En Sıcak Konular

Hasan Cemal


Hasan Cemal
0 0 0000

Sağ mı, sol mu, yoksa



Seçim zamanı meydanlar lafa boğulur. Vaatlerin toz dumanında gerçeği görmek zorlaşır

Ayrıca, siyasette sağlıklı değerlendirme için söylenene değil, özellikle iktidarda iken yapılana bakmaktır doğru olan.

Ama söz de önemsiz değildir.

Milletvekili aday listelerinin kesinleştiği şu günlerde kulaklara ziyadesiyle çalınan bir sözcük var:

Merkez!

Sağı merkeze çekmekten, solu merkeze çekmekten söz ediliyor; merkezde konumlanarak daha çok oy umut ediliyor.

Bunun için CHP, siyasal yelpazenin sağından, muhafazakar kanadından İlhan Kesici, Lütfullah Kayalar gibi bazı tanınmış isimleri aday gösterdi.

Buna karşılık AKP, sosyal demokrat kanattan Ertuğrul Günay'ı, Prof. Zafer Üskül'ü, Haluk Özdalga'yı ön plana çıkardı.

Umduklarını bulacaklar mı?

22 Temmuz'u beklemek lazım.

Bu yazımın konusu farklı.

Sağ ve sol tarifleri üzerinde durmak istiyorum. Bugün siyasal mücadeleye damgasını vuran sağ ve sol mu? Yoksa başka şeyler mi?

Örneğin Türkiye'de demokrasi...

Laik-antilaik kavgası mı..

Devletin ekonomideki rolüne bakış, sağın ve solun tanımında ne kadar pay sahibi olabilir? Yoksa siyasete bugün asıl damgasını vuran sağ ve soldan daha çok bir ülkenin dünyaya açık ya da kapalı olması konusundaki bakış mı?

Dünyaya sırtını dönen, ekonomide korumacılığa sarılan, dışa kapanırken yabancı düşmanlığına açılan siyasal akımla, bunun tam tersi olan akım mı bugün siyasetteki ana saflaşmayı belirliyor?

Örneğin Tony Blair, 16 yıl boyunca muhalefete mahkum kalmış bir İşçi Partisi'ni yeni sol programıyla yeniden yüzdüren ve 1997'den beri de iktidarda tutan bir lider şöyle diyor:

"Sol ve Sağ siyasette hâlâ önem taşıyor. Ancak siyasete gün geçtikçe daha çok damgasını vuran açık ve kapalı saflaşmasıdır. Bu bakımdan ben siyasal yelpazenin kapalı değil, açık yanında kesin tarafım."(*)

Blair, siyasette ve ekonomide serbest rekabeti bir tehdit olarak gören anlayışın açık değil kapalı zihniyet olduğu kanısında. Ticaret, göç, mali piyasalar, rekabet gibi konularda engelleyici zihniyetin, ülkelerin kalkınmasını olumsuz etkilediğine inanıyor.

Bu ayın sonunda İşçi Partisi lideri ve Başbakan olarak Blair'in iki koltuğuna da oturacak olan Hazine Bakanı Gordon Brown ise sol ve sağı 'piyasa ekonomisi'ne göre şöyle değerlendiriyor:

"Piyasalar kamu yararının geliştirilmesinde rol oynar; bunun böyle olmadığını söyleyen sol hatalıdır. Ancak, piyasalar her zaman da kamu yararına çalışmaz; bu nedenle piyasaların öyle kendiliğinden kamu yararına olduğunu söyleyen sağ da hatalıdır."(**)

Demek ki:

Piyasa ekonomisi içinde devletin oynayacağı aktif ya da sosyal roller de var. Sağ ve sol tariflerde bunun da göz önünde tutulması gerekiyor.

Şu ana kadar belirtilen her şeyin içinde bir olgu zaten yer alıyor:

Küreselleşme, küresel ekonomi...

Küreselleşmeye kafadan karşı olmak solculuk mu? Küreselleşme olgusunu ilke olarak kabul edip yeni kurumlaşmalar yoluyla ehlileşmesini savunmak nasıl bir tanıma uygun düşer?(***)

Laf uzadıkça uzayabilir.

Sözü, bize getirip yazıyı bağlamakta yarar var. Seçim sürecinde yol alan Türkiye'de siyasete asıl damgasını vuran, vurması gereken nedir?

Sağ-sol mu? Merkez mi? Laik-antilaik kavgası mı? İşsizlik mi? Açık-kapalı ekonomi mi? Şiddet ve terör mü?

Siyasetin güncel mücadelesinde bunların hiç kuşkusuz payı var. Ama bence bunların hepsi tek bir paydada toplanabilir:

Demokrasi!

22 Temmuz seçimlerine giden bir Türkiye'de ne sağ-sol, ne de laik-antilaik kavgasıdır belirleyici olan. Gerçek saflaşma ya da ayrışmanın demokrasi konusunda olduğunu düşünüyorum.

Temel sorun demokrasi!

Demokrasi bu ülkede rayına oturamazsa, Türkiye'nin önü açılmaz çünkü...

Sağ-sol mu, laik-antilaik mi derken, demokrasinin altını bir kez daha kalınca çizmek iyi olur diye düşünüyorum.

—————————————

* Roger Cohen, I. Herald Tribune, 20.9.06, s.2.

** Martin Wolf, Financial Times, 18.9.06, s.13.

*** J. Stiglitz, makale, F. Times, 8.9.06; J.Thornhill, F. Times, 28.12.06; The Economist'in başyazısı, 16.9.06; M. Wolf, F. Times, 6.9.06.

 



Bu yazı 738 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 16 Eylül 2012 Türkiye AB’nin, AB Türkiye’nin neresinde?
    • 13 Eylül 2012 Ve soruyorum Ak Parti iktidarına...
    • 7 Ağustos 2012 Özkök Paşa demokrasi adına bir şanstı!
    • 12 Mayıs 2012 Ak Parti’yle kadınlar, başörtüsü sorunu ve Kürt sorunu...
    • 18 Nisan 2012 Demokraside asker sorunu, sivil sorunu!
    • 15 Nisan 2012 Suriye’de akan kan ve evimizin içi!
    • 3 Nisan 2012 Suriye’de ben de tarafım!
    • 27 Mart 2012 Zamanın ruhu ve dış konjonktür PKK’ya karşı!
    • 21 Ocak 2012 İnsanlık ölmedi, karanlık sorgulanacak!
    • 18 Ocak 2012 Sanık Kenan Evren, ayağa kalk!
    • 20 Kasım 2011 ''Dersimli okşanmakla kazanılmaz!''
    • 18 Ekim 2011 Herkes ‘Atatürk milliyetçisi’ olmak zorunda mı?..
    • 5 Ekim 2011 Ak Parti, CHP, BDP uzlaşması...
    • 29 Eylül 2011 Ciğeri yanan Erdoğan’a, Öcalan’a...
    • 27 Eylül 2011 PKK, BDP, Güneydoğu’dan haberler öyle ki...
    • 22 Eylül 2011 Avrupa Birliği Türkiye'ye dürüst davranmıyor mu?
    • 21 Eylül 2011 Düşen helikopterin beynini kim söküp aldı ?
    • 7 Eylül 2011 Başbuğ Paşa da hesap vermek zorunda!
    • 2 Eylül 2011 Erdoğan’ın askeri vesayetle mücadelesi...
    • 6 Ağustos 2011 Kürt sorunu: Bardağın dolu ve boş tarafı!

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    3,564 µs