En Sıcak Konular

İbrahim Karagül


İbrahim Karagül
0 0 0000

Şiiler'in isyan zamanı geldi!



Basra Körfezi'nde tansiyonun alabildiğine yükseldiği, İran-ABD krizinin kontrol edilebilme çizgisini geçmek üzere olduğu bir dönemde Arap Birliği'nin Riyad'daki zirvesi son derece önemliydi. Bir tarafta savaş rüzgarları eserken diğer tarafta Sünni ülkeler Filistin için bir barış inisiyatifini ele aldılar. Türkiye'nin zirvedeki ağırlığı ise, geleceğin Ortadoğu denklemine ilişkin çarpıcı ipuçlarını içerir nitelikte oldu.

Açılış konuşmasını Başbakan Tayip Erdoğan'ın yapması, bölgesel krizlere, bölünme senaryolarına ve mezhep krizine ilişkin uyarıları hepimizin ortak kaygılarını yansıttı. Türkiye'nin bölgedeki nüfuz alanını alabildiğine genişletmesi, bölgesel kararlarda temel aktör haline gelmesi, Suudi Arabistan ve Mısır gibi güçlerle beklentileri aşacak nitelikte yakınlaşması bir tarafa, 15 İngiliz askerin esir alınmasıyla tırmanan krize müdahale etme, en azından arabuluculuk yapma, Türk diplomatların esirlerle görüşme ihtimalini ortaya çıkarak girişmelerde bulunma potansiyeli, etkinliğinin sadece Sünni ülkeler üzerinde değil, yakın ilişkiler içinde bulunduğu İran üzerinde de var olduğu izlenimini oluşturuyor.

Şimdi zirveye ve bölgesel durumu daha net ifadelerle bakalım.

1- 2002 yılında hazırlanan Arap Barış İnisiyatifi tekrar gündeme geldi. İsrail'in 1967 sınırlarına çekilmesi, mülteci sorunları dahil olmak üzere Filistin sorununda barış kapısının aralanması hedefleniyor. Beyrut Zirvesi'nde kabul edilen ancak İsrail'in o zaman tanımadığı, öneriyi boşa çıkarmak için Filistin'e saldırılarını yoğunlaştırdığı inisiyatif bu sefer başarılı olur mu? Ve neden şimdi? Çünkü; ABD, İngiltere ve İsrail'in önceliği İran haline geldi. Bu güçler, İran'a karşı bölgesel destek bulabilmek için Filistin'i kart olarak kullanıyor ve bu ülkeleri ikna etmeye çalışıyor. Sünni Arap ülkeler ise, Filistin meselesinde aşama kaydederek aslında istedikleri desteği ABD'ye vermenin yolunu açıyor. Çünkü onlara göre İran bir şekilde kontrol edilmeli, Şii yayılması dizginlenmeli.

2- Zirve üzerinde iki senaryo var. Karamsar senaryo: Bölge ülkeleri Suriye, Hizbullah ve Hamas'la İran arasındaki yakınlığı kırmak istiyor. Bu güçlerin ABD'ye karşı tutumunu yumuşatmaya çalışıyor. Yani ABD'nin düşmanlarını bir şekilde etkisizleştirme çabası. Umutlu senaryo ise, bu ülkeler, tarihsel bir fırsat doğduğunu, bu fırsat kullanarak Filistin meselesine bir açılım sağlayabileceklerini, barış yönünde adımlar atılabileceğini, hazır İran krizi varken ABD ve İsrail'in barış yönünde daha istekli olacağını düşünüyor. Her iki halde de, temel yaklaşım, İsrail'le ilişkilerin tamamen normalleştirilmesini içeriyor.

3- Sünni ülkelerin ABD lehinde yakınlaşması, Türkiye her ne kadar dirense de, İran karşısında bir güç blokunun ortaya çıktığına işaret ediyor. Bu blokun, olası ABD-İran hesaplaşmasında kimin yanında duracağını söylemeye gerek yok. Tansiyon yükselirken, Basra Körfezi'nde karşılıklı gövde gösterileri yapılırken Riyad'daki zirveyi ileriye dönük öngörülerle birlikte değerlendirmek çok önemli. Yarının Ortadoğu'sunda nükleer İran'a karşı bir Sünni blok oluşturulacağını söylemek abartı olmayacak. Bu da tarihsel bir bölünmenin, bölgesel anlamda derin bir yırtılmanın habercisi.

