En Sıcak Konular

İbrahim Karagül


İbrahim Karagül
0 0 0000

Amerika AK Parti'yi gözden çıkarır mı?



Türkiye şimdiden içe kapandı bile. Birkaç hafta öncesine kadar siyasi ve ekonomik alandaki çıkışlarıyla izlenen Türkiye, şimdi derin bir endişeyle izleniyor. Türkiye'den dünyaya yönelik bakışlar, dünyadan Türkiye'ye çevrildi. Uluslararası medya ve siyasi çevreler, Ankara'daki nefes alışları bile yakından izliyor. Çünkü Ankara'da olanlar, olacak olanlar, sadece Türkiye'nin iç iktidar çekişmesiyle sınırlı kalmayacak. ABD'nin Ortadoğu politikalarını, AB'nin bölge politikalarını ve üyelik sürecini, yakın çevremizdeki gelişmeleri ciddi biçimde etkileyecek.

Türkiye'deki kavga üzerinde en etkin güç elbette Washington. Sadece etkin, yönlendirici değil aynı zamanda sonuçlarından en çok etkilenecek olan ülke de ABD. Türk-Amerikan ilişkilerinin niteliği, bundan önceki bütün askeri müdahalelere verilen destek hatta müdahalelerin bizzat yönetilmesi, 28 Şubat gibi, dünyada benzeri olmayan bir projenin başarıyla hazırlanıp uygulanması gibi iç düzenlemeler, Türkiye'nin yakın çevre politikasını ipotek altında tutması gibi dış politik durum, her zaman güçlü olanla işbirliği yapmak gibi fırsatçı tutum ve genel olarak Türkiye üzerinde asla gevşetilmeyen “vesayet denetimi” böyle düşünmek için yeter de artar bile.

Peki ABD, Ankara'daki iktidar mücadelesine nasıl bakıyor? Hangi tarafı destekliyor? Kimlerle işbirliği yapıyor? ABD için demokratik sürecin işlemesi mi önemli bölgesel çıkarları mı? Orduyu mu destekler sivil hükümeti mi? Hangisi ABD çıkarlarına daha uygun? Daha önceki darbelerdeki tutumuyla şimdiki tutumu arasında fark var mı?

Öncelikle Washington'dakilerin demokrasi gibi uğruna bir şeyler feda edecekleri bir değeri yok. Türkiye'nin özgürleşmesinden, demokratik kurumların güç kazanmasından daha büyük öncelikleri var. Bu hep böyle olmuştur. Çünkü demokratik süreç ABD için bazen tehdit olabiliyor: Ortadoğu'daki demokratik süreçleri baltalamasının nedeni bu. Türkiye'de 1 Mart tezkeresi demokratik sürecin eseri değil mi?

Yeni durum ABD'nin bölgede geliştirmeye çalıştığı serbest pazar için tehdit oluşturuyor. Özellikle yeni Ortadoğu dizaynı için. Özellikle Irak için. Mesela Türkiye'nin Kuzey Irak'a müdahale ihtimali Washington için asla göze alınamayacak bir gelişmedir. Bir taraftan, muhtıraya yeterince sert tepki göstermemesi şüpheleri artırırken diğer taraftan İslami gelenekten gelenlerin bu kadar güç kazanmasından duyduğu endişe dikkat çekici.

Türkiye'nin bu iktidar üzerinden global piyasaya açılması, yakın çevresini de taşıması, uluslar arası kurumlarla işbirliği, Batı Avrupa sistemine entegrasyonu ABD için desteklenmesi gereken gelişmeler. O zaman yine soralım: ABD kimi destekler?

Burada bir konuya özellikle dikkat çekmek istiyorum: Ankara'da krizin tırmandığı bir dönemde ABD, her zaman yakın işbirliği içinde bulunduğu Türk Silahlı Kuvvetleri'ne çok önemli bir uyarı yaptı. ABD'nin önceliğinin aslında neler olduğunu ortaya koyan bu uyarı sadece orduya değil, bütün Türkiye'ye yapıldı.

