En Sıcak Konular

Taha Kıvanç


Taha Kıvanç
0 0 0000

Biz uyurken...



Dünyada bizi ilgilendiren pek çok olay yaşanıyor ve anlamsız konulara kilitlendiğimiz için onları ıskalıyoruz. Son örnek, Mısır'da 'Mossad ajanı' olduğu iddiasıyla yargılanıp 15 yıl hapis cezasına çarptırılan Mohamed Essam Ghoneim al-Attar olayı... Olayın bizi ilgilendiren yönü, al-Attar'ın Türkiye'de yaşıyorken, 2001 yılında, İsrail tarafından casus olmaya ikna edilmesi... Mahkeme, daha sonra Kanada'ya yerleşen ve o ülkedeki Araplar hakkında Mossad'a bilgi devşiren al-Attar'ın, Türkiye'de yerleşik Araplarla ilgili bilgileri de patronlarına sunduğunu kararına geçirmiş bulunuyor...

Nasıl, bu olayı duymadınız, değil mi?

Kanada Mossad'ın faaliyetleri açısından Türkiye'den daha önemli olmalı; hazır burada yerleşik iken adamı farklı bir kimliğe büründürüp oraya ışınlamanın başka bir anlamı olamaz herhalde. Henüz al-Attar'ın Mossad adına ülkelerinde casusluk yaptığı şokunu üstlerinden atamamışken, başka bir haberle daha sarsıldı Kanadalılar: Kendini Michael Ross adı arkasına saklayan bir Kanadalı, şu sıralarda piyasaya çıkan anılarında, yıllarca Mossad adına çalışan bir casus olduğunu açıklayıverdi...

'The Volunteer: The Incredible True Story of an Israeli Spy on the Trail of International Terrorists' (Gönüllü: Uluslararası Teröristlerin Peşinde Koşan bir İsrail Casusunun İnanılmaz Gerçek Hikâyesi) adını verdiği anılarında Mossad ile yolunun nasıl kesiştiğini anlatan Ross Yahudi asıllı bile değil. 1980'lerin başında Avrupa'da gezerken az çalışmayla karın tokluğuna kışı geçirebileceği bir ülke olarak İsrail'e gitmiş; tanıştığı bir İsrailli kız aklını çelmiş, evlenmiş, Musevi dinine girmiş ve ülkeye yerleşmiş...

1982'den 2002 yılına kadar 'ajan' olarak çalışacağı Mossad'ın kendisine duyduğu ilgi de Yahudi asıllı olmayışı, Kanada aksanı ve Batılı tipi yüzünden... Görev alanına Almanya, İsviçre, Fransa, İngiltere, İtalya, Sudan, Güney Afrika, Hong Kong, Singapur ve Avustralya düşmüş Mossad günlerinde; bu ülkelerin biri hariç (Sudan) hepsi İsrail'e dost bilinen ülkeler... Görev yerleri arasında adı geçmediği halde bir keresinde İran'a da yolu düştüğü anlaşılıyor Ross'un...

1993 yılı... 'İşadamı' görüntülü bir İngiliz ile Kanadalı önce Tahran'a gelmişler... Otele yerleştikten sonra iş görüşmesi yapacakları İranlı şirkete gitmişler... Yeniden otele döndüklerinde kısa dalga radyo yayınına kulak verip Tel Aviv'deki Mossad karargâhından tâlimat almışlar... Aldıkları tâlimata uygun ikiye ayrılıp her biri ayrı yöne doğru yola çıkmış... Ross'un hedefi nükleer araştırma yapılan bir bölgeymiş; oradan aldığı toprak numunelerini yedek ayakkabısının topuğunda İran dışına nasıl çıkardığını anlatıyor anılarında...

Mısır'ın yargıladığı al-Attar ile anılarını yayınlayan Ross'la gündeme tırmanan Kanada, daha önce de Mossad konulu bir başka olaya sahne olmuştu. Victor Ostrovsky adlı İsrail'den Kanada'ya göçmüş bir ailenin çocuğu, 1990 yılında çıkardığı 'By Way of Deception' (İhanet Çemberi) adlı anılarında İsrail adına nasıl casusluk faaliyetleri yürüttüğünü ayrıntılarıyla anlatmıştı.

