En Sıcak Konular

Bülent Korucu


Bülent Korucu
0 0 0000

AK Parti'nin şansı, rakipleri



Siyasetin duayenlerinden TBMM eski Başkanı Hüsamettin Cindoruk'un NTV'de dile getirdiği, 'Başbakan Tayyip Erdoğan, sabıkalı olduğu için Köşk'e çıkamaz' tezi fazla taraftar bulmadı.
Doğrusu, hukuku ve siyasete bel altı vuruşların zararlarını iyi bilen bir politikacının çıkışı şaşırtıcı oldu. Cindoruk, Yargıtay eski Başsavcısı Sabih Kanadoğlu'nun 'cumhurbaşkanlığı seçiminde toplantı yeter sayısı 367'dir' ısrarını 'zühul' olarak tanımlarken kendisi aynı duruma düştü. Cindoruk, anayasa değişikliği, güvenoylaması gibi bütün nitelikli çoğunluk aranan oylamalarda oturumu açmak için 'toplantı yeter sayısı' ile yetinildiğini, cumhurbaşkanlığı seçiminin de farklı olmayacağını kayıtlara geçirdi.

Cindoruk'un 'sabıkalı' çıkışının hukuki ve siyasi analizini ayrı ayrı yapmak gerekiyor. Ceza Kanunu'nda yapılan değişikliklere paralel olan önceki hükmün sonuçları da ortadan kalkar. Bugün suç olmayan bir eylemden alınmış bütün cezalar silinir. Önce TCK 312 değişmiş, Erdoğan'ın eylemi suç kapsamından çıkarılmıştı. Ardından 2003'te Milletvekili Seçim Kanunu'ndaki istisna ve onun dayandığı Anayasa'nın 76. maddesi, 'terör suçlarından mahkûm olanlar' şeklinde düzenlenince, Erdoğan 'milletvekili seçilme yeterliliğini' elde etmişti. Düzenlemelere anamuhalefet partisi CHP de destek vermişti. Cindoruk'un dile getirdiği yeterliliği sonradan elde etme kavramı ne metinler, ne de uygulamada olmayan bir durum. Hepsinin ötesinde hukuk mantığına ters. Kanun çıkışından itibaren kazanılmış herhangi bir hakka 'sonradan elde edilmiş' sınırlaması getirilemez. Eski siyasetçinin, sabıkalı nitelemesinde ısrar etmesinin hukuki geçerliliği yok; zira Başbakan katıldığı seçime elindeki 'sabıka kaydı yoktur' yazısı ile girmişti. Başbakan isterse tazminat davası bile açabilir.

Cindoruk'un ikinci hatası Yüksek Seçim Kurulu'nun mahkeme olmadığını söylemesi. YSK, Yargıtay ve Danıştay üyeleri arasından seçilen yüksek yargıçlardan oluşan bir mahkemedir. Ve görev alanı da seçim hukukudur. Verdiği kararların temyizi yoktur. Bu anlamda Anayasa Mahkemesi'nden daha fazla mahkemedir. Zira orada, YSK'nın aksine yüksek yargıç olmayan üyeler de mevcuttur. Anayasa Mahkemesi'nin görev alanı Anayasa'da belirtildiği şekilde, yasama faaliyetleri ve bu faaliyete esas teşkil eden Meclis İçtüzüğü'dür. Sadece kanun ve kanun hükmünde kararnameler anayasal denetime tabidir. Meclis kararları bu denetim kapsamında değildir. Cumhurbaşkanı seçimi de bir karar olarak Anayasa Mahkemesi'nin görev alanı dışındadır. Cindoruk, cumhurbaşkanlığı seçiminin bir içtüzük ihdası olarak algılanıp denetime sokulabileceğini iddia ediyor. Bu kasti faul değilse, TBMM Başkanı Bülent Arınç'ın belirttiği gibi çok açık bir 'zühul'dür.

Olayın siyasi analizine gelince: Benzer çıkışlar AK Parti ve Erdoğan'a zarar vermiyor, bilakis güçlendiriyor. Mağdur ediliyor, hukukun verdiği haklar gasp ediliyor havasının Erdoğan'ın siyasi başarısındaki rolünü kimse inkâr etmiyor. Hatta pek çok AK Parti karşıtı yazar 'böyle yaptıkça adamı büyütüyorsunuz' diye CHP'ye sitem ediyor. Aslında bu portre, mağdurdan 'mağrur'a dönmek üzere. Ve buna da sebebiyet verenler akılsız düşmanlar. Bel altı vuruşlar, 2002 seçimlerinden önce mağdur siyasetçi tablosunu güçlendirdi. Ama şimdiki hukuku zorlama girişimleri sahada yani 'sandıkta yenilemeyecek kadar güçlü' imajını pekiştiriyor. AK Parti çabalasa böyle işine yarar araçlar ve strateji üretemezdi. Rakipleri, Başbakan Erdoğan ve partisinin seçmen tarafından 'rakipsiz' olarak algılanması için her şeyi yapıyor. Seçmenin bel altı vuruşlarından çıkaracağı sonuç şu olacak: Muhalefet, AK Parti'yi sahada yenmekten umudunu kesmiş olmalı ki, masada kazanmanın hesaplarını yapıyor. Bu da Erdoğan ve partisine yapılabilecek en büyük iyiliktir.


zaman



Bu yazı 298 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 28 Eylül 2012 Emri verenle alan bir olur mu?
    • 11 Eylül 2012 Siyasette sonuçsuz arayışlar
    • 4 Eylül 2012 PKK'yı kim cesaretlendiriyor?
    • 3 Ağustos 2012 Özkök Paşa'nın tarihî tanıklığı
    • 31 Temmuz 2012 Kılıçdaroğlu, koltuğunu sağlamlaştırdı
    • 27 Temmuz 2012 Anketler ne diyor?
    • 6 Temmuz 2012 Ahmet Şık, Ahmet Şık'ı yalanlıyor
    • 26 Haziran 2012 Karayılan söyledikleri mi kaçırdıkları mı?
    • 15 Haziran 2012 Özal'ın ölümü aydınlanacak mı?
    • 22 Mayıs 2012 Anayasanın dili
    • 11 Mayıs 2012 Başkanlık Türkiye'de uygulanabilir mi?
    • 8 Mayıs 2012 CHP'de yerel seçim mücadelesi
    • 4 Mayıs 2012 AİHM, mahkemeyi ibra etti
    • 17 Nisan 2012 Balyoz'da acı fren!
    • 27 Mart 2012 Balyoz'a ABD'den destek gelmiş!
    • 16 Şubat 2012 MİT tartışmasındaki toz bulutu
    • 8 Şubat 2012 Dindarların talebi özgürlük
    • 3 Şubat 2012 CHP'liler dama oynuyor
    • 31 Ocak 2012 CHP'de anomali doğumun yan etkileri
    • 20 Ocak 2012 Mahkeme aslında 'örgüt var' diyor

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,685 µs