En Sıcak Konular

Fehmi Koru


Fehmi Koru
0 0 0000

Yanlış başka bir yanlışla önlenemez



Terör eylemlerinin etki şiddeti eylemcilerin amaçladığından daha fazladır Türkiye'de; eylemi bahane edip başka sonuçlar almaya çalışanlar eylem sonrası derhal devreye girdikleri için… Geçmişte bunun pek çok örneği var. Geçen hafta Ankara/Ulus'ta paylayan bomba da benzer bir sonuç getireceğe benziyor. Hükümet, 'Polis Vazife ve Selâhiyetleri Kanunu'nda bireysel özgürlükleri daraltacak köklü değişiklikler gerçekleştirmeye râzı olmuşa benziyor çünkü…

Bu aslında 11 Eylül uğursuz eylemlerinin dayattığı bir anlayışın sonucu. Uçakları İkiz Kuleler ve Pentagon'a yöneltenler yalnız o sırada o binalarda bulunanların canını almadılar; Amerikan toplumunun yüzyıllardır yararlandığı temel hak ve özgürlüklerin bir bölümünü de gasp ettiler. 11 Eylül'ün hemen ardından Bush yönetiminin çıkardığı 'Patriot Act' (Yurttaşlık Yasası), polisi ve istihbarat örgütlerini daha önce düşünülemeyecek yetkilerle donattı.

Siyasilerin yakın zamanlara kadar “Başka ülkelerde özgürlüklerin kısıtlandığı bir dönemde biz temel hakları genişlettik” diye övündükleri bir ülke burası; övünmekte haklılar da... Avrupa Birliği (AB) ile uyum için çıkartılan yasalarla gerçekten de Avrupa'nın en özgürlükçü ülkelerinden biri olma yolundayız. Hükümet, ara sıra depreşen “Kuracaksın darağacını, asacaksın şunları bacaklarından…” mantığına karşı direnmeyi bildi. Ta ki, Türk Ceza Yasası'nın 301. maddesine kadar… Aydınları basit bahanelerle mahkemelere düşüren o madde üzerinde ısrar, iktidarın başını ağrıtıp duruyor.

Şimdi de Polis Vazife ve Selâhiyetleri Kanunu (PVSK)… Üzerinde daha dikkatle durulmayı gerektiren pek çok yönü var kanun teklifinin; en önemlisi de 'önleme araması' uygulamasının yaygınlaştırılması… Teklif bu biçimiyle yasalaşırsa, Türkiye'nin bilinen anlamıyla bir 'polis devleti'ne dönmesinden korkabiliriz.

'Özel hayatın gizliliği' (m. 20) yanında, anayasa 'konut dokunulmazlığı' başlığı altında (m. 21) 'hâkim kararı' olmadan kimsenin konutuna girilemeyeceğini de öngörüyor. Teklifi hazırlayanlar bu maddeden haberdarlar elbette, düzenlerken, maddeye, “Konutta önleme araması yapılamaz; kamuya açık olmayan işyerleri, eğitim ve öğretim binaları ve diğer kapalı alanlarda önleme araması ise ancak hâkim kararıyla yapılabilir” cümlesiyle başlamaları bundan… Ancak, hemen ardından getirdikleri bir dizi istisnaî durum ile “Herhangi bir karar veya emre gerek olmaksızın kişilerin konutuna ve işyerine girilebilir” hükmünü de ekleyebilmişler…

'Yasaya karşı hile' kavramını da aşan, 'anayasaya karşı hile' kurnazlığı bu…

Doğru olan, yasa teklifinin ilgili maddesinin konut dokunulmazlığını zedelemeyecek hale getirilmesidir. Bunu yapmanın kolay yolu, anayasada da öngörüldüğü üzere, kolluk kuvvetlerinin, herhangi bir konuta, işyerine, eğitim müessesesine girişinin ya hâkim kararına ya da ilgilinin 'iznine' bağlanmasıdır.

Teklifin iki maddesi (çerçeve 3. maddeyle düzenlenen PVSK'nın 9. maddesinin 4. fıkrasının (ç) bendi ile 3. maddeyle düzenlenen 9. maddesinin 5. fıkrası) yeniden yazılmalıdır.

'Önleme araması', 11 Eylül sonrasında Bush'un Afganistan ve Irak'ı işgaliyle sonuçlanan ünlü 'önleyici saldırı' doktrininin günlük hayata yansımasıdır; İsrail'in Filistin topraklarında yıllardır uyguladığı da aynı felsefenin bütün dünyaca bilinen bir başka yüzüdür. Türkiye'nin, anayasaya alenen aykırı olduğu halde, tam da bu zamanda aynı anlayışa kapı aralamasını hayra yormak mümkün değil.

Kimse terörle mücadeleye karşı değil, ancak 'terörle mücadele' adına temel hak ve özgürlüklerin zedelenmesine de izin verilemez.

 

yenişafak



Bu yazı 138 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Eylül 2012 Ak Parti kongresinin düşündürdükleri...
    • 28 Eylül 2012 Yalan dünya, hem de ne yalan
    • 23 Eylül 2012 Tartışma sağlık alametidir
    • 20 Eylül 2012 Darbeler, CHP ve Deniz Baykal...
    • 18 Eylül 2012 CHP’nin özrünün anlamı
    • 16 Eylül 2012 Hayasızca saldırının düşündürdükleri
    • 11 Eylül 2012 O da bir gün bitecek...
    • 9 Eylül 2012 Ne olur, ne olamaz...
    • 6 Eylül 2012 Suriye politikasına yeniden bakmak
    • 29 Ağustos 2012 Türkiye Pakistan, Hatay da Peşaver değil...
    • 26 Ağustos 2012 Hayatları oyun
    • 19 Ağustos 2012 Orhan Pamuk tiksiniyormuş, ben acıyorum...
    • 14 Ağustos 2012 Milletvekili neden kaçırılır?
    • 12 Ağustos 2012 ‘Yeni gazetecilik’ denen şey
    • 9 Ağustos 2012 Tuzak varsa tedbir nerede?
    • 3 Ağustos 2012 Komutan tanıklık yaptı
    • 31 Temmuz 2012 Abdullah Gül ‘yeniden’ ha, gerçekten mi?
    • 24 Temmuz 2012 Kılıçdaroğlu siyaseti kirli (mi) görüyor
    • 18 Temmuz 2012 CHP’nin Ak Parti açmazı
    • 17 Temmuz 2012 CHP makas değiştirirken...

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,080 µs