Gerçi Ross da kendinden önceki Ostrovsky gibi anılarını Mossad'tan izin almaksızın yayımladı, ama ikisi arasında belirgin bir fark var: Ostrovsky Mossad'tan da İsrail'den de büyük hayal kırıklığına uğramıştı ve öğrendiklerini anlatmada çok cesur davrandığı biliniyor... Ross ise, kendisini vatandaşlığa kabul eden İsrail konusunda da, uzun yıllar çalıştığı Mossad'ın faaliyetleri hakkında da o kadar karşıt bir tavra sahip değil...

İsrail gazetesi Ha'aretz Mossad kaynaklarına danışarak Ross'u ve anlattığı hikâyelerin doğruluk payını öğrenmeye çalışmış. "Evet, öyle bir Kanadalı vardı" demişler (İlk ismi Jonathan'mış adamın), "Ancak dost ülkelere dönük çalışan bir 'savaşçı'ydı (İngilizcesi 'combatant'), görevinin hedef ülkelerle bir ilgisi yoktu..." Mossad'a göre, Ross'un İran hikâyesi 'uydurma' imiş...

Ross'un ağzındaki baklayı çıkarmaya karar vermesinin yaşadığı altüst oluşla bir ilgisi var: Karısından boşanmış, çocukları kendisine yabancılaşmış, İsrail'de yaşayamaz hale gelmiş...

Ostrovsky... Al-Attar... Ve şimdi de Ross... Arada bir de CIA tarafından kaçırılıp Suriye'ye teslim edilen Kanada vatandaşı Maher Arar var... Casusluk faaliyetleri açısından ilginç bir ülke Kanada...

Arada sırada Türk gazetecileri ülkeye dâvet eder İsrail; bazı meslektaşlar şu sırada bir İsrail turunda. Daha çok yurtdışında görevli Türk gazetecileri çağırmışlar... Yazacaklarını ilgiyle okumaya hazırlanıyorum; özellikle şu sıralar ABD medyasında gündemden düşmeyen Ross ve al-Attar konusuna getirecekleri açılımlar bakımından...

Yeni unsurlar öğrenirsem, yazarım...

yenişafak



Bu yazı 545 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 17 Eylül 2012 Hem okudum, hem de yazdım
    • 4 Eylül 2012 CIA başkanı neden geldi?
    • 16 Temmuz 2012 Vicdanım buna da elvermiyor
    • 2 Temmuz 2012 Suriye nasıl bir ülke, Suriyeliler nasıl insanlar...
    • 21 Mayıs 2012 Bir geziden ilk notlar
    • 15 Mayıs 2012 ‘Yeni CHP’ nihayet sözcüsünü buldu
    • 16 Nisan 2012 Hangi patron, hangi yönetici, hangi yazar içeri alınır?
    • 23 Mart 2012 Ben demedim, o dedi
    • 13 Mart 2012 Köşemi bugün Cumhurbaşkanı Gül’e bırakıyorum
    • 9 Mart 2012 TR325 kodadlı becerikli uzman...
    • 20 Şubat 2012 ‘Operasyon’ diye ben buna derim
    • 30 Ocak 2012 Davos’ta Türkiye dersi
    • 27 Aralık 2011 Bu yılın Cumhurbaşkanlığı büyük ödülü...
    • 12 Aralık 2011 Ak Parti üzerine hesaplar
    • 9 Aralık 2011 Gül vetoya ne zaman karar verdi?
    • 14 Kasım 2011 Kriz çıkaranlar gidiyor, ama yerlerine gelenler de yabancımız değil
    • 24 Ekim 2011 Kaddafi’nin son demleri...
    • 3 Ekim 2011 Dr. Sallaso’nun kunduzunun izinde
    • 29 Ağustos 2011 Ben meraklı bir insanım, özür dilerim
    • 26 Ağustos 2011 Bütün kepazeliklerin anasını açıklıyorum

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,648 µs