En Sıcak Konular

Ali Bayramoğlu


Ali Bayramoğlu
0 0 0000

Özden'in günlüğe düştüğü önemli not...



Son bir ayda ülkede arka arkaya "skandal" kuvvetinde gelişmeler yaşandı. Ne var ki hemen hepsi bir iki gün içinde "sorun" olmaktan çıkıp, sıradanlaştı. Zira başta basın olmak üzere tüm aktörler, "bilgi ve belge"nin kendisinden çok "nereden ve nasıl geldiğine", bu gelişin, sızmanın arasında yatan "iktidar çatışmaları"na yöneldi.

Böyle olunca bilgi ve belgeler içinde önemli ayrıntılar gözden kaçtı ve tartışılmadı…

Örneğin, emekli Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden Örnek'in günlükleri bu açıdan son derece zengin bir malzeme sunuyordu.

Günlüklerin bir yerinde Örnek, darbeden vazgeçme nedenlerini şöyle anlatıyordu:

"Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman tüm orduları dolaşmış ve tüm or ve kor rütbesindeki subaylar ile görüşmüş. Aldığı intiba şöyle: Herkes durumdan rahatsız ve gidişi beğenmiyor. Ama kimse bu gidişin bir darbe ile düzeltilmesini istemiyor…"

Açıkçası ilginç ve önemli bir not bu…

Orduda en azından o dönemde "alt"ın değil, "üst"ün kaynadığına işaret ediyor…

Dahası darbe ve müdahale fikrinin yaşadığı muhtemel bir meşruiyet kırılmasını ifade ediyor.

Malum, Türkiye'de askeri vesayet sistemi devlet iktidarı ile siyasi iktidarı birbirinden kesin çizgilerle ayıran, darbelere ve müdahalelere doğal zemin oluşturan bir modeldir.

2002 yılı bu modelde büyük kırılmalar yaşanmasına tanık oldu. Bir yandan ordunun devlet alanı içindeki özerk konumunu daraltan yasal reformlar, diğer yandan siyasi iktidarın Kıbrıs gibi devlet alanı içine hapsolmuş kimi sorunlara el atmaya başlaması, bu kırılmaların özünü oluşturdu.

Bu kırılma sürecini mümkün kılan dört faktörden söz etmek mümkün:

1. Yasal değişiklikleri ve sistemin askerî güçten arındırılmasını meşru ve kaçınılmaz kılan AB süreci.

2. Siyasi iktidarın kendi alanını korumak ve sahiplenmek konusundaki kararlılığı ve cesareti.

3. Başta büyük sermaye ve medya olmak üzere ekonomik ve toplumsal merkezlerin "sivilleşme" sürecini aktif olarak destekleyip, buna karşı çıkan kimi askeri aktörleri meşruiyet zemininden yoksun bırakacak aktif bir tavır takınmaları.

4. Gerek bu koşullar gerek Ortadoğu'da değişen dengeler, gerekse yeni güvenlik mülahazaları ve güç değerlendirmelerinin zorunlu Türkiye-ABD ilişkilerinin aldığı yeni biçim çerçevesinde Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde yeni verilere uyum sağlamak çabası.

Bu etkiler, özellikle yeni uluslararası ve bölgesel güç dengeleri, güvenlik tanımı, asker rolü, asker-sivil ilişkileri, askerî diplomasinin askerî güç karşısındaki önemi, gibi temel konularda "askerî bünyede bir değişim dalgası"na yol açmıştır.

Gerçekten de yeni denge koşullarında Türk ordusunun bölgede "caydırıcı güç" olma özelliği, Irak, Kıbrıs gibi konularda "güç kullanma politikalarına dayanan sert caydırıcı söylemleri" kendiliğinden esnemek zorunda kaldı…

Koşullar gücü korumak için gerekli olan aracın "güç"ten çok "siyaset-diplomasi-esneklik", yani koşullara uyum sağlamak, bu koşulları başka yollardan lehe çevirmek olduğunu göstermeye başladı.

Bu çerçevede ordu içinde askerin durumu ve rolünün yeniden tanımlanması, bu rolün sadece güç faktörü üzerine değil, aynı zamanda siyasi esneklik unsuruna dayanmaya yüz tutması önemli bir gelişmedir. Zira bunlar olduğu oranda ordunun siyasete ve kendisine bakışı müdahale mantığı dışında da bir kanala sahip olmuştur.

Özden Örnek'in günlüklerindeki önemli not, bu gelişmenin göstergelerinden birisi kabul edilebilir…

Kanımız odur ki ordu, kendi bünyesi içinde, tümüyle askeri mülahazalarla bir değişim mekanizmasını harekete geçirmeye hazırdır ve geçirmek zorundadır.

Ve bu mekanizma sivilleşme sürecinin itici güçlerinden birisini oluşturacaktır…


 
yenişafak



Bu yazı 322 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 15 Eylül 2012 Sorgulama vakti...
    • 28 Ağustos 2012 Kürt sorununda yeni safha...
    • 25 Ağustos 2012 Kürtlerin şiddeti...
    • 30 Haziran 2012 Anter'in katili yaşlanmış mı?
    • 12 Mayıs 2012 Solun şiddetle hesaplaşması
    • 3 Mayıs 2012 Yeni Türkiye'nin doğum belgesi...
    • 21 Şubat 2012 Dink davası ''sil baştan''...
    • 18 Ocak 2012 İkinci cinayet zamanı
    • 17 Ocak 2012 Hrant'a sözüm var...
    • 21 Aralık 2011 Soykırım ve yasa
    • 3 Aralık 2011 Dönme dolap...
    • 30 Eylül 2011 Yazıcıoğlu ve jandarma...
    • 8 Eylül 2011 Aydının şiddetle sınavı...
    • 1 Ağustos 2011 İstifaların anlamı ve yarını: Pek iyi...
    • 28 Temmuz 2011 Parlamentoda bir terörist...
    • 5 Temmuz 2011 Futbolda temizlik, ülkede temizliktir
    • 10 Haziran 2011 Yeni CHP ha! Hadi oradan...
    • 24 Mayıs 2011 MHP'de yaşananlar ve perde arkası
    • 19 Mayıs 2011 Askere ''leş'' toplatmayan generaller iş başında
    • 19 Nisan 2011 Militarist-ulusalcı batak...

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    7,597 µs