede kendisinden çok şey öğrendim. Minnettarım.

vatan



Bu yazı 308 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 12 Şubat 2012 Türkiye dehşet senaryolarına hazır olmalı
    • 23 Haziran 2011 Herkes elini çabuk tutmalı
    • 13 Haziran 2011 Hoca’nın rüyasını talebesi gerçekleştirdi
    • 8 Mayıs 2011 Beş soruda Hizbullah-PKK gerginliği
    • 27 Nisan 2011 Suriye mi, İsrail mi?
    • 24 Kasım 2010 Öcalan bunu hep yapıyor
    • 20 Ekim 2010 Bir toplum mühendisliği projesi olarak KCK operasyonu
    • 28 Temmuz 2010 Ne açılım, ne referandum yüzünden
    • 23 Haziran 2010 PKK kayıtsız şartsız silah bırakmalı
    • 10 Mayıs 2010 Türklerin kaygıları, Kürtlerin haysiyeti
    • 3 Mayıs 2010 ''PKK ne yapmak istiyor?''
    • 13 Nisan 2010 Ahmet Türk Türkiye’dir
    • 12 Şubat 2010 Devletin zirvesinde koalisyon fikrine hazır mıyız?
    • 5 Şubat 2010 Cumhurbaşkanlığı seçimlerine erken ve gerekli bir bakış
    • 28 Ocak 2010 Alevi açılımında son dönemeç
    • 19 Ocak 2010 Adalet istiyoruz
    • 12 Ocak 2010 PKK nasıl silahsızlandırılacak?
    • 17 Aralık 2009 Gül nasıl devreye girebilir?
    • 4 Aralık 2009 Açılım gemisi İmralı açıklarında batmak üzere
    • 19 Kasım 2009 Dersim yanlışları

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    18,856 µs