En Sıcak Konular

Şamil Tayyar


Şamil Tayyar
0 0 0000

Yeşil kılıklı ağabeyler



Uzun ince bir yoldayız. Ama dikkatli olmalıyız. Hrant Dink cinayetinin hemen ardından 21 Ocak günü yayınlanan yazımın başlığı şöyleydi: Türkiye yeni cinayetlere hazırlıklı olmalı. Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde Türkiye’yi kaotik ortama sürüklemek isteyenlere karşı tedbirli olmak gerektiğine işaret ettim. Dink cinayeti sorgulaması da gösterdi ki, karanlık şahısların ‘derin’ bağlantıları, şüpheci yaklaşımı haklı kılmaktaydı.

8 Nisan tarihli yazımda Dink cinayeti sorgulamasındaki ‘ağabeyler’ Erhan Tuncel, Coşkun İğci ve İhsan Kasap’a dikkat çektim. Biri polis, biri jandarma, biri de MİT muhbiriydi. 1 Nisan tarihli yazımda yer verdiğim BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’nun ‘Bizim tarlayı çok önceden sürmüşler’ şeklindeki itirafı ise gözden kaçan önemli bir ayrıntıydı.

Medya üzerinde pek durmadı ama TBMM Başkanı Arınç’ın MİT ziyareti de bu çerçevede değerlendirilmelidir. Burada ilk defa yazıyorum: MİT brifingini isteyen Arınç’tı. Yetkililere çok açık sordu: ‘Çok hassas bir dönemden geçiyoruz. Güvenlik açısından bir tehlike var mı?’ ‘Hiçbir tehlike yok’ dediler. Arınç, toplantı sonrası yakın çevresine brifingi şöyle yorumladı: ‘Çok iyi hazırlanmışlar. Cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili hiçbir problem görünmüyor.’

Hiç de öyle olmadı. Adaylık süreci başlar başlamaz Malatya’daki vahşet yaşandı. Mahir Kaynak’ın dediği gibi ‘planlı cinayet’ olduğu anlaşılıyor. Ortaya bir ‘ağabey’ daha çıktı: Emre G. Bu olaylar zinciri, karanlık dünyanın çok sayıda ağabeye sahip olduğunu gösteriyor.

Ağabey kültürünün nasıl yeşerip serpildiğini daha iyi anlamak için sizlere yeni bir karakteri tanıtacağım. Aslında ilgilileri için bildik bir isim: Tolunay Bostancı. Bir nevi 2007 model ‘Yeşil.’

Kim bu adam?

Ankara’da Şubat 2005’de EMEP Genel Merkezi, Nisan 2006’da Ülkü Ocakları Derneği basıldı, iki kişi yaralandı. Polis, iki olayla ilgili Tolunay Bostancı’yı gözaltına aldı. Bostancı iddiasına göre, Ülkü Ocakları’ndan bir yöneticinin 4 milyar lira vereceği sözüyle EMEP’i basmış, karşıdan 700 milyon lira alınca Ülkü Ocakları’na yönelip bir kişiyi vurmuştu.

Bostancı, Ankara 7. Asliye Ceza’da yargılandı. Ancak nüfusa kayıtlı değildi. Mahkemenin talebi üzerine, Nüfus İşleri Genel Müdürlüğü Bostancı’yı nüfusa kaydedip cüzdan verdi. Yeni ismi Tolunay Çiçek, baba adı Fevzi, nüfusa kayıtlı olduğu yer Kahramanmaraş Pazarcık Çiçek Köyü’ydü.

Yeni cüzdanını beğenmedi. Dedi ki ‘Benim soyadım Bostancı, baba adım Abdullah, Sivas Şarkışla doğumluyum, Kahramanmaraş’la hiçbir ilgim yok. Ancak ‘Tolunay Çiçek’ olarak yargılanmaya devam edildi, sonra da tahliye oldu.

Dışarı çıkınca boş durmadı, Gazi Üniversitesi’nde ‘saçları uzun’ diye bir öğrenciyi vurdu. Bu olaydan dolayı aranırken, 7 Kasım 2006 günü Kızılay’da bir kahvede kendisini yakalamaya çalışan cinayet masasında görevli Başkomiser Erkan Ataman’ı vurarak öldürdü.

