En Sıcak Konular

İbrahim Karagül


İbrahim Karagül
0 0 0000

Türkiye Kuzey Irak'a ABD için mi girecek?



Avrupa'nın; Türkiye'nin tam üyeliğine karşı olan, birliği bir medeniyet projesi gibi algılayan iktidar kadrolarına teslim oluşu, bu kadroların ABD'nin küresel politikalarına göre saf tutması, ilerideki Ortadoğu/İslam coğrafyası senaryolarına yönelik güçler dayanışmasının belirginleşmesi Türkiye'ye yepyeni roller öneriyor. Dünkü yazıda bu konuya bir giriş yapmıştım. Avrupa'daki sert rüzgarların, Türkiye'deki sert rüzgarlarla örtüşmesi, Avrupa'daki ABD karşıtı cephenin mevzi kaybetmesi, bunun üyelik süreci üzerinden Türkiye'ye yansıması tamamen tesadüf mü?

ABD-Avrupa yakınlaşmasının Türkiye'nin Batı Avrupa ile entegrasyonunu daha da kolaylaştıracağını, demokratik sürece desteğin daha da artacağını düşünenler yanılabilir. Rusya-Almanya-Fransa hattının zayıflaması, Moskova'nın tek başına enerji karteli haline gelmesi ve benzeri gelişmelerin Doğu-Batı mücadelesini tırmandırdığı bir dönemde, Batı'nın Türkiye'ye vermek istediği rol, demokrasiden çok güvenlik içerikli olacak. Süreç de oraya doğru gidiyor. Irak işgalinden ve yeni Ortadoğu planlamasından bu yana ABD'nin Türkiye'ye biçtiği rolü Büyük Ortadoğu Projesi'yle ve Ak Parti iktidarıyla algılayanlar, ilişkilerin niteliğini, bölgedeki geçiş sürecini, dünyanın içinde bulunduğu kamplaşmaları pek görmüyor.

Türkiye'deki rejim tartışmalarını, Cumhurbaşkanı'nı halkın seçmesinin darbeye neden olacağını söyleyen otoriter yönetim taraftarlarının tehdit algılarını dikkatle sorgulamak gerekiyor. Bütün bu gelişmelerin dışarıdan yönetildiğini söylemek elbette mümkün değil. Ama Türkiye dışındaki eğilimlerle bu denli örtüşmesi yabana atılacak bir durum değil. İçerideki mücadeleyi Ak Parti kazanırsa Türkiye ABD kontrolünde hareket edecek, karşıtları kazanırsa milli bir Türkiye izleyeceğiz kanaati oldukça yanıltıcı. Ya da, Ak Parti de kazansa karşıtları da kazansa Türkiye'ye biçilen rolü bir şekilde oynayacak tezinin gerçekleşme ihtimali oldukça fazla.

Bu yeni rol arayışının/önerisinin en önemli göstergesi seçim sonuçları değil Kuzey Irak'la ilgili gelişmeler olacak. Kuzey Irak ve Kürt meselesi, Cumhuriyet tarihinin en önemli dönüm noktasına hazırlıyor Türkiye'yi. Hem Ankara'daki iç çekişme hem de Türkiye'nin yeni bölgesel rolü üzerinde birinci dereceden belirleyici. Öteden beri Türkiye'nin en zor ve yakıcı kararını verme zamanının yaklaştığı iddiasındayım. Ya uzlaşmaya dayalı bir gelecek inşası ya da nihai bir hesaplaşma!

Son günlerde Irak'taki çatışmaların seyrine bakalım: Saldırılar giderek Kuzey Irak'a yöneliyor. Son saldırıda elli kişi öldü ve hedef dikkat çekiciydi. Bu saldırılar artarak devam edecek. Şiiler ya da Sünniler mi Kürtleri hedef alıyor? Ya da söylendiği gibi, El Kaide mi? Mesele bu kadar basit değil. Saldırılara paralel olarak Kerkük referandumunun ertelenmesine yönelik girişimlerin de artmasını buraya ekleyelim.

