En Sıcak Konular

Deniz Ülke Arıboğan


Deniz Ülke Arıboğan
0 0 0000

Hukuk devleti ve polis  



Bir ülkede en hararetli sohbet konusu insanların yolda giderken nasıl kapkaça maruz kaldığı, evlerine giren hırsızın neleri çaldığı, kimin tecavüze uğrayıp, hangi zavallının öldürüldüğü haline gelirse, o ülkedeki en temel sorunun asayiş problemi olduğu ortaya çıkar. Güvenlik ve düzen sağlanamayan bir yerde, ne demokrasiden, ne insan haklarından, ne gelişmeden ne de gelecekten söz etmek mümkün değildir. İnsanların kendilerini kale surları gibi inşa ettikleri bahçe duvarları ardında güvenliğe alabildikleri, belirli bir saatten sonra yollarda rahatça dolaşamadıkları, arabalarını park ettikleri yerde bulamadıkları, çocuklarını güvenle okullarına yollayamadıkları bir ülkede, ne genel seçim sonuçlarının, ne de cumhurbaşkanlığı makamının kimin tarafından doldurulduğunun bir önemi kalır. Orman yanarken kralın kim olduğunu sorgulamak manasızdır.

Polis gücü, devlet mekanizmasının en önemli ayaklarından birisidir. Polisin yetkili, kudretli ve maharetli olması, asayişin sağlanabilmesi adına bir önkoşuldur. Ancak bir devlet anlayışında polisin egemenliği ile devletin egemenliği bakımından polisin etkinliği arasında fark bulunur. Güvenliği sağlamış bir devlet ile güvenlik devleti farklıdır. 17. ve 18 yüzyılların kara Avrupasının üretimi olan polis devleti (Polizeistaat) anlayışı, bugünün demokratik hukuk devleti ilkeleri içerisine yerleştirilemez. Zira bir polis devleti, kamunun refahı ve selameti adına kişilerin hak ve özgürlüklerine de müdahale ederek her türlü önlemi alabilir; onlara çeşitli külfetler yükleyebilir ve tüm bunları yaparken de yargı tarafından denetlenmesi söz konusu olmaz. Hiçbir sınır ve denetim tanımayan böyle bir kamu kudretinin asayişe yönelik ayrı bir tehdide ihtiyaç duymayacağı, aksine bizzat kendisinin, toplumun güvenliğine yönelik asıl tehdit haline dönüşeceği açıktır..

Bir hukuk devletinde ise, devletin tüm işleyişinin belirlenmiş hukuk kuralları çerçevesinde gerçekleşmesi gerektiğinden, vatandaşların temel hak ve özgürlükleri hukuki güvence altındadır. Devletin hiçbir kurumunun yasal bir dayanak olmaksızın bireylere yönelik kısıtlayıcı, zorlayıcı önlemler alması söz konusu olamaz. Hukuk, bireyleri olduğu kadar devletin kurumlarını da bağlar.

Siyaset bilimi terminolojisinde 18. yüzyıl sonlarından itibaren yer bulmaya başlayan hukuk devleti kavramının temel bir hukuk metninde yer alması, ilk kez 1946 tarihli Bavyera Anayasası ile mümkün olmuştur. 1982 Anayasası’nda ise, Türkiye Cumhuriyeti’nin bir hukuk devleti olduğu, değiştirilmez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez maddelerin arasında (2. madde) sayılarak, devletin tüm kurum ve kurallarıyla yargı denetimine tabi olduğu ilan edilmiştir. Polis güçleri bundan muaf olmadıkları gibi, maddenin işlerliğinin teminatıdır; öyle olmalıdırlar.

Son dönemlerde müşterek memnuniyetsizliklerimizin, öfkelerimizin ve hayal kırıklıklarımızın güvenlik teşkilatlarımıza yönelmesi yaygın güvensizlik hissimizden kaynaklanıyor. Hemen her birimizin polisiye bir hikayesi ve polisin yapmadıkları ya da yapamadıklarına ilişkin olumsuz bir fikri var. Bir dokunsanız bin ah işitiyor, ya çantamızı çalan kapkaççının salıverilmesini, ya eli silahlı bir kent eşkıyasına karşı bizi koruyabilecek bir mekanizmanın kalmamasını ya da evde uyurken korkusuzca camdan giren hırsıza karşı şikayete gittiğimiz karakolda duyarsız davranılmasını anlatıyoruz.

Bense size güzel haberler vermek istiyorum. Bu hafta Küresel Katliam Terörizm başlıklı bir panelde konuşmacı olarak bulunduğum Polis Akademisi’nden gururla ayrıldım. Pırıl pırıl gençlerin, donanımlı akademisyenlerce verilen eğitimle nasıl çağdaş ve dünyada olan bitene duyarlı bir yapıya kavuştuğunu gördüm. Uluslararası değişim programlarıyla yabancı öğrencilere de açılan akademide felsefeden, sosyolojiye, iletişimden uluslararası ilişkilere kadar her konu tartışılıyordu. Ben de bir üniversite ortamında bulunduğumdan hiç kuşku duymadan konuştum ve tartışma ortamının düzeyinden duyduğum memnuniyet ve güvenle, suratıma yerleşen kocaman bir gülümsemeyle dolaşmaya başladım. Bir de üstüne 4-1 lik Yunanistan galibiyeti gelince, bu aralar değmeyin benim keyfime!

 
akşam



Bu yazı 226 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 21 Eylül 2012 Düşünce ve ifade özgürlüğünden nefret söylemine
    • 17 Eylül 2012 Ciddi bir temizlik harekatı yapılıyor
    • 31 Ağustos 2012 Terörle mücadele meselesi!
    • 29 Ağustos 2012 Neymiş bu sıfır sorun?
    • 27 Ağustos 2012 Suriyeli mülteciler ve tampon bölge
    • 17 Ağustos 2012 Hüseyin Aygün'ün kaçırılması konusu
    • 13 Ağustos 2012 Türkiye'de iç siyasetin dönüşümü
    • 3 Ağustos 2012 Dünya nereye gidiyor?
    • 4 Temmuz 2012 Kürt sorunu mu?
    • 8 Haziran 2012 Kılıçdaroğlu-Erdoğan görüşmesi
    • 6 Haziran 2012 Suriye'de son tango!
    • 2 Mayıs 2012 Yeni Ortadoğu'nun İsrail'i
    • 20 Nisan 2012 Dış politikada ilkeler
    • 28 Mart 2012 Nükleer Güvenlik Zirvesi ve Suriye
    • 23 Mart 2012 Ekonomik kriz milliyetçiliği besleyecek mi?
    • 21 Mart 2012 Afganistan ne için?
    • 7 Mart 2012 Putin'in üçüncü dönemi
    • 22 Şubat 2012 Xi Jinping Türkiye'de!
    • 10 Şubat 2012 Devlet devletin kurdu mu?
    • 8 Şubat 2012 Suriye sadece iç meselemiz mi?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,869 µs