Şimdi ömür boyu hapis cezasıyla Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanıyor. Kimliğine dair verdiği bilgiler mahkemeyi şaşkına çevirdi. Mesela; Ankara Anıttepe Lisesi’nden 1997’de mezun olduğunu söyledi. Mahkeme, bu bilgiyi teyit için lise yönetimine sordu, ‘Hayır, böyle bir mezunumuz yok’ yanıtını aldı.

Fakat o, mahkemeyi şaşırtmaya devam ediyordu: ‘Gazi olayından sonra BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın ofislerinde emniyet yetkilileriyle karşılaştım. Ama gözaltına alınmadım. Birçok suç işledim, emniyet sağ olsun göz ardı etti. 1999’dan beri Ankara’da çifte tabanca ve zaman zaman el bombasıyla gezdim. Kimse yakalamadı. Bu tesadüf değildir.’

Mahkeme Başkanı Mustafa Danışan, kimlik bu kadar karışık olunca şu soruyu yöneltti: ‘Başka cinayetin var mı?’ Cevabı meydan okur gibiydi: ‘Bilemem, araştırın bulun.’

İlginç bir ‘ağabey’ portresi değil mi?

Uzun ince bir yoldayız, dikkatli olmalıyız

Maalesef yurdumuz ‘ağabey’ kaynıyor. Yıllarca Mahmut Yıldırım ismini kullanan Ahmet Demir’in (Yeşil) ‘terminatör’ gibi nice canlara kıydığı malum. İtirafçılardan devşirme diğer yeşil tonları saymaya kalksak kabarık bir liste oluşur. Sadece 2007 başından bu yana aradan geçen 4 ayda ‘4 ağabey’ ile tanıştık. Görünen o, bu ‘ağabey kültürü’ giderek derinlere kök salmış. Dink cinayeti ve Malatya vahşeti, bu yönüyle de ele alınmalıdır.

Şükür ki, artık insanımız hemen infiale kapılmak yerine ‘acaba’ sorusuna yanıt arıyor. Eskisi gibi eylemlerin ambalajına değil perde gerisine bakıyor. Ama kimi zaman başarıya ulaştıkları gerçeğini göz ardı edemeyiz. Dink cinayetinde olduğu gibi. ‘Hepimiz Ermeniyiz çünkü’ gibi ayrıştırıcı ve ötekileştirici sloganlarla toplumun birleşme yerlerinin kanatıldığına hep birlikte tanık olduk.

İçimizdeki bu ‘Yeşiller’i temizlemeden, ‘ağabey kültürünü’ tarihe gömecek şeffaflığa ulaşmadan, sorgulayıcı hukuk devleti anlayışını hakim kılmadan ve demokrasiyi içselleştirmeden bunların üstesinden gelinemez.

Uzun ince bir yoldayız. Ama dikkatli olmalıyız.

star



Bu yazı 217 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 15 Ağustos 2012 Hüseyin Aygün vakası
    • 8 Ağustos 2012 Atatürk yaşasa ismini değiştirir miydi?
    • 1 Ağustos 2012 Hatay’da neler oluyor?
    • 30 Temmuz 2012 Suriye’ye PKK operasyonu
    • 25 Haziran 2012 Vurulan jet değil çünkü...
    • 18 Haziran 2012 Başbakan’ın başka seçeneği yok
    • 14 Mayıs 2012 Kim bu üst komutanlar?
    • 7 Mayıs 2012 CHP’de derin çatışma
    • 28 Mart 2011 Kalemim size emanet
    • 16 Mart 2011 Arşiv bir açılsa görürsünüz
    • 9 Mart 2011 Sen de yoğunlaş, koçum benim
    • 7 Mart 2011 Ergenekon’da neler oluyor?
    • 4 Mart 2011 1 Mart operasyonu
    • 23 Şubat 2011 Olmadı sayın Bakan
    • 22 Şubat 2011 O mektubu kim verdi?
    • 18 Şubat 2011 Kılıçdaroğlu-Yalçın pazarlığı
    • 16 Şubat 2011 Yeni Türkiye nasıl kurulacak?
    • 7 Şubat 2011 CHP’yi yıkmaya mı geldi yoksa?
    • 4 Şubat 2011 Böyle terbiyesizlik olmaz
    • 28 Ocak 2011 Asılacakların listesi

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,763 µs