En Sıcak Konular

Fehmi Koru


Fehmi Koru
0 0 0000

Aman, Çankaya'yı kaybetmeyelim…



Şu cumhurbaşkanlığı tartışmalarında ne kadar boş şeyler konuşuluyor.

Ne zaman konu açılsa, birileri, ağlamaklı bir sesle “Çankaya'yı kaybetmek” diye başlayan bir cümle mutlaka kuruyor. Daha ilk iki sözcüğüyle bile, her sözcüğün içerdiği anlam açısından, boş mu boş bir tartışmaya kapı aralayan bir cümle bu…

“Çankaya'yı kaybetmek” ne demek? Kim ne zaman kazanmış da Çankaya'yı, şimdi kime kaybediyor? Cumhurbaşkanlığı seçiminin yapılması bir 'kayıp'a yol açacak ise, hayli gecikmeli bir ağlaşma bu; çünkü cumhurbaşkanının bu Meclis tarafından seçileceği 3 Kasım 2002 tarihinden belliydi…

Bir kayıp söz konusuysa, o kaybın tarihi 2002'dir, bugün değil… Bize sadece “Geçmiş olsun” demek düşüyor…

Kast edilenin ne olduğunu elbette anlıyorum: Atatürk'ün makamı olarak bakılıyor Çankaya'ya ve Ak Parti içerisinden birinin oraya çıkması bazılarınca 'kayıp' olarak görülüyor. Ancak Atatürk'ün toplum belleğine kazınan makamı o kadar yüksek ki, kendisinden sonra gelen dokuz cumhurbaşkanının her birine aynı gözle bakanlar daha önce de çıkmıştı. İsmet İnönü ve Celal Bayar gibi “Atatürk'ün arkadaşı” olan isimler Çankaya'dayken de bugünküne benzeyen muhabbetler edilebiliyordu. Bayar ve arkadaşları yıllarca İnönü'yü Çankaya'ya lâyık görmediler; oraya Bayar çıktığında da benzer bir tavrı İnönü ve CHP kadrosu benimsemedi mi?

O açıdan da, eğer bir 'kayıp' söz konusuysa, Atatürk'ün öldüğü gün yaşandı o kayıp…

Hem sonra, Atatürk'ün işgal ettiği makamlar cumhurbaşkanlığından ibaret değil ki… Atatürk, İstiklal Savaşı'nı yürüten Büyük Millet Meclisi Hükümeti'nin başkanı sıfatını taşıdı hayli zaman; yani başbakandı. Cumhurbaşkanı seçilmeden önce Büyük Millet Meclisi'nin başkanı olduğunu da biliyoruz. Ak Partili birini Atatürk'ün koltuğuna lâyık görmeyenler, başbakanlık ve TBMM başkanlığı koltuklarında beş yıldan beri Ak Partililerin oturduğunu unutuyorlar… Ahmet Necdet Sezer'in yurtdışına gittiği günlerde, cumhurbaşkanlığı makamına Ak Partili TBMM başkanı vekâlet etmiyor mu?

'Kayıp' tespitlerine asla katılmıyorum, ama “Çankaya'yı kaybetmek…” muhabbeti yapanların savlarının iler tutar bir yanı olmadığını çok iyi biliyorum. Atatürk'ün vefatından hemen sonra başlayan bir tartışmayı her cumhurbaşkanı seçiminde tekrarladıklarını onlar fark etmiyor olabilir, ama yaptıkları tamamen bu…

Kuralı bir daha hatırlayalım: Cumhuriyet sistemiyle yönetilen ülkelerde seçimle gelinen bütün makamlar cumhurdan destek gören siyasîler tarafından işgal edilir. Bu insanların siyasî kimliklerinin birbirine bütünüyle benzemesi beklenmez; monarşilerde bile tahtta şimdi oturan sultan/emir/kral/kraliçe kendisinden önce aynı tahtta oturan babasının/kardeşinin tıpatıp kopyası olamaz ki? Kraliyet sistemlerinde tahtta oturanın aynı kanı taşımasına, aile bağına bakılır; Cumhuriyet ise makamların kanbağı aranmaksızın işgal edildiği rejimin adıdır.

'Cumhuriyet ideolojisi' adına resmen 'Cumhuriyet-karşıtlığı' yapanlar var ülkemizde; Cumhuriyet-öncesi değerler sisteminin kalıntılarını günümüzde hortlatmak istiyorlar. 'Gericilik' ('irtica') bir endişe kaynağıysa hâlâ, esas bu tür 'irtica' ile mücadele edilmesi gerekiyor… Türkiye, nitelikleri anayasada açıkça belirlenmiş bir Cumhuriyet'tir ve kimin, nasıl cumhurbaşkanı olacağı, kimler tarafından, hangi usule uygun olarak seçileceği yine anayasada belirlenmiştir.

Aman ne yapıp edelim ve Türkiye'yi monarşilerden bile geri bir sisteme götürmeye çalışan 'Cumhuriyet-karşıtı' gerici ideolojiyi savunanlara Çankaya'yı kaybetmeyelim…

Yenişafak



Bu yazı 320 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Eylül 2012 Ak Parti kongresinin düşündürdükleri...
    • 28 Eylül 2012 Yalan dünya, hem de ne yalan
    • 23 Eylül 2012 Tartışma sağlık alametidir
    • 20 Eylül 2012 Darbeler, CHP ve Deniz Baykal...
    • 18 Eylül 2012 CHP’nin özrünün anlamı
    • 16 Eylül 2012 Hayasızca saldırının düşündürdükleri
    • 11 Eylül 2012 O da bir gün bitecek...
    • 9 Eylül 2012 Ne olur, ne olamaz...
    • 6 Eylül 2012 Suriye politikasına yeniden bakmak
    • 29 Ağustos 2012 Türkiye Pakistan, Hatay da Peşaver değil...
    • 26 Ağustos 2012 Hayatları oyun
    • 19 Ağustos 2012 Orhan Pamuk tiksiniyormuş, ben acıyorum...
    • 14 Ağustos 2012 Milletvekili neden kaçırılır?
    • 12 Ağustos 2012 ‘Yeni gazetecilik’ denen şey
    • 9 Ağustos 2012 Tuzak varsa tedbir nerede?
    • 3 Ağustos 2012 Komutan tanıklık yaptı
    • 31 Temmuz 2012 Abdullah Gül ‘yeniden’ ha, gerçekten mi?
    • 24 Temmuz 2012 Kılıçdaroğlu siyaseti kirli (mi) görüyor
    • 18 Temmuz 2012 CHP’nin Ak Parti açmazı
    • 17 Temmuz 2012 CHP makas değiştirirken...

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,209 µs