Terörle Mücadele Koordinatörü Orgeneral Edip Başer'in Die Welt'e verdiği söyleşide Kuzey Irak'a bu yıl operasyon yapılacağını söylemesi ve “Bu yıl olacağını düşünüyorum. Ancak, bu kararın Başbakan tarafından alınması gerekiyor. Başbakan bu kararı, Genelkurmay Başkanlığı'yla birlikte alacaktır. Bu konuda, hükümet ve Genelkurmay Başkanlığı arasında bir görüş ayrılığı olduğunu görmüyorum” şeklindeki sözleri, “Ak Parti operasyona karşı, ordu operasyon istiyor. Ak Parti kazanırsa ülke bölünecek, kaybederse Kuzey Irak'a operasyon yapılacak, Türkiye kurtulacak” diyenlere bir cevap gibi.

Türkiye hızla operasyona hazırlanıyor. ABD de buna yeşil ışık yakacaktır. Seçim sonuçları ne olursa olsun, siyasi irade bu operasyona izin verecektir. Ama bu gerçekte teröre karşı bir mücadele mi olacak?

ABD için öncelik Türkiye'yi NATO içinde güçlü bir müttefik olarak tutmak ve Avrupa ile ortak tavrı Türkiye'yi Ortadoğu sorunlarının içine çekmek. Nicolas Sarkozy'nin “Türkiye AB-Akdeniz Birliği'nin lideri olsun” sözü ile örtüşen bu tavır, tartıştığımız yeni rolü açık ediyor. K. Irak'a müdahale ile PKK gözden çıkarılabilir ama bu Kürtlerle çatışma anlamına gelmiyor.

Bu, ilk bakışta Büyük Ortadoğu Projesi'ne devam olarak algılanacak elbette. Ama BOP'u aşan bir işbirliğinden söz ediyoruz biz. Demokrasiden, özgürlüklerden, reformlardan değil, güvenlik işbirliğinden, askeri seçeneklerden söz ediyoruz. Türkiye'nin ABD'nin bölgedeki bütün tehditlerine karşı yeniden konumlandırılmasından.

Meydanları Türk bayraklarıyla dolduranlar, bu yıl sona ermeden hayal kırıklığına uğrayabilir. Destekledikleri kadroların hem Kürt meselesinde hem de bu yeni rolde ABD ile omuz omuza hareket ettiklerini görebilir.

“K. Irak tehdidi” ile “İran tehdidi” arasındaki pazarlık Ankara'nın yeni duruşunu belirleyecek. Böyle bir işbirliğinin ilk kurbanı Türkiye-İran-Suriye dengesinin bozulması, ardından İran'ın büyük hedef ilan edilmesi olacaktır. ABD, Avrupa, Türkiye ve bölge müttefiklerinin İran'a olası saldırısı ise bölgesel savaş hatta dünya savaşı demektir.

 

 

yenişafak



Bu yazı 210 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 20 Nisan 2012 Türk-Kürt-Sünni..
    • 30 Mart 2012 Suriye satrancı, İsrail'e askeri üs
    • 16 Şubat 2012 En tehlikeli ihtimal: Ya savaş tersine dönerse!
    • 10 Şubat 2012 Hesaplaşma: Kim kimi tasfiye edecek?
    • 2 Aralık 2011 Bitti Esad, gerçekten bitti..
    • 18 Kasım 2011 Artık, Suriye ile savaş halindeyiz!
    • 9 Eylül 2011 Evet, Tahrir'de konuş! Tarihi değiştir! De ki...
    • 18 Ağustos 2011 İran-Suriye ve PKK: O 'kart' yine masada..
    • 10 Ağustos 2011 Altı saat ne konuştular?
    • 27 Temmuz 2011 Ölüm koalisyonu Haçlı savaşçıları..
    • 22 Temmuz 2011 Avrupa Birliği parçalanıyor..
    • 29 Nisan 2011 Cuma, öfke, kan...
    • 10 Şubat 2011 Barış beklerken savaş gelmesin!
    • 31 Aralık 2010 Bir casusa bu kadar para veriliyor mu!
    • 29 Aralık 2010 İki not ve bir kirli ittifak!
    • 24 Eylül 2010 İsrail-PKK bağlantısı bu işi bozabilir mi?
    • 3 Şubat 2010 Bu toplantı hiç de hayra alamet değil!
    • 17 Aralık 2009 İran-Suudi savaşına doğru mu gidiyoruz?
    • 8 Aralık 2009 Reşadiye'den kim ne mesaj veriyor?
    • 28 Ekim 2009 Birileri tarih yapıyor, bunu kimler yazacak?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    3,555 µs