En Sıcak Konular

Hasan Cemal


Hasan Cemal
0 0 0000

Bizde siyaset yalanda yaşamak mı?



Önde gelen duayen siyasetçilerimizden birinin sözüdür: "Kendi yalanına inanmayan siyasetçi olamaz!"
Memleketimizde siyasetin bazı hallerine baktıkça hem bu söz aklıma takılır, hem de bir soru işareti gelir çengelini zihnime asar:
Bizde siyaset yalanda yaşamak mı?..
Türkiye'nin bazı temel sorunlarının bunca zamandır çözümsüz kalmış olmasıdır, bu sorunun altında yatan.
Kürt sorunu gibi, asker sorunu gibi, hukuk devleti sorunu gibi, laiklik sorunu gibi, tarih sorunu gibi demokrasimizi ikinci sınıflığa mahkum eden ve bu ülkenin ilerlemesine gem vuran bazı büyük dertler sanki yokmuş gibi siyaset yapmak, galiba yalanda yaşamakla aynı anlamı taşıyor.
Ben böyle düşünüyorum.
Ona dokunamıyorsun, buna karışamıyorsun, öbürüne el süremiyorsun, berikine göz bile atamıyorsun, sonra da siyaset yaptığını, memleketi idare ettiğini düşünüyorsun.
Yalan!
Seçime gittiğimiz şu günlerde siyaset bana pek fazla heyecan vermiyor. Sadece alttan alta işlediğini hissettiğim bir politik hesaplaşma ihtimali beni tedirgin ediyor.
Hatta bazen ürkütüyor.
Bu arada siyasetin yine Türkiye'nin gerçek gündeminden kaydığını görüyorum. Gerçek sorunlardan oluşan bir gündem yerine, 1990'ların zayıf koalisyon hükümetleri dönemindekine benzer yapay gündemler öne sürülmek isteniyor.
Sanki siyasette o koalisyonlar dönemi, tarihe kayıp yıllar olarak geçmedi. Sanki o zayıf koalisyonlar dönemi, Türkiye'yi bir krizden öbürüne savururken, özellikle 2001 Şubat Krizi ile bu ülkenin yoksulluk çukuruna yuvarlanmasına yol açmadı.
Ne çabuk unuttuk?..
Rahşan Ecevit'i dinliyorum.
DSP'nin kurucu genel başkanı, biteviye konuşuyor. Söylediklerine kulak verince, aynı dünyada mı yaşıyoruz sorusunu kendi kendime soruyorum.
Sanki zaman durmuş!
Baykal'ı dinliyorum.
"Ecevit'le şimdi kucaklaşmış gibi oldum" diyor. Baykal'la Ecevit'i bilince, bu söz samimiyet sınavından geçebilir mi?..
Medyada heyecan havası estiriliyor, sol nihayet bir araya geldi, birleşiyor diye...
Hangi sol?
Ecevit'in DSP'si sol muydu? Yoksa sapına kadar milliyetçi miydi?
Baykal'ın CHP'si ne kadar sol, nasıl bir sol?
Bir askeri muhtıraya ses çıkarmayan, o muhtıranın ipine sarılarak iktidar hesabı yapan bir liderle partisi, sosyal demokrat olabilir mi?
Askerin siyasete müdahalesini ilke edinmiş bazı hanım profesörleri milletvekili adayı yapan bir lider sosyal demokrat geçinebilir mi?
Kürt meselesi deyince ağzını açamayan, açtığı zaman yalnız milliyetçilik yapan, 301'i savunabilen, Türkiye'nin AB yoluna asılmayan, ekonomide rekabetçiliği bile işine geldiğinde pas geçebilen bir sosyal demokrat anlayış olabilir mi günümüzde?
Baykal sosyal demokrat gömleğini çoktan çıkarmış durumda. Ecevit'in milliyetçi yolunu seçerek iktidara tırmanmak istiyor.
Peki ama sol nihayet birleşiyor diye estirilen bu heyecan dalgası niye?
Ecevit'in DSP'si değil mi, son genel seçimlerde yüzde 1.2 oy alarak silinen ve bugün de seçim araştırmalarında gözükmeyen?..
Evet biliyorum, meydanlarda esen havayla yakalanabilecek bir 'psikolojik ivme'den medet umuluyor. Ama sanki abartılıyor, fazla gaz veriliyor gibi...
Sağda da durum farklı değil.
Ağar'la Mumcu'nun el sıkışması, DYP ile ANAP'ın DP çatısı altında birleşmesi gerçekten büyük bir olay mı? Gerçeği biraz esnetmiyor muyuz?
Son milletvekili seçimlerinde bu iki parti de sandığa çakılmışlardı. DYP yüzde 9.5 ile, ANAP yüzde 5.2 ile. Şimdi bu iki partiden merkez mi oluşturulacak?
Bunda yeni olan ne var?
Genç olan ne var?
Dinamik olan ne var?
Genç kadrolar, lider adayları, yeni plan program ya da iktidar dalgası yaratacak partisel bir dinamizm... Nerede bunlar? Bu yanıtları, hem DYP-ANAP, hem CHP-DSP bağlamında şöyle bir düşünün.
Bana heyecan vermiyor.
1990'ları hatırlıyorum.
Yapay sorunlarla bölünmüş, kısır çekişmeler içindeki o siyaset sahnesi gözümün önüne geliyor; Türkiye'ye çok zaman kaybettiren o zayıf koalisyon hükümetlerinin kötü anıları aklıma takılıyor.
Siz ne dersiniz bilmiyorum, ama ben yalanda yaşamak istemiyorum.
Despot ebeveynleri tarafından büyümesine bir türlü izin verilmeyen çocuk gibi bir demokrasi yetti artık!


milliyet



Bu yazı 208 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 16 Eylül 2012 Türkiye AB’nin, AB Türkiye’nin neresinde?
    • 13 Eylül 2012 Ve soruyorum Ak Parti iktidarına...
    • 7 Ağustos 2012 Özkök Paşa demokrasi adına bir şanstı!
    • 12 Mayıs 2012 Ak Parti’yle kadınlar, başörtüsü sorunu ve Kürt sorunu...
    • 18 Nisan 2012 Demokraside asker sorunu, sivil sorunu!
    • 15 Nisan 2012 Suriye’de akan kan ve evimizin içi!
    • 3 Nisan 2012 Suriye’de ben de tarafım!
    • 27 Mart 2012 Zamanın ruhu ve dış konjonktür PKK’ya karşı!
    • 21 Ocak 2012 İnsanlık ölmedi, karanlık sorgulanacak!
    • 18 Ocak 2012 Sanık Kenan Evren, ayağa kalk!
    • 20 Kasım 2011 ''Dersimli okşanmakla kazanılmaz!''
    • 18 Ekim 2011 Herkes ‘Atatürk milliyetçisi’ olmak zorunda mı?..
    • 5 Ekim 2011 Ak Parti, CHP, BDP uzlaşması...
    • 29 Eylül 2011 Ciğeri yanan Erdoğan’a, Öcalan’a...
    • 27 Eylül 2011 PKK, BDP, Güneydoğu’dan haberler öyle ki...
    • 22 Eylül 2011 Avrupa Birliği Türkiye'ye dürüst davranmıyor mu?
    • 21 Eylül 2011 Düşen helikopterin beynini kim söküp aldı ?
    • 7 Eylül 2011 Başbuğ Paşa da hesap vermek zorunda!
    • 2 Eylül 2011 Erdoğan’ın askeri vesayetle mücadelesi...
    • 6 Ağustos 2011 Kürt sorunu: Bardağın dolu ve boş tarafı!

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,300 µs