George Bush yönetiminin; “Türkiye'nin Kuzey Irak'a müdahalesi İsrail'in Lübnan'daki yenilgisine benzer stratejik bir yenilgiye dönüşür” uyarısının bu dönemde yapılması oldukça manidardı ama Türkiye'de pek kimsenin dikkatini çekmedi. Türkiye'de lobicilik yapan ABD'liler İsrail'in Hizbullah karşısındaki hezimetinin bir benzerini Türkiye'nin Kuzey Irak'ta yaşayabileceğini, böyle bir müdahalenin ABD ve NATO desteğinden yoksun olacağını söylüyormuş. Ancak bu uyarıya rağmen TSK mayıs ayında böyle bir müdahaleye girişebilirmiş…

Lübnan savaşı, İsrail'in yenilmezlik büyüsünü yok etti. İçeride büyük tartışmalara neden oldu. En son Winograd Raporu'nun açıklanmasıyla büyük tartışmalar başladı. İsrail ordusundaki istifaların ardından şimdi Başbakan Ehud Olmert'in istifası isteniyor.

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın; “müdahale isteyen” sözlerini hatırlayalım. Bu uyarının muhtıra dönemine denk gelmesi, TSK'ya verilen bir iç politika mesajı mıydı? “Türkiye tarihinde Batı'ya rağmen verilen ilk muhtıra” tezine inananlar için böyle bir ihtimal mümkün. Bu durumda ABD, tercihini AK Parti'den yana, TSK aleyhine kullandı mı diyeceğiz? O zaman Türk-Amerikan ilişkilerinin askeri karakterine ve böyle durumlarda ABD'nin her zaman sivil iktidara sırtını dönmesine nasıl bakacağız?

ABD, “AK Parti iktidarını mı askeri mi destekler”, “kimlerle nasıl pazarlık yapar” konularında aceleci olmak yanıltıcıdır. Net olan, Kuzey Irak meselesinin hem Türk-ABD ilişkilerinde hem de Türkiye'nin iç siyasi ve toplumsal yapısında derin krizlere, ayrışmalara, hatta çatışmalara neden olabileceğidir.

İsrail'in Lübnan'daki hezimetini K. Irak'ta Türkiye'nin yaşadığını düşünelim. Nasıl bir Türkiye'de yaşarız?

Peki ya böyle bir senaryo hazırlanıyorsa? Ya ABD'nin hayalindeki Türkiye'nin yolu Kuzey Irak'tan geçiyorsa? Şu an Ankara'da oynanan iktidar oyununu kimler kuruyor acaba?

yenişafak




Bu yazı 201 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 20 Nisan 2012 Türk-Kürt-Sünni..
    • 30 Mart 2012 Suriye satrancı, İsrail'e askeri üs
    • 16 Şubat 2012 En tehlikeli ihtimal: Ya savaş tersine dönerse!
    • 10 Şubat 2012 Hesaplaşma: Kim kimi tasfiye edecek?
    • 2 Aralık 2011 Bitti Esad, gerçekten bitti..
    • 18 Kasım 2011 Artık, Suriye ile savaş halindeyiz!
    • 9 Eylül 2011 Evet, Tahrir'de konuş! Tarihi değiştir! De ki...
    • 18 Ağustos 2011 İran-Suriye ve PKK: O 'kart' yine masada..
    • 10 Ağustos 2011 Altı saat ne konuştular?
    • 27 Temmuz 2011 Ölüm koalisyonu Haçlı savaşçıları..
    • 22 Temmuz 2011 Avrupa Birliği parçalanıyor..
    • 29 Nisan 2011 Cuma, öfke, kan...
    • 10 Şubat 2011 Barış beklerken savaş gelmesin!
    • 31 Aralık 2010 Bir casusa bu kadar para veriliyor mu!
    • 29 Aralık 2010 İki not ve bir kirli ittifak!
    • 24 Eylül 2010 İsrail-PKK bağlantısı bu işi bozabilir mi?
    • 3 Şubat 2010 Bu toplantı hiç de hayra alamet değil!
    • 17 Aralık 2009 İran-Suudi savaşına doğru mu gidiyoruz?
    • 8 Aralık 2009 Reşadiye'den kim ne mesaj veriyor?
    • 28 Ekim 2009 Birileri tarih yapıyor, bunu kimler yazacak?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,897 µs