4- Moskova, İran'a saldırı olması durumunda bir medeniyet çatışması yaşanacağı konusunda ABD'yi uyardı. Irak işgali sırasında da bu tartışılmıştı. 1996'da Samuel P. Huntington'un ifade ettiği tez yeniden tartışılır oldu. ABD, İran'a müdahalenin böyle anlaşılmaması için bölgesel destek için yoğun çaba harcıyor.

5- Basra Körfezi'nde 2003'den bu yana en büyük tatbikatını yapan ABD ve müttefikleri şimdi İran'a karşı kara ve hava saldırısı hazırlığı yapıyor. ABD askerleri İran sınırında yoğunlaşırken, uçak gemilerinin yanısıra hava unsurlarına ilişkin yığınak artıyor. Körfez ülkeleri, olası saldırı durumunda İran'ın kendilerini vuracağından kaygılı.

6- 15 İngiliz askeri serbest bırakılmazsa, kriz gerçekten kontrol edilemeyecek hale gelecek. Ancak İran, uyarılardan çok kendi önceliklerine göre hareket ediyor.

7- NATO eski komutanlarından Wesley Clark Pentagon'da kendisine söylenen bir cümleyi tekrar hatırlatıyor: “Beş yıl içinde yedi ülkeyi alacağız. Irak, Suriye, Lübnan, Libya, Somali, Sudan ve İran…” Beş yıl geçti bu söz üzerinden. Söz konusu ülkelerde neler olduğunu hep birlikte görüyoruz.

8- Yeniden 1920'lere dönelim: 1917'de İngiliz işgaline önce destek veren Şiiler, 1920'de yani üç yıl sonra İngilizlere karşı direnişe başlamıştı. Irak işgalinin üzerinden dört yıl geçti. ABD ve müttefikleri İran'ı sıkıştırmaya devam ederse, Şiiler bu sefer ABD'ye karşı ayaklanacak. Bir önceki krizde Hizbullah devreye girdi. Şimdi Irak'taki Şiilere görev düşecek. Ve muhtemelen Muktada Sadr'ı başrolde göreceğiz!


yenişafak



Bu yazı 67 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 20 Nisan 2012 Türk-Kürt-Sünni..
    • 30 Mart 2012 Suriye satrancı, İsrail'e askeri üs
    • 16 Şubat 2012 En tehlikeli ihtimal: Ya savaş tersine dönerse!
    • 10 Şubat 2012 Hesaplaşma: Kim kimi tasfiye edecek?
    • 2 Aralık 2011 Bitti Esad, gerçekten bitti..
    • 18 Kasım 2011 Artık, Suriye ile savaş halindeyiz!
    • 9 Eylül 2011 Evet, Tahrir'de konuş! Tarihi değiştir! De ki...
    • 18 Ağustos 2011 İran-Suriye ve PKK: O 'kart' yine masada..
    • 10 Ağustos 2011 Altı saat ne konuştular?
    • 27 Temmuz 2011 Ölüm koalisyonu Haçlı savaşçıları..
    • 22 Temmuz 2011 Avrupa Birliği parçalanıyor..
    • 29 Nisan 2011 Cuma, öfke, kan...
    • 10 Şubat 2011 Barış beklerken savaş gelmesin!
    • 31 Aralık 2010 Bir casusa bu kadar para veriliyor mu!
    • 29 Aralık 2010 İki not ve bir kirli ittifak!
    • 24 Eylül 2010 İsrail-PKK bağlantısı bu işi bozabilir mi?
    • 3 Şubat 2010 Bu toplantı hiç de hayra alamet değil!
    • 17 Aralık 2009 İran-Suudi savaşına doğru mu gidiyoruz?
    • 8 Aralık 2009 Reşadiye'den kim ne mesaj veriyor?
    • 28 Ekim 2009 Birileri tarih yapıyor, bunu kimler yazacak?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,998 µs