En Sıcak Konular

Hüseyin Hatemi


Hüseyin Hatemi
0 0 0000

Dürüstlük ilkesinde uzlaşamadık



Meclis'in cumhurbaşkanını seçmesi yöntemi parlamentolu sistemine uygun bir yöntemdir. Bizde Cumhuriyet'den önceki geçiş döneminde, 1924 Anayasası'ndan önce, Meclis Hükümeti Sistemi şartlara uygun görülmüş ve Meclis Reisi “icra vekilleri”ni de seçmiş, bir nev'i Meclis Hükümeti sistemi görünümünde Başkanlık sistemi uygulanmıştır. Meclis üyelerini bile halk doğrudan tek dereceli seçim ile seçmeyince, bu gibi şartlarda bir “olağanüstü sistem”den söz edilmelidir. Demokrasiden söz edilmesi güç olur.

1924 Anayasası da 1950 seçimlerine kadar “demokrasi” uygulaması denebilecek bir rejim getiremedi. 1950 seçimleri; “doğrudan seçim”in hîlesiz gerçekleştirildiği bir seçim olarak bir “ilk”i gösteriyordu. Ancak; “mutlak çoğunluk” ile, bir seçim bölgesinde bütün adayların çoğunluğun oyunu almış partinin listesinden Meclis'e girmesi sıkıntı yaratıyordu. Çoğunluk partisinin Hukuk Devleti ilkelerinin dışına çıkmasını engelleyecek bir güvence kuralları olmadığı gibi; henüz “Hukuk Devleti” terimi dahî Anayasa'ya girmiş değildi. “Lâiklik ilkesi” ise 1961 Anayasası'ndan önce, 1924 Anayasası'na alınmıştı. Bu ilke de Hukuk Devleti'nin bir şeklî güvencesi olarak anlaşılmak gerekirken, Hukuk Devleti bilinci olmayınca halkın ve yöneticilerin zihninde bu temele oturtulacak yerde, “seçilenlerin başı üstünde bir Demokles kılıcı olarak sürekli askıda durması gerektiği ancak “seçkinlerin baş ucunda böyle bir Demokles kılıcı bulunması”na gerek olmadığı, onların bu kılıcı, “şartlar oluştuğunda” askıdan indirip kullanabileceği “yazılı olmayan töre kuralı anayasal teâmül”ü doğdu. 47 yıl önce bugün, 27 Mayıs depremi önlenemedi.

1961 Anayasası'nın parlamentolu sistemi de iyi işlemedi. Hukuk Devleti bilinci ülkemizde yerleşmemişti. Temel ve genel davranış ilkelerine, ahlâk ilkelerine uyulmasının zorunluluğu bilincinin yerleşmediği, ayak oyunlarının parmak ısırtan ve alkışlanan bir beceri sayıldığı, çifte ölçütlülüğün kol gezdiği bir ülkede, “el elden üstündür” tesbiti gereğince, dışarıdan; daha becerikli, daha paralı, daha güçlü ellerin uzanacağı ve ülkeyi iyice cadı kazanına döndürmek isteyecekleri tabiîdir. 12 Eylül depremi de önlenemedi.

1980'den sonra da temel eksiklik giderilemedi. “Temel ilkeler”e verilen değer ortalaması; Tanzimat Dönemi'ne oranla büsbütün aşağılara düştü ve “seçkinler”in gözünde sıfıra indi. Kendilerini “müslüman”, “alevi”, “sünnî” ve “aydın” olarak niteleyenlerin bir çoğu da, “Sıffîn ve Cemel Savaşı, İslâm'ın da kesin davranış kuralları, ahlâk ilkeleri getirmediğinin kanıtıdır, modernizm devri bitmiştir, herkesin ayak oyunu becerilerini özgürce göstereceği postmodern düzenbazlık dönemi başlamıştır, çifte hukukluluk vs.” seline kapıldılar. Postmodern ilkesizlik, çıkarlar çatışması dolayısı ile postmodern darbe ile karşılaştı (28 Şubat 1997). Bilinçsizlik ve ilkesizlik hastalığına çare bulunamadı. Hastalık belirtilerini, tam aksine; bünyesinin güçlülüğüne delil olarak görme gafletine kapılan bireyler ve toplumlar, bu hastalığın sonuçlarından kurtulamazlar. Son günlerde de bu hastalığın yüksek ateşi içinde bazı toplantılar tertiplenip bazı sloganlar “kükrendi”, daha doğrusu, kükrendiği düşü içinde sayıklandı. Hastalık devam ediyor.

Cumhurbaşkanlığı seçimi, Hukuk Devleti'nin şeklî düzenleme kurallarından birini ilgilendirir. Fransa'da da Meclis seçiyordu, bizdeki gibi tıkanmalar görülünce “yarı başkanlık sistemi”ne gidildi. Bizde bu tıkanmayı tertipleyen çevreler, Meclis'in cumhurbaşkanını seçmesini engellediler. Bu kez halkın seçmesi yöntemi getirilmek istenince, bunu da “Meclis'e geri gönderme” yolu ile engellemeye çalışıyorlar. Oysa Meclis Anayasa değişikliği 3/5=9/15 çoğunlukla kabul etmiş olsa idi, Cumhurbaşkanı Meclis'e geri gönderme hakkını kullanabilirdi. Bu geri göndermeden sonra Meclis 2/3=10/15 çoğunlukla tekrar kabul ederse, Cumhurbaşkanı artık ikinci kez geri gönderemez. Son Anayasa değişikliğini Meclis esasen 2/3 çoğunlukla kabul etmiş olduğuna göre, Cumhurbaşkanının geri gönderme eylemi, “hakkın kötüye kullanılması” ve “Dürüstlük ilkesine aykırı yorum” sayılmaz mı?

İşine gelince “Meclis, milleti temsil edemiyor” diyerek Meclis'in Cumhurbaşkanını seçmesini engellemek daha sonra da “pek âlâ, şu halde millet seçsin” önerisine de “TBMM'nin temsilî demokrasiye uygun yetkileri elinden alınamaz!” demek nice iştir?

Evrensel ve genel Tabiî Hukuk ve Ahlâk ilkelerinin bilincine varmaksızın ve yoğun özlemini duymaksızın bu çıkmazdan, bu dolaplardan kurtulmak mümkün değildir. Ben bu derde nerde derman bulayım? Meğer dost elinden ola çaresi! - Dost kimdir? - Benden a'lâ bilmen gerekeni bana sorma! - Ben biliyorum! - Adını biliyorsun, vasıflarını tanımıyorsun! Seversen Ali'yi değme yarama! Değdin de azdırdın!

 



Bu yazı 89 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 9 Aralık 2007 Gölgeyi düzeltme gayretleri
    • 8 Ekim 2007 Ilımlı İslam şifresi
    • 30 Temmuz 2007 Yeni Anayasa
    • 15 Temmuz 2007 Seçimden önce ve sonra
    • 27 Mayıs 2007 Dürüstlük ilkesinde uzlaşamadık

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,932 µs